BİYOFİZİK KİTABI

Biyofizik kitabı

Ülkemizin en kapsamlı ve diş hekimlerine hitab eden en başarılı biyofizik ders kitabıdır. Diş hekimliği öğrencilerine gereksiz ve ertesi gün unutulan tuhaf bilgiler vermek yerine ömürleri boyunca klinikte kullanabileceği değerli ve faydalı bilgiler veren tek kitaptır

Yine arkamdan ittiler.. Böylece bu kitabı yazdım. Buyurun size ön sözünü veriyorum:
Biyofizikçi değilim ama birinin bu kitabı yazması gerekiyordu. Diş hekimliği öğrencilerinin biyofizik eğitimlerindeki eksiği görüp bu eseri kaleme almaya karar verdiğim 2008 yılından beri bir biyofizik hocası ağabeyimi bu ders kitabını yazmaya teşvik ve davet ettim. Eseri benimle birlikte kaleme almayı sevinerek kabul etmesine ve çok istemesine rağmen meşguliyeti sebebiyle bir türlü fırsat bulup yazmaya başlayamadı. Aradan 10 sene geçmişti ve bu kitabı daha fazla erteleyemezdim. Sen tek başına yazarsın dediler. Yazdım. İyi de oldu.

Biyofizik kitabı
Biyofizik kitabı sipariş

Eserin tanımı:
Okuduğunuz bu eser diş hekimi kliniğinde kullanılan birinci derecede gerekli ve önemli biyofizik konularını ele alan ders kitabı niteliğinde hazırlanmıştır. Hedef kitlesi diş hekimleri ve diş hekimliği öğrencileri olup diğer yakın meslek gruplarına da hitap eder. 280 renkli resim, 31 tablo, 29 bölüm, 334 sayfadır. Eserin sonunda tavsiyeler başlığında küçük mesleki öneriler, pratik bilgiler ve diş hekimliği kliniğinde kullanılabilecek cihazların elektronik devre şemaları vermek suretiyle öğrenciyi üretmeye teşvik etmeye çalıştım. Örneğin diş hekimi arzu ederse kendi iyontoforez cihazını yapabilmelidir. Elektronik amatörü diş hekimleri daha ileri devreler yapabilsin diye kendi geliştirdiğim  vitalometre, apeks bulucu, bruksimetre, halitometre, laser sürücü elektronik devrelerinin şemalarını yayınladım. Öğrenciyi tüketmekten kurtarıp üretmeye özendirdim. Eli tornavida tutan diş hekimi bu meslekte daha başarılı olur.

Biyofizik neden gereklidir? Her diş hekimi farkında olsun veya olmasın kliniğinde biyofizik ile iç içe yaşar. Yaptığı uygulamaların önemli bir kısmında biyofizik prensiplerini kullanır. Otoklavda suyun buhara dönüşmesinden tutunuz, kompozit dolguların sertleşmesine varıncaya kadar çok sayıda olay biyofizik esaslara dayanır. Ayrıca vitalometre ve apeks bulucu kullanmak başlı başına derin bir biyofizik bilgisi gerektirir. Laser uygulamalarını, diş beyazlatmayı ve ultrasonik cihaz ile diş taşı temizlemeyi henüz saymadım bile.
Hekimin tıbbi cihazları doğru kullanması ve elde ettiği sonuçları doğru yorumlayabilmesi için biyofizik konusunda donanımlı olması beklenir. En azından fizik kurallarını biliyor olması gerekir. Bu sebeple diş hekimleri için biyofizik bilmek faydalıdır, önemlidir, gereklidir, hatta şarttır.

Bu gün okutulan biyofizik derslerinin içeriği:
Biz diş hekimleri biyofizikle bu kadar iç içe yaşamamıza rağmen fakültelerimizde biyofizik derslerinde öğrenciler fevkalade gereksiz bilgiler ile yüklenmektedir. Diş hekimi unvanı verilecek olan bu gencecik insanlar, her gün kullanacakları ultrasonik cihazların nasıl çalıştığından haberleri bile olmadan mezun olmaktadırlar. Ultrasonik dalgalar yerine pek lazım olmayacak eğik düzlem öğretilmektedir. Diş hekimliği öğrencileri mezun olduktan sonra neredeyse her gün apeks bulucu kullanacak olmalarına rağmen, bunun yerine, biyofizik dersinde Newton’un yasaları veya termodinamik öğretilmektedir. Apeks bulucunun çalışma prensibini ya mezun olduktan sonra cihazın kullanıcı el kitapçığından, ya satıcının ticari söylemlerinden, ya gogıl tırmıklayarak öğrenirler veya mesleki yaşamları boyunca hiç bilmezler.

Vitalometre diş hekimi kliniğinin vaz geçilmez cihazıdır ve klinikte sık kullanılmasına rağmen biyofizik dersinde telaffuz bile edilmez. Onun yerine pek lazım olmayacak olan çizgili/çizgisiz kaslar öğretilir. Her gün neredeyse mutlaka kullanılan ve kompozit dolguyu sertleştiren mavi ışığı birçok diş hekimi laser zanneder, hastasına bunun laser olduğunu söyler. Çünkü biyofizik derslerinde bu ışık öğretilmez. Onun yerine pek lazım olmayacak olan merkezkaç kuvveti ve açısal hız öğretilir. Diş hekimleri, otoklav satın alırken, ışınlı dolgu cihazı seçerken veya laser cihazı alırken tamamen satıcının insaf ve inisiyatifine terk edilmektedirler. Satıcı ne söylediyse onu doğru kabul etmekte, kulaktan dolma kirli bilgileri gerçek zannetmektedirler. Pek az diş hekimi bu durumu eleştirip, “neden bana biyofizik dersinde otoklav seçmesi öğretilmedi” diye sorgular.

Diş hekimleri, eğitim eksiğinin getirdiği açıklarını satıcılara sorarak gidermeye çalışmakta, satıcıların ticari rüzgarı ile her yöne eğilmekte, bir çok cihazı satın alırken kararsızlık içinde kalmakta, muhtemelen ticari olarak aldatılmaktadırlar. Geleceğin diş hekimleri meslek hayatları boyunca kullanacakları biyofizik bilgilerinin eksikliğini satıcıların ağzından veya internetin kirli kütüphanesinden gidermeye çalışmaktadırlar. Yanlış, eksik ve zararlı bilgiler edinmektedirler. Bugünkü durum bu kadar kötüdür.!

Abartmıyorum.. Şaka da yapmıyorum..

Bu gün fakültelerimizde biyofizik derslerinde öğretilen konu-ların diş hekimliği ile yakın ilişkisi yoktur. Öğretilen konuların mesleğimizden bu kadar uzak olması fevkalade şaşırtıcıdır. Daha şaşırtıcı olan, kimsenin bundan rahatsızlık duymamasıdır.!

Gelin bu kitaptan önce biyofizik dersinde öğretilmeye çalşılanları buraya yazayım, birlikte göz atalım: metabolik hız, esnek çarpışmada aktarılan enerji, ekg, eeg, çizgili/çizgisiz kaslar, ölçme ve ölçeklendirme, impulsif kuvvet, kas mekaniği, kemikler, dolaşım biyofiziği, EMG, biyomalzemeler, vücuda gelen kuvvetler, denge, onkogenez, dönme momenti, kimyasal bağlar, açısal hız, harmonik, iş güç, enerjinin korunumu, piezoelektrik, aksiyon potansiyeli, yatay atış, sürtünme kuvveti, DNA topolojisi, monoklonal rekombinant antikorlar, gen teknolojisi, manyetik alanlar, ivme.
Bunların hiç birisi diş hekimliği mesleğini birinci dereceden ilgilendirmez ve hiç birisinin diş hekimliğinde öncelikli bir yeri yoktur. Bu listede piezoelektrik hariç diğer konuların mesleki önemi zayıftır.

Öğrencinin gözünde biyofizik dersleri:
Öğrenci, kendisini hiç ilgilendirmeyen yukarıda sayılan biyofizik konularını sadece sınavı geçmek için ezber yapmakta, sınavdan sonra ezberlediklerini süratle ve isteyerek unutmakta, hatta biyofizik dersini ömrünün sonuna kadar nefretle anmaktadır. İsmini bile duymak istememektedir. Birçok yeni mezun diş hekiminin biyofizik dersi konusundaki görüşlerini rafine edince bu kanaat net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Yeni mezun olan diş hekimlerine biyofizikten ne öğrendiği sorulduğunda kendilerini ilgilendirebilecek hiçbir şey öğrenmediklerini ve hatırlamadıklarını, tatminsizlik içerisinde olduklarını, bu dersi itici, sevimsiz, gereksiz, kafa karıştırıcı, kullanışsız bulduklarını söyleyenler çoğunlukta olacaktır. Biyofizikten başka, mikrobiyoloji başta olmak üzere bir çok derste diş hekimliği ile ilişkisi zayıf olan konular öğretilmektedir. Öğrenciler, biyofizik dersinin merkezkaç kuvveti ve kas biyomekaniğinden ibaret olduğunu zannetmektedirler. Vitalometrenin biyofizik dersinde öğretilmesi gerektiği halde öğretilmediğinin bile farkında değildirler. Frenülektomi yapacakları laserin, sterilizasyon yapacakları otoklavın, iyontoforez yapacakları güç kaynağının bu derste anlatılması gerektiğinden haberleri bile yoktur. Çok üzülüyorum.

Biyofizik eğitimsizliğinin kliniğe yansıması:
Kompozit dolguyu sertleştiren mavi ışıktan korunmak için 15 dolar ödeyip (özel olduğunu zannederek) gözlük satın alan hekime bunun basit bir güneş gözlüğü olduğu, her hangi bir güneş gözlüğünü bu amaçla kullanabileceği biyofizik dersinde öğretilmeli idi. Dövizle satılan gözlüğün işportada 5-10 liraya satılanla eşdeğer olduğunu birinin söylemesi lazım.
Işınlı dolgu cihazının iki kademeli olanına avuç dolusu para ödeyen diş hekimine, cihazı uzaktan tutup yavaşça dolguya yaklaştırırsa bu etkiyi ücret ödemeden elde edebileceği biyofizik dersinde açıklanmalı ve tarif edilmeliydi. Otoklavda akü suyu kullanmanın ucuz, kaliteli ve yeterli olduğu, diş hekiminin su distile cihazına ihtiyacı olmadığı öğretilmeliydi. Ultrasonik cihazın implantı yerinden oynatabileceği biyofizik dersinde öğretilmeliydi. İmplanta metalik uçlarla ultrasonik temizlik yapılamayacağı söylenmeliydi. Kanalda pulpa veya kan varken apeks bulucu kullanılamayacağı, dentin hassasiyeti olan dişe vitalometre dokundurulmayacağı biyofizik dersinde anlatılmalıydı. Dişin canlılığı muayene edilirken, ölçülecek dişin değil, ölçülmeyecek dişlerin kurutulması gerektiği öğretilmeliydi. Yanma tehlikesi olan nazik bir dokuya laser uygulanıyorsa pulslu uygulanması ve yüzeyin kurutulması gerektiği biyofizik dersinde anlatılmalıydı. Bu ve buna benzer çok sayıda bilginin eksikliği, diş hekimini klinikte zayıflatmaktadır. Birçok konuda biyofizik eğitiminin yetersizliğini görmemek mümkün değildir. Umarım bu eser mesleki eğitimimizde önemli eksiği gidermeye katkı sağlayacak ve fakülteler arası biyofizik eğitiminde eşgüdüm sağlayacaktır.

Biyofizik hocasının imkanlarının kısıtlı olması:
Birçok diş hekimliği fakültemizde biyofizik hocası, en yakın tıp fakültesinin biyofizik ana bilim dalından davet edilir. Ayni şehirde veya yakın semtlerde tıp fakültesi varsa biyofizik hocası o fakülteden davet edilir. Bu biyofizikçi, elbette tıp fakültesi öğrencilerine anlattığı konuları diş hekimlerine anlatmaktadır. Haklıdır. Zaten başka bir seçeneği de yoktur. Masumdur. Yukarda listelenen diş hekimlerine gerekli olmayan konu başlıkları böylece mecburen ortaya çıkmaktadır.
Diş hekimlerinin biyofizik alanında uzmanlık ve doktora yapmasının önü açılmalı, gerekli yasal zemin hazırlanmalı, diş hekimliği biyofizikçileri yetiştirilmelidir. Böylece doğru biyofizik hocaları diş hekimlerine ders anlatmaya başlayabilecektir.
Bu gün biyofizik derslerinin okutulması, bir yasağın savulması, bir mecburiyetin yerine getirilmesi, bir sorumluluğun giderilmesi, mecburiyetten kurtulmak olarak görülmektedir. Öğrencinin eksik biyofizik bilgisi ile mezun olması çok sayıda akademisyenin gündeminde değildir. Muhtemelen onlar görevlerini yaptıklarını düşünüyor olabilirler. Çünkü ellerinde eğitimde eşgüdüm sağlayacak ve doğru konu başlıklarını içeren her hangi bir ders kitabı bulunmamaktadır. İşte bu kitap onlar için yazılmıştır.

Bu eser diş hekimliği öğrencilerine biyofizik öğretmek içindir, doğru ve gerekli konuları anlatır. Özellikle ve öncelikle diş hekimleri içindir.

Mevcut diğer eserleri minnetle anıyorum, ancak diş hekimliği konularının tamamını içermediğini ve eserin tıp ağırlıklı olması sebebiyle diş hekimliği eğitimi için yeterli olmayabileceğini düşünüyorum. Halbuki elinizde tuttuğunuz bu eser, tıp fakültesinden davet edilen biyofizik hocasının sağ kolu olacaktır, eğitimde yol haritası olarak kullanabileceği çok değerli bir kaynak olacaktır. Hem biyofizik hocasını vaz geçilmez yapacak, hem de biyofizik eğitimini hak ettiği yere ve doğru konumuna taşıyacaktır Ayrıca bu eserdeki yol haritası üzerinden eğitim yapıldığında yeni nesil diş hekimleri firma tavsiyesine göre değil bilim çizgisinde ilerliyor olacaktır.

Biyofizik dersinin mesleki eğitimdeki takvimi
Öğrenci, diş hekimliği eğitiminin birinci ve ikinci senesinde biyofizik dersiyle tanışır. Bu doğru değildir. Dersin içeriği doğru düzenlenmiş olsaydı bile hiç diş dolgusu yapmamış bir öğrenciye ışıklı dolgu cihazını veya iyontoforezi anlatmak oldukça sanal bir eğitim olmaktadır. Hiç hasta muayene etmemiş, hiç protez yapmamış, birinci ve ikinci sınıf öğrencisine klinik cihazların biyofiziğini öğretmek zordur. Öğrenci bu dersi dinler ama kalıcı olarak öğrenmesi pek mümkün olmaz.  Biyofizik dersi son seneye alınmalıdır. Böylece öğrenci neden apeks bulucunun ıslak kanala konulmayacağını yaşayarak öğrenmiş olacaktır.

Sınırlılıklar:
Meslektaşlarım eserin anlatım dilini fazla basit bulacaklardır. Bu eser tıbbi alt yapısı bulunmayan öğrencilere  hitaben hazırlanmıştır. Çünkü biyofizik dersleri diş hekimliği fakültesinin maalesef ilk sınıflarında gösterilmektedir.
Eser içerisinde matematik problemler sorup, sonra da bu problemleri çözüp öğrenciye gereksiz aritmetik yükleme yapmadım. Fakat eğer bir fizik olay açıklanıyorsa bölüm içinde formüllerini yazarak okuyucuya verdim. Arzu eden okuyucu veya akademisyen formülden örnek problemler yaratır/ çözer.
Gerekli olmasına rağmen bazı konulara bu eserde yer vermek mümkün olmadı. Örneğin diş hekiminin çalışma postürü ve ergonomi, reflektördeki aydınlatma, frez yüzeyinde sürtünme sıcaklığı,  muayene odasının aydınlanması ve klimatize edilmesi, vs. Bunları bir sonraki baskıda tamamlamaya çalışacağım.
Biyofizikçilerin gelecekte bu kitabın daha iyisini, daha güzelini, daha kapsamlısını yazmalarını dilerim.
Yazar, Bu eserde yer alan kimyasal formüller, tarif edilen uygulamalar, verilen elektronik devre şemalarının uygulanması sırasında doğabilecek zararlardan sorumlu değildir.

BİYOFİZİK KİTABI
ÜLKEMİZİN EN KAPSAMLI DİŞHEKİMLİĞİ BİYOFİZİK KİTABIDIR.
İNCELEMEK VE SİPARİŞ VERMEK İÇİN TIKLAYINIZ

DİŞ BEYAZLATMA JELİ HAZIRLAMAK

Peroksit jel

Carbamide peroxide, (urea peroxide) dokuya temas edince hydrogen peroxid’e dönüşür ve sonuçta oksijen açığa çıkarır. İster kendiliğinden oksijen çıkmasını bekleyelim isterse mavi ışık uygulayarak oksijen çıkışını hızlandıralım sonuç hep aynıdır. Çok az ve zayıf ve geçici olarak diş beyazlaması meydana gelir. Bir süre sonra dişler genellikle eski rengine geri dönebilmektedir. Bu bir sürpriz değildir. Burada detayları anlatılmıştır

Zayıf ve geçici etkisi ayrıca toksisitesi, mutajen ve kanserojen olması sebebi ile diş beyazlatması yapmıyorum. Ancak bu ürün için yurt dışına avuç dolusu döviz ödenmesini de doğru bulmuyorum. Madem bu şekilde diş beyazlatması yapılmaktadır hiç değilse paramız ülkemizde kalsın daha ucuza mal edelim diyerek meslektaşlarıma bu ürünün hazırlanmasını anlatmak uygun olabilir.

İşte meslektaşlarım için peroksit hazırlama detayları :
Tıklayınızz

Bu maddeler sağlığa zararlıdır. Halk bunu üretmeye ve kendi başına kullanmaya kalkmamalıdır. Doktor kontrolunda uygulanmazsa kanser yapıcıdır. Hekim olmayanlar için sakıncalıdır. Bu sayfa meslektaşlarıma fikir verme amacına yöneliktir. Tedavi konsültasyon anlamı içermez. Dişinizi beyazlatmak için diş hekiminize gidiniz.

HİPO ALERJİSİ Mİ? AKCİĞER ÖDEMİ Mİ?

Hiponun hep alerjik olduğunu düşündük. Ya alerji yerine akciğer ödemi yapıyorsa?

Diş hekimliğinde kök kanal tedavisi sırasında %0.5 – %5.5 arasında herhangi bir konsantrasyonda sodyum hipoklorit (NaOCl) in sudaki solüsyonu bolca kullanılır. Ağız ile temas süresi bazen en az 20 dakikadır, zor kanal tedavilerinde 1 saate yakın olabilir.

Hastanın ve hekimin hipo teması sadece mukoza yolu ile değil aynı zamanda solunum yolu ile de gerçekleşmektedir. Bu sırada hastada duyulan bazı rahatsızlıklar literatüre geçmiştir. (Syed M, 2015) (Bruch MK. 2007) (Slaughter RJ,2019)

Literatürde tek hipo alerji vaka sunumu Ege diş hekimliğinden Sn Çalışkan’a aittir. (Caliskan MK, 1994) Her ne kadar bu vakada post op deri testi ile immün duyarlık gösterilmiş olsa bile ben bu vakanın aslında alerji olduğundan emin değilim. Daha çok periapikal dokuya hipo taşması gibi göründü bana. Periapekse taşırılan hiponun hastanın yüzünde, veya çevre yumuşak dokularında, derin perioral dokularda yarattığı flegmon, fascit, ampiyem, veya nekrotik ve progresif doku cevapları alerji olarak değerlendirilemez.

Klorun bir halojen olması sebebi ile diğer halojenlerden iyot’a benzer şekilde immünojenik olduğu düşünülmüştür. Aynen iyot alerjisinde olduğu gibi klorun da IgE aracılıklı Tip 1 aşırı duyarlılığa sebep olabilmesi çok muhtemeldir. Ancak klinik belirtiler, yayınlanmış vaka raporları bu mekanizmanın sadece aşırı duyuarlılıktan ibaret olmadığını gösteriyor. Örneğin hiç bir hipo kazasında alerji olduğunun işareti olarak değerlendirdiğimiz kaşıntı veya döküntü gösteren hasta rapor edilmemiş.

Hipo ile meydana gelen sistemik problemlerin kaynağının klor inhalasyonu olduğundan şüpheleniyorum. Klor kök kanalı yıkama solüsyonundan vaporize olup hastanın soluması ile akciğer ödemine sebep oluyor olabilir.

EN BASİT DİŞ FIRÇALAMA TEKNİĞİ ÖĞRETİLMELİDİR

Diş fırçası

Fazla diş fırçalayan bir toplum değiliz.

Diş fırçalamasını öğrenecek kaynağımız da yok. Okullarda nasıl diş fırçalanacağı öğretilmiyor. Dergilerde, gazetelerde, ders kitaplarında diş fırçalaması anlatılmaz. Amerikan dizilerinde dişlerini fırçalayan insanlar görürüz. Ordan biliriz dişlerin fırçalanması gerektiğini.
Diş hekimlerinin bile diş fırçalamayı öğreten bir kitapları (ben yazıncaya kadar) yoktu. Diş hekimi bile diş fırçalamasını sözlü olarak derste öğreniyordu. Halkımızın ise hiç böyle bir öğrenme fırsatı olmaz.

Diş hekimleri halka diş fırçalamasını öğretirken oldukça karmaşık metotlar öğrettiklerini gördüm ve bu videoyu bu sebeple yayınlamaya karar verdim.

En basit diş firçalama tekniği en sürdürülebilir olandır

Halka en basit ve en sürdürülebilir teknikleri öğretmek gerekir. Bu videoda bunu vurguladım. Karmaşık teknikler halkı kaçırır, bıktırır, diş fırçalamayı tamamen terk etmesine sebep olabilir. Karmaşık diş fırçalama teknikleri sebebi ile halk tırsar, yorulur, üşenir, zorsunuz, vaz geçer.

Dişler her gece uykudan önce ve sabah kahvaltıdan sonra 3 dak yukarı aşağı yönde (badana yapar gibi) ORTA sert diş fırçası ile fırçalanmalıdır. Macunun markası çok önemsizdir. Çiğneyince gıcırdamayan en ucuz diş macunu yeterlidir. Esas olan fırçadır.

ENDODONTİ NEREYE GİDİYOR

Kanal aletleri

YURT DIŞINI BİLMİYORUM AMA ÜLKEMİZDE ENDODONTİ , YANILMIYORSAM, KANAL ALETLERİNE İNDİRGENDİ. BEN DIŞARDAN BAKINCA BÖYLE TESPİT EDİYORUM.


Verilen kurslar, dersler, eserler, videolar, makaleler, sorular-cevaplar, eğitimin ağırlık merkezi kök kanalında hangi alet kullanılmalıdır şeklinde evriliyor. Hangi firmanın kanal eğesi daha iyidir, hangi firmanın kanal eğesinin kaç numaralı ucu kullanılmalıdır, eğeler hangi sırada kullanılmalıdır, kaç numaralı eğeden sonra kaç numaralı konguta kullanılmalıdır. (Tabi firma ödemesine göre bu markalar değişmektedir)
Endodonti buna indirgeniyorsa zaten kötü olan eğitimimiz giderek sığlaşıyor, işporta hekimliğin kapısı aralanıyor demektir.


Hangi kanal eğesinin kaç numaralı ucunun ne zaman kullanılacağı basit bir prospektüs bilgisidir. Hatta prospektüse de gerek olmadan bunu herkes kendisi deneyerek bulmalıdır. Hangi yokuşu kaçıncı vites ile çıkacağını şoföre ders anlatarak öğretemezsiniz. Salata yaparken domates doğramasını, kitap okurken birinci sayfadan başlanacağınız, bahçe sularken musluğu nasıl açacağını, kanal tedavisi yaparken kaçıncı eğenin kaçıncı ucuyla başlanacağını basit bir broşür veya kısa bir cümle, veya en çok 1-2 dakikalık paragraf konuşması ile söylemek yeterlidir. Tornavida kullanmak, bisiklete binmek, emmek, ağlamak dersler ile öğretilemediği gibi.


Kök kanalı ekolojisi, pulpa biyolojisi, endodontik immünoloji, peripikal doku hastalıkları diş hekimini hekim yapan konu başlıklarıdır. Endodonti eğitiminin ağırlık merkezi bu noktalarda olmalıdır.

İMPLANTLARDA MİLLİ KİMLİK

İLK SORULAN : “BU İMPLANT NE MALI?”

Dikkat ettiniz mi, implantlarda boy, çap, tutuculuk, sinterleme özellikleri, fiyat, hidroksi apatit kalınlığı, yiv derinliği, başarı istatistiği gibi belirteçler artık pek kullanılmıyor. Milliyet kullanılıyor. Alman malı, İsrail malı, İsviçre malı, Türk malı.


– Hangi millet üretmiş
– Hangi arkadaşlarım kullanıyor ve öneriyor mu
– Fiyatı nedir
Bunlar bize yetmeye başladı artık.

Satın aldığımız nesne pahalı olunca veya hayran olduğumuz birisi veya sevdiğimiz bir arkadaşımız bir markayı önerdiyse o implantı tercih etmeyi düşünüyoruz. Bu tutumumuz satıcıyı coşturup fahiş kar ile satmaya cesaretlendiriyor. Çünkü ucuz olursa satın almıyoruz. Sevdiğimiz bir millet ürettiyse mesela bir ülkeye geziye katıldıysak ve o ülkede güzel bir anımız varsa o ülkenin implantı sıcak gelmeye başlayabiliyor.

Bir implant Türk malı ise yetersiz, eksik etiketi yapıştırıyoruz. Çünkü bize öyle öğretilegeldi. Türkler beceriksizdir, Türkler başaramaz, Avrupa iyidir. Bize küçüklükten beri Amerika daha iyidir dediler hep.

Piyasamızdaki bütün implantların özellikleri ve başarı oranları birbirinin neredeyse aynısı gibidir. Tıpkı binek arabası gibi. Piyasada kötü araba yoktur hepsi amacına yeterli ve doğru hizmet eder. Hepsi iyidir. İmplantlar da böyledir. Ancak ülkemizde Nücleoss, İmplance , Mode, Evoss, DTI, Bilimplant, Detech, Bioinfinity başta olmak üzere çok değerli yerli implantlarımız üretilmekte ve bazıları yurt dışına ihraç edilmektedir. Türk üreticiler dünya üzerinde kendilerini kanıtlamış, bir tek bize kendilerini kanıtlayamamış olacak ki biz hala paramızı yurt dışına savurmak konusunda ısrar ediyoruz.

Eğer bir implantın karşılaştırılması isteniyorsa milliyeti gözetilmeksizin, diş derinliği, sıklığı, kesiti, mikromimarisi, yüzey özellikleri ve yayınlanmış istatistikleri esas alınması daha doğru olur.

BİLİME NASIL ULAŞILIR

Pubmed'i kullanmak

PUBMED NASIL KULLANILIR

İKİ HOCANIN AYNİ KONUDA SÖYLEDİĞİNDE ÇELİŞKİ GÖRDÜĞÜNÜZDE,
DERSTE ÖĞRENDİKLERİNİZ TUTARSIZ OLDUĞUNDA,
KARARSIZ KALDIĞINIZDA,
BİR KONUDA BİLGİNİZ YETERSİZ OLDUĞUNDA
GOGIL TIKLAMAYINIZ. (GOGIL KİRLİDİR). ONUN YERİNE BİLİM MAKALELERİ OKUYUNUZ

  • Hurafelerden,
  • dedikodulardan,
  • parayla söyletilmiş sahte övgülerden
  • abartılmış başarıdan,
  • maddi çıkar için verilen tavsiyelerden
  • ticari yönlendirmelerden
  • tıklanmak için uydurulmuş palavradan
  • tutarsızlıktan korunmuş olursunuz.

Şimdi genç meslektaşlarım için pub med kullanmasını anlatacağım:

PubMed adan sayfası görülüyor
Pubmed ana sayfası görülüyor

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/

Pubmed’in ana sayfasını açınız.

Anahtar kelime olarak “tooth movement” yazıldı
Elde edilen makaleler görülmektedir.
İşaretlenmiş makaleleri kendi eposta hesabımıza yolluyoruz

1 numaralı resimdeki sayfayı göreceksiniz. (Ben üyeyim ama siz üye olmak zorunda değilsiniz.)
İlgilendiğiniz konuyu ikinci resimde görüldüğü şekilde bar üzerine yazınız (mesela diş hareketi- tooth movement yazalım)

Enter basınca üçüncü resimde görülen makaleler numara verilerek ekrana gelecektir. Bunlar dünya üzerine “diş hareketi” üzerine bilim çalışması yapan doktorların raporlarıdır. Muhtemelen ve genellikle hocanız dahil başkalarının söylediklerinden daha doğrudur.

Bu makalelerden arzu ettiğimin üzerine basarsam açılan ekranda makalenin özetini (tamamını değil) okuyabilirim. Eğer istersem 4 üncü resimde tarif edilen şekilde seçtiğim makaleleri kendime postalayabilirim.
.
Biraz eliniz alışınca advanced seçeneğini kullanarak yazarın ismine göre göre arayabilirsiniz. Mesela Murat Aydın ne makale yazmış diye bakabilirsiniz veya Goran Sundqvist ne makale yazmış? veya kendi hocanızın ismini yazıp hocanızın bugüne kadar ne makale yazdığına bakabilirsiniz. İki tarih verip bu tarihler arasında diş hareketi konusunda ne makaleler yayınlanmış diye arayabilirsiniz. Mesela 1-1-2010 ve 1-1-2020 tarihtleri arasında LichenPlanus hakkında ne yeneilikelr olmuş ? Bir dergi ismi verip bu dergide belirli konu hakkında neler yayınlanmış diye bakabilirsiniz mesela Journal Applied Microbiology dergisinde corona virüs hakkında ne yayınlanmış ? Eliniz alışınca sitenin alarmını kurabilirsiniz. mesela ağız kokusuhakkında dünyada ne yayınlanırsa haberim oldun diyebilirsiniz. Böylece dünya üzerinde ağız kokusu hakkında bir bilgi yayınlanırsa ilk önce sizin epostanıza gelir. Siz isterseniz diş beyazlatma, kanal tedavisi, veya apikal cerrahi için alarm kurabilirsiniz.
Bu sitede herşey ücretsizdir.

Bu yöntemi öğrencilere öğreterek onların eğitimlerini belirli insanlara bağımlı olmaktan kurtardığımı, bir ekolün tesirinde kalmaktan koruduğumu, sadece kendisine söyleneni uygulayan robotik disiplinden kurtardığımı, ufuklarını genişlettiğimi, fakültenin dışında koca bir bilim dünyası bulunduğunu işaret ederek onları özgürleştirdiğimi temenni ediyorum.

Bunu diş hekimlerine okulda öğretmeleri lazımdı.