EİMZA NASIL ALINIR Eimza flaş bellek almak için belirli bazı firmalar devlet tarafından yetkilendirilmiş. Onlar sizin kimlik bilgilerinizi alıyorlar ve size bir flaş bellek veriyorlar. İşlem toplam 20-30 dakika sürüyor. Her şehirde bayilik veya büroları var. Yıllık bir kaç yüz lira para istiyorlar. Örneğin 1 yıllık geçerli olsun istiyorsanız veya 3 yıllık geçerli olsun istiyorsanız ona göre ücret ödüyorsunuz.
EİMZA NERELERDE GEÇERLİ Devlete ait sitelerin internet sayfalarından resmi müracaat yapmak istediğinizde kullanabiliyorsunuz.
EİMZA NEDEN DİŞ HEKİMLERİNE LAZIM OLDU Birileri onlayn fatura kesmemiz gerektiğini düşünmüş olmalı.
EİMZA BİLGİSAYARA NASIL KURULUR Berbat ve zayıf teknolojisi olan tuhaf ve çok sayıda program indirmeniz isteniyor. Bu programlar size eimza flaş belleğini satan firmanın veb sayfasında bulunuyor ve daima eksik oluyor veya daima çalışmıyor veya bozuk çalışıyor. MUTLAKA bir eksiğiniz çıkıyor. Java adı verilen bir programın versiyonu tutmuyor, vindovs versiyonu veya 32 veya 64 bit sorunu çıkıyor. Eğer o da çıkmazsa kart okuyucu adı verilen bir program eksik veya hatalı oluyor. Size bu belleği satan firmanın teknik detsek hattını düşürebilirseniz, boş elemanın telefona çıkmasını sabırla bekleyebilrseniz, şu anda bütün müşteri temsilcilerimiz diğer abonelerimizle ilgileniyor, beklrdiğiniz için teşekkür ederiz mesajını 50 defa dinlemeye sabrınız yeterse, bir eleman size telefonu açıyor ve uzaktan kumanda ile sizin bilgisayarınıza bağlanıp bir program kuruyor ve eimzanız çalışıyor. Gerisi Allah kerim. Eğer bu bilgisayarınıza format atar veya yetkilinin size kurduğu programlardan bir tanesini silerseniz veya yanlışlıkla silinirse başa dönersiniz.
TEKNİK BAKIMDAN EİMZA NEDİR Eimza aslında flaş bellek değildir. USB portuna takılan bir kart okuyucudur. İçindeki ram değildir. Bir kart tır. Bu sebeple size açıkça söylenmiyor ama bir kart okuyucu programın kurulumu iyi oluyor. Eimza sizin bilgisayarda çalıştı görünüyorsa penecereyi aşağı indirip devlet dairelerine girebilirsiniz. Bu bilgi de size söylenmiyor. O pencere açık kaldıkça devletimiz sizi tanıyacak zannediyorsunuz değil mi? Hayır. Rezalet yeni başlıyor. Maliye bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz , Adalet Bakanlığı – UYAP, Çevre Bakanlığı – İzin Lisans, PTT, E-Devlet, Patent enstitüsü – Marka Patent, Tübitak ve aklınıza gelen bütün devlet daireleri için ayrı bir program indirecek ayrı kurallar ile oynayacaksınız oyunu. Kendi bankanıza bile girerken ayrı bir program indireceksiniz. Bilgisayarınız çöplük gibi olacak. Eğer ne yaptığınızı iyice bilmiyorsanız ayni kuruma girerken bile her defasında hep ayni programı indirmek zorunda kalabilirsiniz.
NE YAPILMALIYDI Canınız yanıyor. Mesainiz heba oluyor. Gereksiz proje ve eksik alt yapı sebebiyle sürünüyoruz. Zaten edevlet sitesi kişiye özel tanımlama ile girilen bir sitedir. Edevlet sitesine giren herkes eimzalı giriş yaptı demektir. Ayrıca sol kulağı enseden sağ ile göstermek çok akıllıca değildir. Diş hekimleri edevlet ile girip faturasını kesebilmeliydi. Bütün devlet daireleri edevlet üzerinden resmi başvuru alabilmeliydi. Böyle tuhaf uygulamalar ile mesai, para, enerji kaybetmemeliydik. İnsanların işleri zorlaştırılmamalıydı.
Diş hekimleri aşağıdaki önlemleri alarak koronavirüs salgınından hem kendilerini hem de hastalarını koruyabilirler
Koronaviryonu yüzeyinde radyal uzanan dikensi çıkıntıları vardır. Viryon çapı ortalama 57 nm dir.
Zorunlu durumlarda, meslektaşlarım ve yardımcı personel aşağıdaki önlemleri alarak meslek yaşantılarına devam edebilirler. Hiç bir önlem %100 koruyucu olamaz ancak bu önlemlerin klinikte riski en aza indireceğini düşünüyorum. Şunu hatırlamak gerekir ki; Covid salgını meslek uygulamamıza son vermemizi gerektirmez. Covid-19 pandemisi dahil hiç bir salgın ömür boyu sürmez.
Sterilizasyon
Zaten sürdürmekte olduğunuz alet ve yüzey sterilizasyon ve disinfeksiyon işlemlerine devam ediniz. Bunları buraya tek-tek yazmaya gerek yoktur.
Klinikte yüzeylerin temizliği
Klinikte metal ve kumaş yüzeyler hariç tüm yüzeyler için bu virüse en etkili disinfektan bakkalda satılan “hipo” dur. Çamaşır suyu diğer bütün mikroorganizmalar için olduğu gibi bu virüse de fevkalade üstün etkilidir. Yerleri ve yüzeyleri sık sık hipolu su ile siliniz. 1/10 sulandırma mümkündür zeminlerde daha konsantre de kullanılabilir, mesela 1/2.
Alkolik disinfektan kullanınız
Kumaş ve metal yüzeyler için alkolik disinfektanlar kullanınız. El disinfeksiyonu için kullanılabilecek ve yağ çözecek olan en etkin madde alkol içeren disinfektanlardır. Eller önce sabunla yıkanır. Sonra alkollü disinfektan kullanılır.
Neden alkolik antiseptikleri seçiyoruz?
Koronavirüs yağ içeren bir zarfın içindedir. Bu yağ tabakasını çözen her kimyasal madde korona virüsü etkisiz hale getirecektir. Bu konuda alkol içeren antiseptikler değerlidir. Aklınıza gelen ve yağı çözen her madde bu virüsü etkisiz yapar. Deterjanlar ve alkoller yağı çözer. Bu virüsü etkisiz kılmasının sebebi budur.
Piyasamızdaki neredeyse bütün klorheksidin (CHX) gargaralarda zaten alkol vardır. CHX tek başına virüs üzerine yeterince etkili değildir fakat hazırlanma aşamasında şişe içerisinde çözücü olarak alkol kullanılmaktadır. Diş çekiminden sonra kullanılan genel amaçlı antiseptik gargaralardan eczaneden temin ediniz. Her hastaya çalışmaya başlamadan önce hastanın ağzını antiseptik gargara ile çalkalattırınız. Eczaneden satın alınan oksijenli su (%3) ile de ağız çalkalattırmak mümkündür. Çalkalama süresi 1 dakikadan uzun olmalıdır. Bu işlem ağızdaki mikroorganizmaları azaltacaktır. Böylece airotor ve ultrasonik kullanırken etrafa daha az mikroorganizma saçılacaktır.
Bir disinfektanın alkol içerdiğini nasıl anlarız?
Kutunun veya şişenin üzerindeki etikete bakınız. Etkili maddenin ne olduğuna bakınız. Kutunun üzerinde izopropil alkol, propanol, ethanol, etil alkol, formol ve kelime sonunda “-ol” hecesi ile biten kimyasallar bulunuyor olmasını alkol olduğunu gösterir.
Az eleman
Muayene odasına hastadan başkasını almayınız. Mecbur değilseniz yardımcı personel kullanmayınız. Daha az kişiye bulaşma riski olur. Muayene odasındaki insan sayısı arttıkça risk artar.
Güçlü bir aspiratör
Eğer güçlü bir aspiratörünüz varsa bunu aerosolleri toplayacak şekilde konumlandırabilirsiniz. Ancak dar ağızlı olması ve emiş debisinin gerekenden az olduğu sebebi ile genellikle yetersiz olacaktır.
SULU ELEKTRİK SÜPÜRGESİ UYGULAMASI
Sulu bir elektrikli süpürgenin su deposuna hipo ilave edip borusunu uzatabiliriz. Süpürgeyi muayene odasına en yakın balkona koyar, borunun ucuna huni benzeri bir bol takıp hastanın sol eline verirsek bizi aerosolden koruyan oldukça başarılı bir sistem kurmuş oluruz
Sulu elektrikli süpürgenin su deposuna hipoklorit ilavesi ile oluşturulan aspirasyon sistemi
Ticari aspiratör ile sulu elektrik süpürgesinin karşılaştırılması:
Ticari aspiratörler emdiği sıvıyı olduğu gibi kanalizasyona gönderdiği halde sulu elektrik süpürgesi emdiği sıvıyı hipolu suyun içinde disinfekte ederek kanalizasyona daha makul bir tıbbi atık oluşturmaktadır.
Ticari aspiratörler her ne kadar atılan havaya mikrop filitresi takılma opsiyonu veriyor olsa bile atmosfere çıkacak virüsleri filitre edemeyebilir. Çükü filitresi 157 nm por çaplıdır, virüs ise 57 nm dir. Halbuki sulu süpürgede emilen hava hipolu suya çarptırılmaktadır. Virüs partiküllerinin buradan kurtulma şansı zayıftır.
Muayene odasının havalandırılması ve klima sorunu
Muayene odasında klima çalıştırmak fevkalade önemli bir risktir. Havadaki virüsü emer ve odanın en uzak noktasına kadar fırlatır, püskürtür, taşır. Hava ne kadar sıcak veya ne kadar soğuk olursa olsun muayene odasında klima çalıştırmak sorun yaratacaktır.
Muayene odasında bulunan pencere(ler) açılmalı ve önüne vantilatör konulmalıdır. Vantilatör odanın dışına doğru havayı üfleyecek şekilde çalıştırılmalıdır. Karşılıklı açılan pencereler sebebi ile hastanın ağzından hekimin yüzüne doğru olabilecek hava hareketlerine izin verilmemelidir.
Emdiği havayı tekrar odaya iade eden filitreli sistemlerin ne kadar güvenli olduğu söylenirse söylensin tedirgin edicidir, çekinceli karşılamak gerekir. En güvenli sistem odadan emdiği havayı odanın dışına verendir.
Korona virüs gözden bulaşabilir
Bunu hiç unutmamak gerekir. Kenarı kapalı gözlük veya siperlik kullanmak şarttır.
Protez ve ölçüler
Aldığınız bütün ölçüler ve laboratuara gidecek olan bütün protez ve kaşıklar hipolu su içinde 10 dakika bekletilip daha sonra bol su ile yıkanmalıdır. (Bu süreyi uzatabilirsiniz). Laboratuardan gelen protezler de ayni işleme tabi tutulmalıdır. Alçı parçaları da hipolu suya sokulmalıdır. Mikroorganizmalar alçı gözenekleri içerisine yerleşebilirler.
Maske
Kullandığımız bez maskeler fevkalade değersiz koruma yapar. Bu virüs 40-160 nm çapındadır. Ortalama çapı 57 nm dir. Maskedeki delikler 1000 nm dir. Her bir delikten en az 10 tane virüs rahatça geçebilir. Bu maskeler sadece pulverize olan su damlalarını engellediği için damlacıklar üzerine yüklenen mikroorganizmaları tutar. Damlacıklar bez amskeye yapışır. Suyunu terk eder, su kuruduktan sonra viral partikül bez maske üzerinde serbest kalabilir ve solunum yoluna ilerleyebilir. Siperlik kullanmak bu kötü senaryoya kısmen engel olacaktır.
N95 maskeler biraz daha koruyucudur. Fakat virüsü engelleme kabiliyetleri mükemmel değildir. Pahalı, zor bulunan ve kısa ömürlü maskelerdir.
Ultra viyole lamba
Korona virüs, bir RNA virüsüdür ve ultra viyole ışıktan hasar görür. Hasta yok iken muayene odasında bir (kaç) ultra viyole lamba yakabilirsiniz. Elektrikçiler çarşısında 8 ve 30 watlık UV lambalar satılır (tanesi 60-90 TL). Bu konuda diş hekimliğinde biyofizik isimli eserde çok fazla detay bulacaksınız.
UV lambaları kullanan hava arıtma sistemleri yeterince güvenli değildir. UV ışık girgin değildir. Mikroorganizmaları öldüreceği kesin değildir.
Ozon üreten küçük portatif cihazlar oda havasının disinfeksiyonu amacıyla kullanılabilir. Muayene odası boş iken ozon gazı üreten cihazı 1 saat çalışır durumda bırakıp hasta kabul etmeden önce odayı havalandırabilirsiniz. Diş depolarında ozon gazı üreteci satılmaktadır.
Şunu hatırlamak gerekir: ozon gazı difüzyon yolu ile yayılır. yeterince girgin değildir. Her mikroorganizmayı öldüreceği kesin değildir. Ozon kullanarak emdiği havayı temizlediği iddia edilen cihazlar yeterince güvenli değildir.
Otoklav sorunu
Otoklavlar hem vakum, kompresyon ve kurutma sırasında bulunduğu odanın havasını emer ve sterilize edilen aletleri kurutmak amacıyla kullanır. odanın havasındaki mikroorganizmaları emmesin diye üreticiler bakteri filitresi kullanmışlardır. Yani otoklav odadaki havayı emerken bakteri filitresi içinden çeker böylece bakteriler steril aletlere temas etmemiş olur. Fakat bura noktada bir problemimiz var:
Bakteri filitresi 0.3 um por çapına sahiptir. Yani 0.3 um den küçük parçacıkları engelleyemez. (0.3 um = 300 nm) yapar. Halbuki korona virüs ortalama olarak virüs 57 nm çapındadır ve bakteri filitresinden kolayca geçerek otoklavın sterilize ettiği aletlere ulaşabilir. Bu problemin 3 türlü çözümü olabilir:
1- Otoklav, havada virüs tehlikesi bulunmayan bir odada çalıştırılmalıdır. 2- Otoklavın kurutma programı çalıştırılmamalıdır 3- N tipi otoklav kullanılmalıdır
Genel kurallar
* Elinizi vücudunuzdan uzak tutunuz.
* Her fırsatta elinizi sabunlayınız veya eldiven değiştiriniz.
* Muayene odasında hava koşulları ne olursa olsun pencereyi açık bırakınız
* Tekrar kullanmak zorunda kalırsanız tıbbi maskeleri ütüleyebilirsiniz. Hem por çapı küçülür hem de dekontaminasyon sağlanır. Fakat N95 maskelerin tekrar kullanımları mümkün olmayabilir.
* Konuşmanız gereken durumlar dışında klinikte dudaklarınızı kapalı tutunuz. Ağızdan nefes alıp vermeyiniz.
* Klinikte hiçbir şey yemeyiniz içmeyiniz
* Gözlerimiz virüsün giriş kapısıdır. Gözlerinizi gözlükle koruyunuz.
* Yüz maskesi (siperlik) kenarlardan hava akımı ile virüsün göze ulaşmasına engel olamaz. Çalışırken kenarları kapalı gözlük de kullanınız.
* Hasta ile tokalaşmayınız. Gövdeleriniz arasındaki mesafeyi en uzak tutunuz
* Her hasta gittikten sonra disinfektan spreyi ünit ve aletler üzerine uzaktan püskürtünüz.
* Hastanın oturduğu, dokunduğu ve eşyasını bıraktığı yüzeyleri gözlerinizle takip ediniz ve dokunduğu her yeri aklınızda tutunuz. Hasta gittikten sonra oraları disinfekte ediniz.
* Hastalar birbirini görmeyecek kadar seyrek randevulanmalıdır. Bir hasta gittikten sonra diğeri gelmelidir.
* Muayene odasına hastadan başkasını almayınız. Refakatçı dışarda kalmalıdır. İnsan sayısı arttıça bulaşma riski artar. Muayene odasında daima en çok varsa yardımcı personel, hekim ve hasta bulunmalıdır.
* Tulum veya boydan önlük giyilmelidir. Steril olmayan, tercihen sıvı geçirimsiz ve uzun kollu olmalıdır.
* Bone, ayak koruyucu kullanın.
* Giyerken sırasıyla önlük- maske- gözlük- yüz koruyucusu – eldiven giyilir. Çıkarılırken sırası ile eldiven, gözlük, yüz koruyucu, önlük çıkarılır. Odadan çıkıncaya kadar maske çıkarılmaz.
* Klinikte bir yüzeye hastanın vücut çıkartıları (salya, kan, göz yaşı, balgam) bulaştıysa, hastayı gönderdikten sonra infekte materyali temizlemek için önce kendi elinizi sabunlayın. 2 tane eldiveni üst üste giyin, kirli materyali asla yerinden hareket ettirmeyin, tek kullanımlık bez veya kağıt havlu ile temiz yerden başlayarak kirli yere doğru temizleyin ve infektif materyali kırmızı torbaya koyarak düğümleyin, torbanın düğümünü tekrar açmayın.
* Muayene olan Hasta(lar) bitince mesai sonunda banyoda duş alarak yıkanın.
* Alkol almayın sigara içmeyin. Alkol, eğer içilirse bağışıklık sistemini çökertir kolayca hasta olmamızı sağlayabilir.
* Elinize yüzünüze bol yağlı kremler sürerek havadaki virüsün yapışmasını artırmayın. Sakal ve bıyık da temizliği zor yüzeyler oluşturur.
* Bütün kullanılmış aletler sterilizasyondan önce 10 dakika bir hipo içinde beklemelidir. (Bu süre uzatılabilir)
* Mümkünse yardımcıeeprsonel kullanmayınız. Onun da riske girmesini engellemiş olursunuz.
* Alçı döküldükten sonra teknisyene yollamadan önce 10 dak hipoda beklemelidir. (teknisyene bulaşmasın diye)
* Teknisyenden gelen alçı, kuron ve kaşıklar hipoda 10 dakika beklemelidir
* Her hastada çift eldiven takılmalıdır. Hasta gidince infektif materyali dıştaki eldiven varken temizleyiniz. Dıştaki eldiveni atıp diğer eldivenle gemel temizlik temizlik yapınız.
* Her hastadan sonra yerler hipo ile silinmelidir
* Her hastadan sonra kullanılan kapı tokmağı, musluk başı, çekmece kulpları spreylenir veya hipolanır
* Her hastadan sonra Kreşuar, bardaklık, peçetelik, kirli pamuk kavanozu, oral kameranın ucu, reflektör sapı, tablet sapı, aspiratör sapı hipo emdirilmiş bezle silinir veya spreylenir.
* Röntgen filmini ağızdan çıkar çıkmaz 3-5 dak hiponun içine batırılır
* Aerosole sebep olacak işlemlerden kaçının Çok mecbur olmadıkça ultrasonik ve airotorun pedalına basmayınız. Bunu yaparsanız havaya binlerce su damlacığı saçıldığını ve bu damlacıklardan bazılarında korona virüs bulunabileceği ihtimalini hatırlayınız
* Burnunuzdaki ıslaklığı giderecek ilaç (antihistaminik, kortizollu sprey damla, hap) ve uygulamalardan (sık sümkürmek), kaçınınız (varsa) burnunuzdaki ıslaklığı muhafaza ediniz.
* Aşırı tedbire meğil etmeyiniz. Buruna tuzlu su, karbonat, okyanus suyu, bitki suyu çekmek veya gereksiz vitamin proteinler , antibiyotikler kullanmak önceden kestirilemeyen sonuçlar verecektir. Bağışıklığı güçlendirmek amacı ile tuhaf bitkiler ve paramedikal uygulamalardan uzak durmak gerekir
* Halkı galeyana getirmeyiniz.
* Öncelikle kendiniz galeyana gelmeyiniz. Panik yapmayınız. Her salgının yükselme ve plato dönemleri vardır. Normal seyrinde giden ve mortalitesi %3.5 olan bir salgın yaşıyoruz. Trafik kazalarında bundan daha fazla insanımızı kaybediyoruz. Sakin olunuz, ama önlemleri gevşetmeyiniz.
Düzeltilmesinde fayda olan yanlış inanışlar:
1- gazozun içinde kinin bulunduğu ve kininin virüslerden koruduğu zannedilmektedir. Virüs ilacı olan hidroksiklorokin ile gazozdaki kinindihidroklorit farklıdır. Virüsten koruyacak diye gazoz içilmemelidir.
2- Ultra viyole lamba ve ozonun kroyuculuğu zayıftır. Ancak diğer önlemler alındıysa bunların destekleyici bir faydası olabilir.
3- Korona virüs üzerine en etkili madde hipodur. Sonraki sırada deterjan ve alkol(ler) gelir. Sonra oksijenli su, poviodin iyot gelir. Oksijenli su çabuk bozunan bir yapıya sahiptir.
4- Havayı filitre eden cihazların filitreleri 300 nm çapına kadar inmektedir. Virüs 40-120 nm olduğuna göre bu cihazlar yeterince etkili olmazlar.
5- Klorheksidin gargaralar içinde bulunan klorheksidin çok az da olsa virüs üzerine etkilidir. Fakat bu gargaralarda asıl etkili olan üretim sırasında içine ilave edilen alkoldür.
6- hava nemlendirici cihazların içine disinfektan ilave edilmesi uygunsuzdur. Buharlaşan kimyasalı solumak zorunda kalabiliriz. Su içeren hava akımları partikülleri uzağa taşıyacaktır.
Hipokloroz asit ile yüzeyi disinfekte etmek mümkündür fakat pulverize edilip odanın içerisinde soğuk plazma veya sisi oluşturmak solunum yollarımız bakımından emniyetli olmayabilir.
Havayı iyonize eden cihazlara da gerek olmaz.
7- Bol su içmenin virüs veya hastalık üzerine hiçbir etkisi yoktur
8- Bazı bitkisel ilaçlar, aromatik yağlar, gereksiz yere önceden kestirilemeyen lokal bağışık zayıflıklara sebep olabilir. Virüsün girişini kolaylaştırma riski vardır.
9- Koruyucu olarak yenilecek hiçbir besin veya alınacak hiç bir ilaç yoktur. İnternetteki bilgi kirliliğinden korunmak gerekir.
10- saç kurutma makinesi ile burunu kurutmak veya ısıtmak virüsün yayılmasına ve tutunmasına yardım eder. Sağlımızı bozar.
Diş hekimliği fakülteleri ücretli hasta kabulu hariç halktan kopuktur. Bulundukları şehirde sağlık projeleri geliştiren, şehir halkına sağlık alt yapısı üzerine söz sahibi olan bir makamları yoktur. Diş hekimliği fakülteleri öğrencilerine eğitim amacı ile çekilmiş diş temin etmeyi zorunlu tutar. Protez yapacak hasta bulmayı da zorunlu tutar ve bu görevi kendisi yapacağı yere öğrencinin üstüne havale eder.
Öğrenci mecburiyet ve zorlama altında kalır. Not kaygısı sebebi ile kapı kapı dolaşarak diş hekimi ağbilerinden çekilmiş diş dilenir. Onursuz bir davranıştır. Meslek şerefi ve öğrencinin gururu incinir. Ama öğrenci buna katlanmak zorunda kalır. Bazı simsarlar çekilmiş dişleri öğrenciden önce toplayıp öğrenciye fahiş fiyatla satar. Fakülte bunları görür, bilir ama karışmaz, sessiz kalır. Diş hekimliğinin onurunu korumakla görevli olduklarını sık sık öne süren kurumlar da bunu çok iyi bilirler ama parmaklarını kımıldatmazlar.
Biz eğer bir hastaya gel sana bedava protez yapayım dediğimiz zaman şunlar olur:
1- Hasta bizi küçümser
2- O dakikadan itibaren hastanın bize müdahalesine ve talimatlarına açık oluruz. Sözümüzü dinlemez, tavsiye ve telkinlerimize direnir.
3- Hasta bizim hakkımızda beceriksiz acemi olduğumuzu düşünerek ağzına protez yaptırmaz
4- protez yapım aşamasında eleştirel ve aşağılayıcı davrabır
5- protez vuruğu gibi olası küçük problemleri abartır
6- Protezi kabullenmez, bu protez olmamış der
7- Bizde mesleki bir tiksinti doğar, meslekten soğuma cesaretsizleşme başlar
8- Asli görevi eğitim olan fakülteler, çekilmiş diş bulma veya protez hastası bulma gibi görevleri öğrenciye ihale edemez.
9- Çekilmiş diş bulmak veya protez hastası bulmak fakültenin görevidir. Bulamıyorsa zorunlu tutmamalıdır.
Zorunlu tutacaksa bulmalıdır.
10- Fakülteler her sene yeterli sayıda yeşil kartlıya veya şehit babasına ücretsiz total yapacağını duyurmalı, protez malzemelerini temin ederek öğrenciye protez yaptırmalıdır. Böylece üniversite halk ile dirsek teması sağlayarak halkın içerisinde konumlanmalıdır. Böylece meslek onuru korunmuş, öğrenci incinmemiş, eğitim en güzel şekilde sağlanmış olacaktır
Hiç bir okulun yabancı dilde okunması doğru değildir.
Mesleğin ve bilimin detaylarını kavramak, altta yatan incelikleri öğrenmek ve öğretmek için bilgi kaynağı ile iletişimin tam ve eksiksiz olması gerekir. Eğer iletişim anadil dışında bir dil ile gerçekleşiyorsa mutlaka eğitim kusurlu, eksik, yavaş, zayıf ve hatta belkide hatalı olacaktır
İngilizce öğrenmek için bir fakültedeki derslerin İngilizce olması gerekmez. Kursa gidilir, yaz okullarına gidilir vaya fakültenin ders programı içinde ayrı bir yabancı dil eğitimi verilir. Bunun için bilim öğrenirken kullanılan iletişimi zedelemek gerekmez.
İngilizce bilim öğrenmek, bir sinema filmini İngilizce dili ile seyretmeye benzemez. Sinemadan çıktıktan sonra senaryoyu hatırlamak zorunda değilizdir, fakat okul bittiğinde kavrayamadığınız mesleğinizden sorumlu olacağız, hem de ömür boyu.
Dünya bankası veya başka kaynaklardan kredi alabilmek veya okulun veya eğitimin havalı, sükseli olması için bilim eğitiminin yabancı dil ile yapılması, akıllıca olmaz, geleceğin Türkiye’sine zayıf mezunlar yetişmesine ve bu mezunların kendi diline yabancılaşmasına, dilini aldığı ülkeyi cazip bulmasına, beyin göçü ile ülkemizi terk etmesine sebep olacaktır. Türkçe giderse Türkiye gider diyen Sn Oktay Sinanoğlu’nu rahmetle anıyoruz.
Eğitimin her türlüsü Türkçe olmalıdır. Yabancı dilde eğitim veren okulların kademeli olarak Türkçe eğitime geçişi sağlanmalıdır. Daha sağlam eğitim alan, mili değerlerine sahip çıkan bilim adamları bu şekilde yetişecektir.
Diş gıcırdatmanın (BRUKSİZM) sebepleri 3 farklı grupta incelenir – Birincisi psikolojik sebeplerdir. Ben böylesine “psikosomatik bruksizm” adını veriyorum. Kardeş kıskançlığı, oidipal veya elektral kompleksler, fallik dönem veya sevgisizlik sebebi ile ortaya çıkabilir. Ya çocuğa ilgi göstermek veya profesyonel yardım almak gerekir.
Nörojenik sebepler gastrointestinal kanalın ağız-appendiks arasındaki herhangi bir noktadan uyarılması, sindirim kanalının tamamında kasılma ve fonksiyon artışına sebep olur. Yani elimize bir kürdan alıp duodenumda her hangi bir noktaya batırmak mümkün olsaydı, ağzı çevreleyen salya bezi ve çiğneme kaslarından tutunuz, terminal ilyuma kadar her noktada fonksiyon başlatılırdı. İşte bu sebeple dolu mide ile yatmak, kabız kalmak, sindirim kanalını işgal ve meşgul eden iritanların yenmesi, parazitik tahrişler her birisi çiğneme kaslarının kasılmasına ve salya artmasına sebep olur. mekanizması Nervus Vagus’un uyarılmasını esas alır. Antiparazitik ilaçlar, disiplinli beslenme uygulanır.
Enzimatik sebepler Otonom sinir sisteminin parasempatik bölümü salgılamadan sorumludur. Yani parasempatik sinir sistemini uyardığımız zaman sinirin uğradığı her yerde salgı birden artmaya başlar. Salgıların hepsi salyanın salgılanması da parasempatik emirler ile mümkündür. Parasempatik sinirler vazoaktif aminler ile dürtüklenebilir. Ağızda histamin veya seratonin gibi bir vazoaktif amin salınması meydana geliyorsa, bu enzim, lokal olarak parasempatik uyarıya yani salgı artmasına sebep olur. Ayni zamanda çiğneme kaslarının da kasılmasını sağlar. Sürmekte olan bir diş, her türlü infalamasyon bu enzimlerin salınmasını ve parasempatik uyarının başlamasını sağlar. (Zaten bu sebeple diş çıkaran çocukta göz yaşı-burun salgısı-salya artışı görülür.) Oral infalamasyon giderilir, hijyen sağlanır, süren dişler için antihistaminik şurup verilir.
Bruksizm ne değildir:
► Genetik değildir ► Konjenital değildir ► Ağır ve ileri hasar yoksa alt çenedeki eklem hastalıkları burksizm için yeterli bir sebep değildir. ► Herhangi bir vitamin, enzim, hormon veya Magnezyum ile ilişkilendirilmemiştir. ► Diş sıkma ve gıcırdatma arasında etyoloji ve prognoz farklı değildir. Bu ikisini klinik anlamda sinonim gibi düşünebiliriz. ► Abartmamak lazımdır. Bu hastalığın (bruksizmin) uzmanlığı yoktur. Fakülteye veya özgün isimlere veya özgün branşlara gerek yoktur. Her diş hekiminin kolayca müdahale edebileceği basit bir rahatsızlıktır. Olayı servikal vertebralara kadar genişletip abartmaya gerek yoktur.
Tedavi:
● Botoks uygulamak kısa bir süre için kısmi çözüm getirebilir fakat, abonelik gerektirir, sürdürülemez ve travmatiktir, önermiyorum. ● Hipnoz, akupunktur, fitoterapi, homeopati, biyorezonans, diyafram nefesi, bilmemne diyeti, kalsiyum, magnezyum, çinko, hyalüronik asit, glukan, muska, mıknatıs koymak zararsız oyalanmalardır. ● Islak sıcak pansuman (sıcak suya batırılmış havlu) şakaklara 10 dk yaslamak (Öneriyorum) ● Kas gevşetici ilaç kullanmak. Gerekli bulmuyorum. ● Düşük yastık aç karnına uyumak noktürnal bruksizmi azaltır. (öneriyorum). ● Varsa kapanış bozuklukları ortodontik tedavi ile düzeltilmelidir. Kaplama veya dolgu ile değil. ● Alt çenedeki dişlerin üzerine sert plaktan yapılmış basit bir ısırma plağı 2 ay 20 saat/gün kullanılabilir. Birkaç senede bir defa veya gerek duyuldukça aynı plak tekrar 1-2 ay kadar kullanılır. (Makul tedavi budur. Bunu öneriyorum.) ● Sık yapılan hata yumuşak plak yapmaktır. Gördüğüm kadarı ile sayısız meslektaşım bu hatayı yapıyorlar. Yumuşak plak sakız refleksi yaratır ve bruksizmi artırır.
Giderek artan diş hekimliği fakülteleri eğitim verecek eleman sıkıntısı çekmekte, neredeyse yeni mezun sayılacak kadar genç ve tecrübesiz kardeşlerimiz hoca olup diş hekimi yetiştirmektedir.
TÜRK DİŞ HEKİMLİĞİ KİBİR KISKANÇLIK TESİRİNDE GİDEREK KÜÇÜLMEKTEDİR
Diş hekimliği eğitiminin kalitesi azalmakta, daha az bilgili öğrenciler mezun olmakta, bilim seviyemiz giderek azalmakta, eksik eğitimin getirdiği eksik hizmet ve eksik/yanlış tedaviler giderek artmaktadır.
Diş hekimleri basitmi basit, kolaymı kolay vakaları dahiliyeciye, hastahaneye sevk ediyor. yetersiz ve eksik eğitildiği için. Örneğin hamile veya süt veren kadına reçete yazmak, periodontal apse veya aft sebebiyle dahiliye doktoruna yollamak gibi.
Akademisyenler bürokratik yük altında kalıp bilim yapamıyor bu sebeple kendisi yapamadığı bilimi öğrenciye de öğretemiyor. Okulda öğretilenlerin neredeyse (en iyimser ihtimal ile) %60 ı teorik gereksiz yükten ibaret olup pek azı gelecekte muayenehanede kullanılabilecek uygulamalara bilim zemini oluşturacak şekilde düzenlenmiş derslerden oluşmaktadır.
İlgisiz ve uzak konular öğretilmeye zorlandıkça, diş hekimliği öğrencileri derslerde öğretilenleri gelecekte kullanmak için değil sınıf geçmek için derse giriyorlar, ezberliyorlar, sınavdan günler sonra unutuyorlar. Mezun olunca hayatın acı gerçekleri ile yüzleşiyor ve bu yük ağır geldiği için paramedikal uygulamalara sapıyor, eksik ve kusurlu hekimlik yapıyorlar.
Hastalara para hedefli indikasyonlar konuluyor. En fazla para getiren hangi müdahale ise diş şikayeti olan halkın ağzına gereksiz müdahale ve tedaviler yapılıyor. Örneğin kanal tedavisi yerine implant, ortodonti yerine lamineyt yapmak gibi.
Diş hekimliğinde başıboşluk hüküm sürüyor. Bilim sahibi olan ve para hedefli çalışmayan , mesleğini hakkı ile yapan meslektaşlarımı tenzih ediyorum. Ancak deneyimli bir diş hekimi olarak bu yazıyı kaleme almayı hak ettiğimi zannediyorum.
Bu meslek şöyle kurtulur. Yüce önder Atatürk’ün kendisini emanet ettiği hekimler böyle yetişir::
1- Akademisyenler (ki bu yazıda bilim adamlarını temsil ediyorlar) bürokratik yükten uzaklaştırılmalıdır. Bilimi öğrenmeli öğretmelidir. Bunu yaparken etik kurallara uymalıdır.
2- İki sene arka-arkaya bilim yayını yapmamış bütün akademisyenler görevden alınmalı, aşağıdan gelen genç beyinlerin önündeki pıhtı uzaklaştırılmalıdır. Üreten öncelikli olmalıdır.
4- Öğrencilerin gelecekte kendi kliniklerinde kullanacağı pratik bilgiler öğretmeli, hiç bir kullanım alanı olmayan örümcekli bilgileri öğretmekten vaz geçilmelidir, bundan şiddetle kaçınılmalıdır.
5- Akademisyenlerin bazı bilgileri paralı kurslarda öğretmek üzere kasıtla derslerde gizlememelidir. Akademisyenlerin eğitimde inandırıcı ve ikna edici olmaları için, prestijli ve saygın olmaları için, sevilip sayılmaları için, firmaların şemsiyesi altına girmekten uzak durmaları gerekir.
6- Diş hekimliği fakülteleri 6 seneye çıkarılmalı, dr ünvanı verilmeli/hak edilmelidir. Bu gün ne doktoruz ne de değiliz. Arafta bekleyen ruhlar gibi bedensiz ve kimliksiziz. Devlet bile diş hekimi istihdam ederken bordroya ne yazacağını bilememektedir.
7- Öğrenciler gelecek bilinciyle disiplinli çalışmalı, ve gayret etmelidir. Devamsızlık, boşvermişlik, kaytarma, değersizleştirme, siyaset, (mesleki bile olsa) her türlü örgüt faaliyetleri, ve buna benzer zararlı oyalanmalardan uzak durmalıdır.
8- Hayata atılmış hekimler fakülte ile dirsek temasını kaybetmemelidir. Daima okumalıdır, internet grupları, email ortamları, dost sohbetleri gibi birlikte olunan her fırsatta bilimsel varlıklarını ve deneyimlerini meslektaşlarına çıkar gözetmeden açmalıdır
9- Bu kurtuluş reçetesinde kurumsal örgütlerin görevi, yeri, katkısı olmadığı açıktır. Bunların çözüm üretmek adına yapacağı her teşebbüs mesleğimizin geleceğini daha fazla sıkıntıya sokabileceğinden, ülke genelinde zorlayıcı kararlar alması sona ermelidir. Meslekteki rol ve varlıkları yeniden değerlendirilmeli ve azaltılmalıdır. Diş hekimlerine meslek örgütünden istifa edebilme özgürlüğü getirilmelidir. “Bu örgüt beni temsil etmiyor” diyebilmeli ve maruz kaldığı yaptırım ve zorlamalarından muafiyet özgürlüğü tanınmalıdır. Hiç kimse kendisini temsil etmeyen bir kuruma üye olmaya mecbur tutulamamalıdır.
10- Firmalar sattıkları ürünün Türk malı olanlarına öncelik tanımalı, kendi ülkemizde yabancı ürünlerin benzerlerini üretmeli ve buna cesaretlendirilmelidir. Sattıkları her ürünün Türkçe yazılmış prospektüsünü bulundurmalıdır. Bire-yüz kar oranı ile 2 tane satmak yerine daha makul bir kar oranı ile daha çok sayıda satış yapmayı hedefleyen bir politika izlemelidir. Bu uygulama diş tedavi fiyatlarının azalmasını ve hizmetin halkın kılcallarına ulaşmasına katkı verecektir.
11- Hiç bir diş hekiminin mesai saatlerine, tabela boyutlarına ve tabela yazı formatına veya içeriğine karışılmamalıdır. Zorlayıcı hiçbir kanun veya tüzük bulunmamalıdır. Her diş hekimi eğer arzu ediyorsa tabelasına vesikalık fotoğrafını bile koyabilmelidir. Tabelasına canının istediği her yazıyı yazdırabilmeli, istediği her fiyatta çalışabilmeli, istediği her içeriği veb sitesinde yayınlayabilmelidir. Buna engel olmaya çalışmak mutlak ve kesin bir kıskançlık ve kibirdir. Türk diş hekimliğine en çok zarar veren şey kibir, sükse ve kıskançlık olmuştur.
12- Diş hekimliği ülke siyaset ve politikalarından uzak tutulmalıdır. Meslek örgütleri siyasi parti faaliyeti yapmamalı, hükümet veya siyasi konulardan en uzak yerde adreslenmelidir. Siyasete meraklı meslektaşlarımız meslek örgütlerinden ayıklanmalı, meclise girmek üzere uygun görecekleri bir partiye üye olmaya davet edilmelidir.
13- Fakülteler mezun ettikleri öğrencilere (ve isteyen her diş hekimine) belirli bir ücret karşılığında kurslar vermelidir. Örneğin diş hekimleri implant uygulamasını avuç dolusu para ödeyerek implant firmasının lise mezunu görevlisinden değil, daha makul bir ücret ödeyerek fakülte çatısı altında bir akademisyenden öğrenmelidir. Mezun olmuş hekimlerin bilgilerini canlı tutmak meslek örgütlerine terk edilemeyecek kadar ciddi bir görevdir.
Öyle inanıyorum ki bireyin ağzında çok sayıda gereksiz işlem yapılıyor.
Ağızda yapılan bu gereksiz işlemlerden bazıları zararlı ve geri dönüşü de yok. Mesela basit bir çapraşıklık için genç bireyi ortodontiye yollamak ve dişlerin doğallığını korumak yerine lamineyt yapmak moda oldu. Bütün lamineytler yeteri kadar beklenirse kuron olur. Ancak pırıl pırıl dişlere kıyılıyor.
Ben buna bozuluyor ve içerliyorken şimdilerde endodontiyle kurtulacak dişler çekilip implant yapılmaya başlandı. Akut pulpit bireyin diş çekimine ikna edilmesi en kolay olan dönemdir. Ağrısı şiddetli olan hastaya sunacağınız teklifler genellikle kabul edilir. Çünkü hasta bu ağrıdan kurtulmak için herşeyini vermeye büyük paralar ödemeye hazırdır. Bir çok ağrılı diş göz görerek çekiliyor implant uğruna.
Öyle şüpheleniyorum ki: Günümüzde, ülkemizde, gerektiği için yapılan işlem sayısı, gereksiz yapılanların yarısından bile az olabilir.
Bunun 3 sebebi var. Birincisi diş hekimi az, eksik ve hatta yanlış eğitiliyor. Haklı olarak mezun olduktan sonra mesleğin hekimlik kısmı ile ilgilenmek istemez oluyor. Günü kurtaran anlık çözümler, fast-food zaferler peşinde olmak zorunda kalıyor. Sükse, para, prestij peşinde koşuyor.
İkincisi diş tedavisi yaptırmak isteyen bireylerin (hasta demedim, onlarda bir hastalık yoktur ve onlar hasta değildir) işporta talepleri oluyor. Halk mesleki derinlik sahibi olmak zorunda değildir. Çapraşıklığının 1 günde giderilmesini talep edebilir. Halkın içinden gelen bu basit teklifler yadırganamaz ve bu bireyler suçlanamaz. Fakat biz hekimler onlara doğru olan çözümleri anlatmalı bireyi doğruya yönlendirmeliyiz.
Üçüncüsü sistemin kendisi bu yönde bir eğilim yaratıyor. Diş hekimliği malzemeleri %100 den fazla kar ile satılabiliyor. Çünkü diş hekimleri yetersiz eğitildikleri için ne satın aldıklarını bilmiyorlar. Satıcıların söylediklerine inanmak zorunda kalıyorlar. Biyofizik dersinde otoklavı öğretmeyince diş hekimi satıcının söylediği prion programını üstünlük zannedip kendisine işaret edilen otoklavı satın alıyor. Mikrobiyoloji dersinde dezenfektanların içerik ve isimlerini öğretmeyince satıcının söylediği ithal ve gereksiz pahalı ürünleri satın alıyor. Diş hekiminin gideri yükselince ödediği parasını geri kazanmak istiyor ve para peşinde olmak zorunda bırakılıyor.
Biz diş hekimlerinin yukarıda saydığım hastalıklarının tedavisi fakültelerimizdeki eğitimin, pratiğe dönük ve yeterli derinlikte uygulanması ile başlar. Reçetesi budur.