Dikkat ettiniz mi, implantlarda boy, çap, tutuculuk, sinterleme özellikleri, fiyat, hidroksi apatit kalınlığı, yiv derinliği, başarı istatistiği gibi belirteçler artık pek kullanılmıyor. Milliyet kullanılıyor. Alman malı, İsrail malı, İsviçre malı, Türk malı.
– Hangi millet üretmiş – Hangi arkadaşlarım kullanıyor ve öneriyor mu – Fiyatı nedir Bunlar bize yetmeye başladı artık.
Satın aldığımız nesne pahalı olunca veya hayran olduğumuz birisi veya sevdiğimiz bir arkadaşımız bir markayı önerdiyse o implantı tercih etmeyi düşünüyoruz. Bu tutumumuz satıcıyı coşturup fahiş kar ile satmaya cesaretlendiriyor. Çünkü ucuz olursa satın almıyoruz. Sevdiğimiz bir millet ürettiyse mesela bir ülkeye geziye katıldıysak ve o ülkede güzel bir anımız varsa o ülkenin implantı sıcak gelmeye başlayabiliyor.
Bir implant Türk malı ise yetersiz, eksik etiketi yapıştırıyoruz. Çünkü bize öyle öğretilegeldi. Türkler beceriksizdir, Türkler başaramaz, Avrupa iyidir. Bize küçüklükten beri Amerika daha iyidir dediler hep.
Piyasamızdaki bütün implantların özellikleri ve başarı oranları birbirinin neredeyse aynısı gibidir. Tıpkı binek arabası gibi. Piyasada kötü araba yoktur hepsi amacına yeterli ve doğru hizmet eder. Hepsi iyidir. İmplantlar da böyledir. Ancak ülkemizde Nücleoss, İmplance , Mode, Evoss, DTI, Bilimplant, Detech, Bioinfinity başta olmak üzere çok değerli yerli implantlarımız üretilmekte ve bazıları yurt dışına ihraç edilmektedir. Türk üreticiler dünya üzerinde kendilerini kanıtlamış, bir tek bize kendilerini kanıtlayamamış olacak ki biz hala paramızı yurt dışına savurmak konusunda ısrar ediyoruz.
Eğer bir implantın karşılaştırılması isteniyorsa milliyeti gözetilmeksizin, diş derinliği, sıklığı, kesiti, mikromimarisi, yüzey özellikleri ve yayınlanmış istatistikleri esas alınması daha doğru olur.
Elde edilen makaleler görülmektedir.İşaretlenmiş makaleleri kendi eposta hesabımıza yolluyoruz
1 numaralı resimdeki sayfayı göreceksiniz. (Ben üyeyim ama siz üye olmak zorunda değilsiniz.)
İlgilendiğiniz konuyu ikinci resimde görüldüğü şekilde bar üzerine yazınız (mesela diş hareketi- tooth movement yazalım)
Enter basınca üçüncü resimde görülen makaleler numara verilerek ekrana gelecektir. Bunlar dünya üzerine “diş hareketi” üzerine bilim çalışması yapan doktorların raporlarıdır. Muhtemelen ve genellikle hocanız dahil başkalarının söylediklerinden daha doğrudur.
Bu makalelerden arzu ettiğimin üzerine basarsam açılan ekranda makalenin özetini (tamamını değil) okuyabilirim. Eğer istersem 4 üncü resimde tarif edilen şekilde seçtiğim makaleleri kendime postalayabilirim. . Biraz eliniz alışınca advanced seçeneğini kullanarak yazarın ismine göre göre arayabilirsiniz. Mesela Murat Aydın ne makale yazmış diye bakabilirsiniz veya Goran Sundqvist ne makale yazmış? veya kendi hocanızın ismini yazıp hocanızın bugüne kadar ne makale yazdığına bakabilirsiniz. İki tarih verip bu tarihler arasında diş hareketi konusunda ne makaleler yayınlanmış diye arayabilirsiniz. Mesela 1-1-2010 ve 1-1-2020 tarihtleri arasında LichenPlanus hakkında ne yeneilikelr olmuş ? Bir dergi ismi verip bu dergide belirli konu hakkında neler yayınlanmış diye bakabilirsiniz mesela Journal Applied Microbiology dergisinde corona virüs hakkında ne yayınlanmış ? Eliniz alışınca sitenin alarmını kurabilirsiniz. mesela ağız kokusuhakkında dünyada ne yayınlanırsa haberim oldun diyebilirsiniz. Böylece dünya üzerinde ağız kokusu hakkında bir bilgi yayınlanırsa ilk önce sizin epostanıza gelir. Siz isterseniz diş beyazlatma, kanal tedavisi, veya apikal cerrahi için alarm kurabilirsiniz. Bu sitede herşey ücretsizdir.
Bu yöntemi öğrencilere öğreterek onların eğitimlerini belirli insanlara bağımlı olmaktan kurtardığımı, bir ekolün tesirinde kalmaktan koruduğumu, sadece kendisine söyleneni uygulayan robotik disiplinden kurtardığımı, ufuklarını genişlettiğimi, fakültenin dışında koca bir bilim dünyası bulunduğunu işaret ederek onları özgürleştirdiğimi temenni ediyorum.
EİMZA NASIL ALINIR Eimza flaş bellek almak için belirli bazı firmalar devlet tarafından yetkilendirilmiş. Onlar sizin kimlik bilgilerinizi alıyorlar ve size bir flaş bellek veriyorlar. İşlem toplam 20-30 dakika sürüyor. Her şehirde bayilik veya büroları var. Yıllık bir kaç yüz lira para istiyorlar. Örneğin 1 yıllık geçerli olsun istiyorsanız veya 3 yıllık geçerli olsun istiyorsanız ona göre ücret ödüyorsunuz.
EİMZA NERELERDE GEÇERLİ Devlete ait sitelerin internet sayfalarından resmi müracaat yapmak istediğinizde kullanabiliyorsunuz.
EİMZA NEDEN DİŞ HEKİMLERİNE LAZIM OLDU Birileri onlayn fatura kesmemiz gerektiğini düşünmüş olmalı.
EİMZA BİLGİSAYARA NASIL KURULUR Berbat ve zayıf teknolojisi olan tuhaf ve çok sayıda program indirmeniz isteniyor. Bu programlar size eimza flaş belleğini satan firmanın veb sayfasında bulunuyor ve daima eksik oluyor veya daima çalışmıyor veya bozuk çalışıyor. MUTLAKA bir eksiğiniz çıkıyor. Java adı verilen bir programın versiyonu tutmuyor, vindovs versiyonu veya 32 veya 64 bit sorunu çıkıyor. Eğer o da çıkmazsa kart okuyucu adı verilen bir program eksik veya hatalı oluyor. Size bu belleği satan firmanın teknik detsek hattını düşürebilirseniz, boş elemanın telefona çıkmasını sabırla bekleyebilrseniz, şu anda bütün müşteri temsilcilerimiz diğer abonelerimizle ilgileniyor, beklrdiğiniz için teşekkür ederiz mesajını 50 defa dinlemeye sabrınız yeterse, bir eleman size telefonu açıyor ve uzaktan kumanda ile sizin bilgisayarınıza bağlanıp bir program kuruyor ve eimzanız çalışıyor. Gerisi Allah kerim. Eğer bu bilgisayarınıza format atar veya yetkilinin size kurduğu programlardan bir tanesini silerseniz veya yanlışlıkla silinirse başa dönersiniz.
TEKNİK BAKIMDAN EİMZA NEDİR Eimza aslında flaş bellek değildir. USB portuna takılan bir kart okuyucudur. İçindeki ram değildir. Bir kart tır. Bu sebeple size açıkça söylenmiyor ama bir kart okuyucu programın kurulumu iyi oluyor. Eimza sizin bilgisayarda çalıştı görünüyorsa penecereyi aşağı indirip devlet dairelerine girebilirsiniz. Bu bilgi de size söylenmiyor. O pencere açık kaldıkça devletimiz sizi tanıyacak zannediyorsunuz değil mi? Hayır. Rezalet yeni başlıyor. Maliye bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz , Adalet Bakanlığı – UYAP, Çevre Bakanlığı – İzin Lisans, PTT, E-Devlet, Patent enstitüsü – Marka Patent, Tübitak ve aklınıza gelen bütün devlet daireleri için ayrı bir program indirecek ayrı kurallar ile oynayacaksınız oyunu. Kendi bankanıza bile girerken ayrı bir program indireceksiniz. Bilgisayarınız çöplük gibi olacak. Eğer ne yaptığınızı iyice bilmiyorsanız ayni kuruma girerken bile her defasında hep ayni programı indirmek zorunda kalabilirsiniz.
NE YAPILMALIYDI Canınız yanıyor. Mesainiz heba oluyor. Gereksiz proje ve eksik alt yapı sebebiyle sürünüyoruz. Zaten edevlet sitesi kişiye özel tanımlama ile girilen bir sitedir. Edevlet sitesine giren herkes eimzalı giriş yaptı demektir. Ayrıca sol kulağı enseden sağ ile göstermek çok akıllıca değildir. Diş hekimleri edevlet ile girip faturasını kesebilmeliydi. Bütün devlet daireleri edevlet üzerinden resmi başvuru alabilmeliydi. Böyle tuhaf uygulamalar ile mesai, para, enerji kaybetmemeliydik. İnsanların işleri zorlaştırılmamalıydı.
Basında bazı yayın organlarında Türk Işını adı verilen bir uygulama ile korona virüsün akciğerden temizlenerek covid19 hastalığının iyileştirilebildiği yolunda bazı haberler okudum ve bir hekimin basın açıklamasını videodan izledim. Hem hekim hem mikrobiyolog olarak bir kaç söz söylemek isterim.
254 nm dalga boyundaki uv ışığının fiber optik kateterle akciğere (veya damara) sokarak virüsü etkisiz hale getirmek bir bilimsel anlamda geçersiz bir uygulamadır. Biyofizik derslerimiz boş geçince uv lambayı ışın kılıcı gibi kullanmaya şaşırmamak gerekir. Videoyu izledim; değerli meslektaşım nasıl da inanarak söylüyor. (Hurafe yayılmasın diye burada videonun linkini vermedim.)
280 nm UV lamba Normalde bu ışık gözle görünmez. Silik donuk mat mavimsi beyaz ışıktır. Fakat fotoğraf makinesi bu şekilde gösterir.
Bilinmelidir ki, Ultra viyole ışık, çok nadir bir kaç mikro organizma dışında hiç bir virüsü bakteriyi veya mantarı öldürmez. Ultra viyole ışığı ile mikrop öldürmeye çalışmak tıbbi mastürbasyondur. Bu ışık sadece mikroorganizma üremesini (kısmen) durdurur. Üstelik uzun süre maruz kalırsa kanser yapar, eritrosit hasarına sebep olur.
Bu hekim(ler) haklı olarak, ilk olmaya, sükse yapmaya, pirim, itibar, alkış (belki finansal destek) toplamaya çalışıyor olabilir. Ben bu hekim(ler)i değil, biyofizik eğitimi eksiğine sebep olan akademisyenleri sorumlu tutarım.
Biyofizik tıp eğitiminin en önemli derslerinden birisidir. Sadece ultra viyole değil, ayni zamanda, laser, optik, inra red, ceryan çarpması, MR, ekg, iyontoforez, radyoterapi, röntgen, tomografi, PET, ultra sonografi, tasniyon bakmak, kalp sesleri dinlemek, nabız saymak, stetoskop kullanmak, diş hekimliğinde virtalometre, apeks bulucu, diş çekmek ve daha düzinelerce tıbbi işlem biyofizik bilmeyi gerektirir ve derslerimiz çok zayıf öğretiler ile geçiştiriliyor, görmezden geliniyor, halının altına süpürülüyor, biyofizik yok farz ediliyor. Sonuçta bu oluyor: uv ile viroz tedavi edilmeye çalışılıyor.
Diş hekimleri aşağıdaki önlemleri alarak koronavirüs salgınından hem kendilerini hem de hastalarını koruyabilirler
Koronaviryonu yüzeyinde radyal uzanan dikensi çıkıntıları vardır. Viryon çapı ortalama 57 nm dir.
Zorunlu durumlarda, meslektaşlarım ve yardımcı personel aşağıdaki önlemleri alarak meslek yaşantılarına devam edebilirler. Hiç bir önlem %100 koruyucu olamaz ancak bu önlemlerin klinikte riski en aza indireceğini düşünüyorum. Şunu hatırlamak gerekir ki; Covid salgını meslek uygulamamıza son vermemizi gerektirmez. Covid-19 pandemisi dahil hiç bir salgın ömür boyu sürmez.
Sterilizasyon
Zaten sürdürmekte olduğunuz alet ve yüzey sterilizasyon ve disinfeksiyon işlemlerine devam ediniz. Bunları buraya tek-tek yazmaya gerek yoktur.
Klinikte yüzeylerin temizliği
Klinikte metal ve kumaş yüzeyler hariç tüm yüzeyler için bu virüse en etkili disinfektan bakkalda satılan “hipo” dur. Çamaşır suyu diğer bütün mikroorganizmalar için olduğu gibi bu virüse de fevkalade üstün etkilidir. Yerleri ve yüzeyleri sık sık hipolu su ile siliniz. 1/10 sulandırma mümkündür zeminlerde daha konsantre de kullanılabilir, mesela 1/2.
Alkolik disinfektan kullanınız
Kumaş ve metal yüzeyler için alkolik disinfektanlar kullanınız. El disinfeksiyonu için kullanılabilecek ve yağ çözecek olan en etkin madde alkol içeren disinfektanlardır. Eller önce sabunla yıkanır. Sonra alkollü disinfektan kullanılır.
Neden alkolik antiseptikleri seçiyoruz?
Koronavirüs yağ içeren bir zarfın içindedir. Bu yağ tabakasını çözen her kimyasal madde korona virüsü etkisiz hale getirecektir. Bu konuda alkol içeren antiseptikler değerlidir. Aklınıza gelen ve yağı çözen her madde bu virüsü etkisiz yapar. Deterjanlar ve alkoller yağı çözer. Bu virüsü etkisiz kılmasının sebebi budur.
Piyasamızdaki neredeyse bütün klorheksidin (CHX) gargaralarda zaten alkol vardır. CHX tek başına virüs üzerine yeterince etkili değildir fakat hazırlanma aşamasında şişe içerisinde çözücü olarak alkol kullanılmaktadır. Diş çekiminden sonra kullanılan genel amaçlı antiseptik gargaralardan eczaneden temin ediniz. Her hastaya çalışmaya başlamadan önce hastanın ağzını antiseptik gargara ile çalkalattırınız. Eczaneden satın alınan oksijenli su (%3) ile de ağız çalkalattırmak mümkündür. Çalkalama süresi 1 dakikadan uzun olmalıdır. Bu işlem ağızdaki mikroorganizmaları azaltacaktır. Böylece airotor ve ultrasonik kullanırken etrafa daha az mikroorganizma saçılacaktır.
Bir disinfektanın alkol içerdiğini nasıl anlarız?
Kutunun veya şişenin üzerindeki etikete bakınız. Etkili maddenin ne olduğuna bakınız. Kutunun üzerinde izopropil alkol, propanol, ethanol, etil alkol, formol ve kelime sonunda “-ol” hecesi ile biten kimyasallar bulunuyor olmasını alkol olduğunu gösterir.
Az eleman
Muayene odasına hastadan başkasını almayınız. Mecbur değilseniz yardımcı personel kullanmayınız. Daha az kişiye bulaşma riski olur. Muayene odasındaki insan sayısı arttıkça risk artar.
Güçlü bir aspiratör
Eğer güçlü bir aspiratörünüz varsa bunu aerosolleri toplayacak şekilde konumlandırabilirsiniz. Ancak dar ağızlı olması ve emiş debisinin gerekenden az olduğu sebebi ile genellikle yetersiz olacaktır.
SULU ELEKTRİK SÜPÜRGESİ UYGULAMASI
Sulu bir elektrikli süpürgenin su deposuna hipo ilave edip borusunu uzatabiliriz. Süpürgeyi muayene odasına en yakın balkona koyar, borunun ucuna huni benzeri bir bol takıp hastanın sol eline verirsek bizi aerosolden koruyan oldukça başarılı bir sistem kurmuş oluruz
Sulu elektrikli süpürgenin su deposuna hipoklorit ilavesi ile oluşturulan aspirasyon sistemi
Ticari aspiratör ile sulu elektrik süpürgesinin karşılaştırılması:
Ticari aspiratörler emdiği sıvıyı olduğu gibi kanalizasyona gönderdiği halde sulu elektrik süpürgesi emdiği sıvıyı hipolu suyun içinde disinfekte ederek kanalizasyona daha makul bir tıbbi atık oluşturmaktadır.
Ticari aspiratörler her ne kadar atılan havaya mikrop filitresi takılma opsiyonu veriyor olsa bile atmosfere çıkacak virüsleri filitre edemeyebilir. Çükü filitresi 157 nm por çaplıdır, virüs ise 57 nm dir. Halbuki sulu süpürgede emilen hava hipolu suya çarptırılmaktadır. Virüs partiküllerinin buradan kurtulma şansı zayıftır.
Muayene odasının havalandırılması ve klima sorunu
Muayene odasında klima çalıştırmak fevkalade önemli bir risktir. Havadaki virüsü emer ve odanın en uzak noktasına kadar fırlatır, püskürtür, taşır. Hava ne kadar sıcak veya ne kadar soğuk olursa olsun muayene odasında klima çalıştırmak sorun yaratacaktır.
Muayene odasında bulunan pencere(ler) açılmalı ve önüne vantilatör konulmalıdır. Vantilatör odanın dışına doğru havayı üfleyecek şekilde çalıştırılmalıdır. Karşılıklı açılan pencereler sebebi ile hastanın ağzından hekimin yüzüne doğru olabilecek hava hareketlerine izin verilmemelidir.
Emdiği havayı tekrar odaya iade eden filitreli sistemlerin ne kadar güvenli olduğu söylenirse söylensin tedirgin edicidir, çekinceli karşılamak gerekir. En güvenli sistem odadan emdiği havayı odanın dışına verendir.
Korona virüs gözden bulaşabilir
Bunu hiç unutmamak gerekir. Kenarı kapalı gözlük veya siperlik kullanmak şarttır.
Protez ve ölçüler
Aldığınız bütün ölçüler ve laboratuara gidecek olan bütün protez ve kaşıklar hipolu su içinde 10 dakika bekletilip daha sonra bol su ile yıkanmalıdır. (Bu süreyi uzatabilirsiniz). Laboratuardan gelen protezler de ayni işleme tabi tutulmalıdır. Alçı parçaları da hipolu suya sokulmalıdır. Mikroorganizmalar alçı gözenekleri içerisine yerleşebilirler.
Maske
Kullandığımız bez maskeler fevkalade değersiz koruma yapar. Bu virüs 40-160 nm çapındadır. Ortalama çapı 57 nm dir. Maskedeki delikler 1000 nm dir. Her bir delikten en az 10 tane virüs rahatça geçebilir. Bu maskeler sadece pulverize olan su damlalarını engellediği için damlacıklar üzerine yüklenen mikroorganizmaları tutar. Damlacıklar bez amskeye yapışır. Suyunu terk eder, su kuruduktan sonra viral partikül bez maske üzerinde serbest kalabilir ve solunum yoluna ilerleyebilir. Siperlik kullanmak bu kötü senaryoya kısmen engel olacaktır.
N95 maskeler biraz daha koruyucudur. Fakat virüsü engelleme kabiliyetleri mükemmel değildir. Pahalı, zor bulunan ve kısa ömürlü maskelerdir.
Ultra viyole lamba
Korona virüs, bir RNA virüsüdür ve ultra viyole ışıktan hasar görür. Hasta yok iken muayene odasında bir (kaç) ultra viyole lamba yakabilirsiniz. Elektrikçiler çarşısında 8 ve 30 watlık UV lambalar satılır (tanesi 60-90 TL). Bu konuda diş hekimliğinde biyofizik isimli eserde çok fazla detay bulacaksınız.
UV lambaları kullanan hava arıtma sistemleri yeterince güvenli değildir. UV ışık girgin değildir. Mikroorganizmaları öldüreceği kesin değildir.
Ozon üreten küçük portatif cihazlar oda havasının disinfeksiyonu amacıyla kullanılabilir. Muayene odası boş iken ozon gazı üreten cihazı 1 saat çalışır durumda bırakıp hasta kabul etmeden önce odayı havalandırabilirsiniz. Diş depolarında ozon gazı üreteci satılmaktadır.
Şunu hatırlamak gerekir: ozon gazı difüzyon yolu ile yayılır. yeterince girgin değildir. Her mikroorganizmayı öldüreceği kesin değildir. Ozon kullanarak emdiği havayı temizlediği iddia edilen cihazlar yeterince güvenli değildir.
Otoklav sorunu
Otoklavlar hem vakum, kompresyon ve kurutma sırasında bulunduğu odanın havasını emer ve sterilize edilen aletleri kurutmak amacıyla kullanır. odanın havasındaki mikroorganizmaları emmesin diye üreticiler bakteri filitresi kullanmışlardır. Yani otoklav odadaki havayı emerken bakteri filitresi içinden çeker böylece bakteriler steril aletlere temas etmemiş olur. Fakat bura noktada bir problemimiz var:
Bakteri filitresi 0.3 um por çapına sahiptir. Yani 0.3 um den küçük parçacıkları engelleyemez. (0.3 um = 300 nm) yapar. Halbuki korona virüs ortalama olarak virüs 57 nm çapındadır ve bakteri filitresinden kolayca geçerek otoklavın sterilize ettiği aletlere ulaşabilir. Bu problemin 3 türlü çözümü olabilir:
1- Otoklav, havada virüs tehlikesi bulunmayan bir odada çalıştırılmalıdır. 2- Otoklavın kurutma programı çalıştırılmamalıdır 3- N tipi otoklav kullanılmalıdır
Genel kurallar
* Elinizi vücudunuzdan uzak tutunuz.
* Her fırsatta elinizi sabunlayınız veya eldiven değiştiriniz.
* Muayene odasında hava koşulları ne olursa olsun pencereyi açık bırakınız
* Tekrar kullanmak zorunda kalırsanız tıbbi maskeleri ütüleyebilirsiniz. Hem por çapı küçülür hem de dekontaminasyon sağlanır. Fakat N95 maskelerin tekrar kullanımları mümkün olmayabilir.
* Konuşmanız gereken durumlar dışında klinikte dudaklarınızı kapalı tutunuz. Ağızdan nefes alıp vermeyiniz.
* Klinikte hiçbir şey yemeyiniz içmeyiniz
* Gözlerimiz virüsün giriş kapısıdır. Gözlerinizi gözlükle koruyunuz.
* Yüz maskesi (siperlik) kenarlardan hava akımı ile virüsün göze ulaşmasına engel olamaz. Çalışırken kenarları kapalı gözlük de kullanınız.
* Hasta ile tokalaşmayınız. Gövdeleriniz arasındaki mesafeyi en uzak tutunuz
* Her hasta gittikten sonra disinfektan spreyi ünit ve aletler üzerine uzaktan püskürtünüz.
* Hastanın oturduğu, dokunduğu ve eşyasını bıraktığı yüzeyleri gözlerinizle takip ediniz ve dokunduğu her yeri aklınızda tutunuz. Hasta gittikten sonra oraları disinfekte ediniz.
* Hastalar birbirini görmeyecek kadar seyrek randevulanmalıdır. Bir hasta gittikten sonra diğeri gelmelidir.
* Muayene odasına hastadan başkasını almayınız. Refakatçı dışarda kalmalıdır. İnsan sayısı arttıça bulaşma riski artar. Muayene odasında daima en çok varsa yardımcı personel, hekim ve hasta bulunmalıdır.
* Tulum veya boydan önlük giyilmelidir. Steril olmayan, tercihen sıvı geçirimsiz ve uzun kollu olmalıdır.
* Bone, ayak koruyucu kullanın.
* Giyerken sırasıyla önlük- maske- gözlük- yüz koruyucusu – eldiven giyilir. Çıkarılırken sırası ile eldiven, gözlük, yüz koruyucu, önlük çıkarılır. Odadan çıkıncaya kadar maske çıkarılmaz.
* Klinikte bir yüzeye hastanın vücut çıkartıları (salya, kan, göz yaşı, balgam) bulaştıysa, hastayı gönderdikten sonra infekte materyali temizlemek için önce kendi elinizi sabunlayın. 2 tane eldiveni üst üste giyin, kirli materyali asla yerinden hareket ettirmeyin, tek kullanımlık bez veya kağıt havlu ile temiz yerden başlayarak kirli yere doğru temizleyin ve infektif materyali kırmızı torbaya koyarak düğümleyin, torbanın düğümünü tekrar açmayın.
* Muayene olan Hasta(lar) bitince mesai sonunda banyoda duş alarak yıkanın.
* Alkol almayın sigara içmeyin. Alkol, eğer içilirse bağışıklık sistemini çökertir kolayca hasta olmamızı sağlayabilir.
* Elinize yüzünüze bol yağlı kremler sürerek havadaki virüsün yapışmasını artırmayın. Sakal ve bıyık da temizliği zor yüzeyler oluşturur.
* Bütün kullanılmış aletler sterilizasyondan önce 10 dakika bir hipo içinde beklemelidir. (Bu süre uzatılabilir)
* Mümkünse yardımcıeeprsonel kullanmayınız. Onun da riske girmesini engellemiş olursunuz.
* Alçı döküldükten sonra teknisyene yollamadan önce 10 dak hipoda beklemelidir. (teknisyene bulaşmasın diye)
* Teknisyenden gelen alçı, kuron ve kaşıklar hipoda 10 dakika beklemelidir
* Her hastada çift eldiven takılmalıdır. Hasta gidince infektif materyali dıştaki eldiven varken temizleyiniz. Dıştaki eldiveni atıp diğer eldivenle gemel temizlik temizlik yapınız.
* Her hastadan sonra yerler hipo ile silinmelidir
* Her hastadan sonra kullanılan kapı tokmağı, musluk başı, çekmece kulpları spreylenir veya hipolanır
* Her hastadan sonra Kreşuar, bardaklık, peçetelik, kirli pamuk kavanozu, oral kameranın ucu, reflektör sapı, tablet sapı, aspiratör sapı hipo emdirilmiş bezle silinir veya spreylenir.
* Röntgen filmini ağızdan çıkar çıkmaz 3-5 dak hiponun içine batırılır
* Aerosole sebep olacak işlemlerden kaçının Çok mecbur olmadıkça ultrasonik ve airotorun pedalına basmayınız. Bunu yaparsanız havaya binlerce su damlacığı saçıldığını ve bu damlacıklardan bazılarında korona virüs bulunabileceği ihtimalini hatırlayınız
* Burnunuzdaki ıslaklığı giderecek ilaç (antihistaminik, kortizollu sprey damla, hap) ve uygulamalardan (sık sümkürmek), kaçınınız (varsa) burnunuzdaki ıslaklığı muhafaza ediniz.
* Aşırı tedbire meğil etmeyiniz. Buruna tuzlu su, karbonat, okyanus suyu, bitki suyu çekmek veya gereksiz vitamin proteinler , antibiyotikler kullanmak önceden kestirilemeyen sonuçlar verecektir. Bağışıklığı güçlendirmek amacı ile tuhaf bitkiler ve paramedikal uygulamalardan uzak durmak gerekir
* Halkı galeyana getirmeyiniz.
* Öncelikle kendiniz galeyana gelmeyiniz. Panik yapmayınız. Her salgının yükselme ve plato dönemleri vardır. Normal seyrinde giden ve mortalitesi %3.5 olan bir salgın yaşıyoruz. Trafik kazalarında bundan daha fazla insanımızı kaybediyoruz. Sakin olunuz, ama önlemleri gevşetmeyiniz.
Düzeltilmesinde fayda olan yanlış inanışlar:
1- gazozun içinde kinin bulunduğu ve kininin virüslerden koruduğu zannedilmektedir. Virüs ilacı olan hidroksiklorokin ile gazozdaki kinindihidroklorit farklıdır. Virüsten koruyacak diye gazoz içilmemelidir.
2- Ultra viyole lamba ve ozonun kroyuculuğu zayıftır. Ancak diğer önlemler alındıysa bunların destekleyici bir faydası olabilir.
3- Korona virüs üzerine en etkili madde hipodur. Sonraki sırada deterjan ve alkol(ler) gelir. Sonra oksijenli su, poviodin iyot gelir. Oksijenli su çabuk bozunan bir yapıya sahiptir.
4- Havayı filitre eden cihazların filitreleri 300 nm çapına kadar inmektedir. Virüs 40-120 nm olduğuna göre bu cihazlar yeterince etkili olmazlar.
5- Klorheksidin gargaralar içinde bulunan klorheksidin çok az da olsa virüs üzerine etkilidir. Fakat bu gargaralarda asıl etkili olan üretim sırasında içine ilave edilen alkoldür.
6- hava nemlendirici cihazların içine disinfektan ilave edilmesi uygunsuzdur. Buharlaşan kimyasalı solumak zorunda kalabiliriz. Su içeren hava akımları partikülleri uzağa taşıyacaktır.
Hipokloroz asit ile yüzeyi disinfekte etmek mümkündür fakat pulverize edilip odanın içerisinde soğuk plazma veya sisi oluşturmak solunum yollarımız bakımından emniyetli olmayabilir.
Havayı iyonize eden cihazlara da gerek olmaz.
7- Bol su içmenin virüs veya hastalık üzerine hiçbir etkisi yoktur
8- Bazı bitkisel ilaçlar, aromatik yağlar, gereksiz yere önceden kestirilemeyen lokal bağışık zayıflıklara sebep olabilir. Virüsün girişini kolaylaştırma riski vardır.
9- Koruyucu olarak yenilecek hiçbir besin veya alınacak hiç bir ilaç yoktur. İnternetteki bilgi kirliliğinden korunmak gerekir.
10- saç kurutma makinesi ile burunu kurutmak veya ısıtmak virüsün yayılmasına ve tutunmasına yardım eder. Sağlımızı bozar.
KEBAP FESTİVALİ Mİ? RAKI FESTİVALİ Mİ?
Rakı festivaline tepki gelince ismini kebap festivali yaptılar ama bu bir alkol gecesiydi.
Kebap-Şalgam festivali adı verilen sözüm ona kutlamalar bundan 2 yıl kadar önce “Rakı festivali” olarak başladı. O gün, akşam olduğunda yemek sektöründeki esnaflar kapı önüne tezgahlar atıp kebap pişirmeye ve rakı servisi yapmaya başladı. Sabahlara kadar içtiler kebap yediler. Mevsim gereği soğuk olmasına rağmen sokaklara kadar taşan kebap masaları ve içki sofralarını hatırlıyorum.
O kadar çok içki içildiği zaman neler olacağı bellidir. İnsanların alkole bağlı olarak beyin faaliyetleri yavaşlayınca sokaklara dökülüp nara atmaya başladı, kavgalar çıktı, tatsızlıklar, alkollü araç kullanmaya şehir için bağlı trafik kazaları, hakaretler, küfürler, amacını aşan bağırtılar, çirkin ilişkiler, sapık ve sapkın taşkınlıklar… Kavgaların bir kısmını hemen orada ayırdılar, bir kısmı karakolda barıştı, pek azı adliyelik oldu. Kayıtlara geçmediği için mağduriyetler yok sayıldı.
İşin psikolojik bir boyutu vardı. İnsanlar nasıl olsa festival diyerek veya yılda bir gün diyerek, daha çok rakı içti. Portakal festivali yaparsanız portakal satışı artar. Aynen bunun gibi rakı festivalinde insanlar rakı içtiler. Alkolü terk edenler bile o gece alkole yeniden başlamak üzere alkol perhizlerini bozup sarhoş oluncaya veya kusuncaya kadar rakı içtiler. Kimbilir belkide alkolü bırakan ve tedavi olan alkolikler bile yeniden alkolik olmaya bahane bulmuş olabilirler. Yaşları genç olanlara bile alkol teklif edildi, alkole özendirildi, cesaretlendirildi, zararlı olmasına rağmen.
Alkol alan insanda kısa vadede beyin ve irade yavaşlar, muhakeme kısmen ve hatta tamamen ortadan kalkar. Uzun vadede beyin hücreleri ölür. Karaciğer hücreleri ölür. Metabolizma bozulur. İnsan, infeksiyonlara ve sayısız hastalığa açık hale gelir. Görme, işitme, algılama, yorumlama yeteneğini kaybeder. Alkol, insanı her türlü fenalığa, sapıklığa ve sapkınlığa hazırlar. Alkol insanı her türlü suça hazır hale getirir. Şişeler kasalar dolusu rakı içen bir şehir düşünün. İşte durumumuz böyleydi.
Geçtiğimiz sene, ülke, bölge yönetimi ve aklı başında insanlardan tepki göstermiş olmalı ki, festivalin ismini değiştirdiler. KEBAP ve ŞALGAM festivali yaptılar. Rakı kelimesini gizlediler. Aslında isim değişikliği rakı festivali olma özelliğini gizleyemedi. Yine alkol alan halk sokaklara taşacak kadar geniş alanlara rakı sofrası kurdular. festival yine rakı festivaliydi ama ismini kebap festivali olarak değiştirmişlerdi.
Bu sene buna izin vermeyen Adana Valisine teşekkür ederim
Diş hekimliği fakülteleri ücretli hasta kabulu hariç halktan kopuktur. Bulundukları şehirde sağlık projeleri geliştiren, şehir halkına sağlık alt yapısı üzerine söz sahibi olan bir makamları yoktur. Diş hekimliği fakülteleri öğrencilerine eğitim amacı ile çekilmiş diş temin etmeyi zorunlu tutar. Protez yapacak hasta bulmayı da zorunlu tutar ve bu görevi kendisi yapacağı yere öğrencinin üstüne havale eder.
Öğrenci mecburiyet ve zorlama altında kalır. Not kaygısı sebebi ile kapı kapı dolaşarak diş hekimi ağbilerinden çekilmiş diş dilenir. Onursuz bir davranıştır. Meslek şerefi ve öğrencinin gururu incinir. Ama öğrenci buna katlanmak zorunda kalır. Bazı simsarlar çekilmiş dişleri öğrenciden önce toplayıp öğrenciye fahiş fiyatla satar. Fakülte bunları görür, bilir ama karışmaz, sessiz kalır. Diş hekimliğinin onurunu korumakla görevli olduklarını sık sık öne süren kurumlar da bunu çok iyi bilirler ama parmaklarını kımıldatmazlar.
Biz eğer bir hastaya gel sana bedava protez yapayım dediğimiz zaman şunlar olur:
1- Hasta bizi küçümser
2- O dakikadan itibaren hastanın bize müdahalesine ve talimatlarına açık oluruz. Sözümüzü dinlemez, tavsiye ve telkinlerimize direnir.
3- Hasta bizim hakkımızda beceriksiz acemi olduğumuzu düşünerek ağzına protez yaptırmaz
4- protez yapım aşamasında eleştirel ve aşağılayıcı davrabır
5- protez vuruğu gibi olası küçük problemleri abartır
6- Protezi kabullenmez, bu protez olmamış der
7- Bizde mesleki bir tiksinti doğar, meslekten soğuma cesaretsizleşme başlar
8- Asli görevi eğitim olan fakülteler, çekilmiş diş bulma veya protez hastası bulma gibi görevleri öğrenciye ihale edemez.
9- Çekilmiş diş bulmak veya protez hastası bulmak fakültenin görevidir. Bulamıyorsa zorunlu tutmamalıdır.
Zorunlu tutacaksa bulmalıdır.
10- Fakülteler her sene yeterli sayıda yeşil kartlıya veya şehit babasına ücretsiz total yapacağını duyurmalı, protez malzemelerini temin ederek öğrenciye protez yaptırmalıdır. Böylece üniversite halk ile dirsek teması sağlayarak halkın içerisinde konumlanmalıdır. Böylece meslek onuru korunmuş, öğrenci incinmemiş, eğitim en güzel şekilde sağlanmış olacaktır