DİYAFRAM NEFESİ DİYE BİR ŞEY YOKTUR

Nefes alış verişi tek yodlandır

Bir çift akciğerimiz ve bir tane trakeamız vardır. Hava 1 (bir) delikten girer ve aynı delikten çıkar. Burun ile alınan hava trakeadan geçerek akciğere ulaşır, işi bitince aynı delikten çıkar. Bazı insanlar diyafram nefesi başlığında bir nefes tanımlar. Nedir bu diye sorulduğunda veya bu konuda yazılan yazıları çekilen videolar izlenildiğinde doğru dürüst, elle tutulan bilim destekli bir tanımı bulunmadığı görülür.

Diyafram nefesi nedir?
Diyafram nefesi ile normal nefes arasında ne fark vardır?
Neden diyafram nefesi özeldir?
Nesi özeldir?
Ne fark ile ortaya çıkmaktadır
Normal nefeste diyafram kası kullanılmamakta mıdır?
Bunların tarifi yapılamayacak kadar belirsiz ve silik bırakılmıştır. Kafa karıştırıp ortalığı bulandırır, gözlerimizin önünde bizi aldatmaya çalışırlar. Sözüm ona havanın akciğere giriş yeri başkaymış gibi göstermekte, sanki başka delikten giriyor veya sanki normal nefesten farklıymış gibi tanıtılmaktadır. Bir terim kargaşası yaratılmış, sonra terimin içi doldurulamamıştır. Hiç kimse ortaya atılan bu terimin ne olduğunu tam olarak anlamamıştır çünkü diyafram nefesi zaten bildiğimiz nefesten ibarettir. Yeni bir şey yoktur. Terim özel ve özgün bir şeyi ifade etmemektedir. Sadece bir şeyler satabilmek, tıklanabilmek, prestij ve pirim elde edebilmek amacı ile ortaya atılmış boş bir terimdir.
Bu bulanık terimlendirme, netliğin giderilerek kafa karışıklığı yaratılması ile bazı kişi ve kurumların halka metot, ilaç, yöntem, ürün satmaya çalışmakta, tıklanmak ve sükse yapmaya çalışmaktadırlar. Ağız kokusunun da dahil olduğu pek çok hastalığı diyafram nefesi ile iyileştirdiklerini öne sürmektedirler.

Bu konuda çekilen videolar izlendiğinde diyafram nefesini tarif eden bireyler, eliyle karnını gösterip işte burdan nefes alacaksın diye burnundan ve ağzından derin nefes alırlar. Sanki özel ve önemli bir şey yapıyorlarmış gibi halkı yanlış yönlendirmeye çalışırlar. Ancak yaptıkları şey elleri ile karınlarını gösterip nefes almaktır.
Eee?
Ne oldu şimdi?
Hani diyafram nefesi özeldi?
İşte şimdi burnundan nefes aldı yani normal nefes aldı? Hani diyafram ?
Normali, buysa diyafram nefesi nedir? ve Diyafram nefesi buysa normali nedir?
Hava aynı delikten giriyor aynı delikten çıkıyorsa özel olan nedir?

Zekamıza hakaret edilmesine üzücüdür. Hiç kimse anüsünden veya kulak deliğinden nefes almaz ki?. Herkes aynı delikten nefes alır herkes mecburen ve kesinlikle diyaframını kullanır. Bunun tersi mümkün değildir. Korkarım aldatılıyoruz.

Diyafram nefesi diye özel bir nefes yoktur. Bütün nefesler diyafram nefesidir. Transformal nefes diye tabir edilen nefes alıp verme şekli de buna benzer bir hatadır.

ENDODONTİ NEREYE GİDİYOR

Kanal aletleri

YURT DIŞINI BİLMİYORUM AMA ÜLKEMİZDE ENDODONTİ , YANILMIYORSAM, KANAL ALETLERİNE İNDİRGENDİ. BEN DIŞARDAN BAKINCA BÖYLE TESPİT EDİYORUM.


Verilen kurslar, dersler, eserler, videolar, makaleler, sorular-cevaplar, eğitimin ağırlık merkezi kök kanalında hangi alet kullanılmalıdır şeklinde evriliyor. Hangi firmanın kanal eğesi daha iyidir, hangi firmanın kanal eğesinin kaç numaralı ucu kullanılmalıdır, eğeler hangi sırada kullanılmalıdır, kaç numaralı eğeden sonra kaç numaralı konguta kullanılmalıdır. (Tabi firma ödemesine göre bu markalar değişmektedir)
Endodonti buna indirgeniyorsa zaten kötü olan eğitimimiz giderek sığlaşıyor, işporta hekimliğin kapısı aralanıyor demektir.


Hangi kanal eğesinin kaç numaralı ucunun ne zaman kullanılacağı basit bir prospektüs bilgisidir. Hatta prospektüse de gerek olmadan bunu herkes kendisi deneyerek bulmalıdır. Hangi yokuşu kaçıncı vites ile çıkacağını şoföre ders anlatarak öğretemezsiniz. Salata yaparken domates doğramasını, kitap okurken birinci sayfadan başlanacağınız, bahçe sularken musluğu nasıl açacağını, kanal tedavisi yaparken kaçıncı eğenin kaçıncı ucuyla başlanacağını basit bir broşür veya kısa bir cümle, veya en çok 1-2 dakikalık paragraf konuşması ile söylemek yeterlidir. Tornavida kullanmak, bisiklete binmek, emmek, ağlamak dersler ile öğretilemediği gibi.


Kök kanalı ekolojisi, pulpa biyolojisi, endodontik immünoloji, peripikal doku hastalıkları diş hekimini hekim yapan konu başlıklarıdır. Endodonti eğitiminin ağırlık merkezi bu noktalarda olmalıdır.

DEZENFEKTAN SEÇMEK

Falanca disinfektan filanca virüse etkilidir

Bunlar firmaların ticari yaklaşımlarıdır.

Hangi konsantrasyondaki disinfektan? Hangi virüsün hangi konsantrasyonunu kaç dakikada etkiliyor? mikroorganizmaların hangi varyantını? yüzde kaçını etkiliyor? Öldürüyor mu yoksa üremesini mi durduruyor? Etkisi kalıcı mı geçici mi?. Bütün bunlar aynı disinfektan ve aynı mikroorganizma için bile sürekli olarak değişen parametrelerdir. Bu değişkenler bu gün başkadır, yarın değişecektir. Örneğin: Bir disinfektan 1.6 ug/ml konsantrasyonda Bacteroides gracilis‘in 104 cfu konsantrasyonunu 25 derecede 10 dakikada %80 oranında inhibe ediyor olsaydı. 1 gün sonra bu değerlerin hepsi değişebilirdi. Ortamda organik madde varken ve soğukta süre uzar. Vesaire..

Olaya bu şekilde bakınca şunu görebiliriz: Mikroorganizmanın konforunu kaçıran bütün disinfektanlar bütün mikroorganizmaları er veya geç etkiler. Tek değişen süredir. 1 dakika, 3 dakika, 5 dakika, 20 dakika. Üretici firmaların bizim korkularımızdan ve bilmediğimizden yararlanmalarına izin vermemek gerekir..

Klinikte kullanmak üzere disinfektan ürün satın alırken fazla seçici olmayışım bu yüzdendir.

SAVRULMALAR SÜRÜKLENMELER

savrulmalar sürüklenmeler

20 yaşındaki bir fotoğrafını sosyal medyada yayınlama modası çıkmış

– Kafasından aşağı buz dökerek bir diğerine meydan okuma modası
– Kırmızı giyerek kalp hastalığına dikkat çekme modası
– Bilmemne yaparak MS hastalığına dikkat çekme modası
– 20 yaş fotoğrafı yayınlama modası
– Yırtık pantolon modası
– Gömleğin yarısını pantolondan içeri sokma, yarısını dıoşarı salma modası

Savrulmalar sürüklenmeler … trend adını veriyorlar.

Kim olduğunu bilmediğimiz birilerinin oyuncağı olduğumuzu hissediyorum. Bu modayı çıkaranların modanın arkasındaki amaçlarının ne olduğunu göremiyorum. Boş şeylerle gençliği meşgul ediyorlar. Sadece bizimle eğleniyorlarsa sorun yok. Ancak bizim kolayca akım yaratıp boyun eymemizin onları cesaretlendirdiğini de biliyorum. Bize daha neler yaptırabileceklerini düşündükçe tırsıyorum, ürküyorum.

NEDEN HALİTOSİLDEN PARA ALMIYORUM

Para

Ülkemizde işe yarayan bir ağız kokusu gargarası bulunmadığını gördüm ve yıllar kadar önce ağız ve vücut kokularını gideren bir kimyasal formülü geliştirdim.
Formülü ücretsiz olarak kullanması için bir yerli firmaya verdim. Bu gün HalitosilZn ismi ile piyasada satılmaktadır. Kendisinden ücret istemediğim için firma bana borcunu ödemek ve teşekkür etmek amacı ile kutunun üzerine ismimi yazmış sağ olsun. Ben bunu talep etmemiştim.

Bana sık sık soruyorlar neden bu gargaranın satışından neden para istemiyorsun diye. İşte bunu anlatmak amacı ile bu yazıyı kaleme alıyorum.

Günümüzde doktorlar, diş hekimleri, eczacılar ve sağlık çalışanlarının içerisinde bir grup kardeşimiz veya hitabeti kuvvetli olan hekimler ücret karşılığında seminerler, toplantılar, kurslar düzenliyorlar, youtube videoları çekiyor, instagramda ürün reklamı yapıyorlar. Belirli bir ticari ürünü hedef alan bazı tıbbi bilgileri anlatıyorlar, bilimsel gerçekleri azıcık saptırıp reklamını yaptıkları ürünü kayıracak şekilde spekülatif yaklaşıyorlar konuya. Ya satılmasını istedikleri ürünü abartıyorlar veya minik bir tıbbi gerçeği abartıyorlar. Yönlendirilmiş abartı yapıyorlar. Bir videonun asıl hedefinin firmanın ürününün reklamını yaparak satış yapmasını temin etmek olduğu çok kolay anlaşılmasına rağmen bunu herkesin biliyor olmasına rağmen hiç kimse sesli telaffuz etmiyor. Hatta taktir ve hayranlıkla hipnotize olmuş gibi izliyor, tıklıyor, abone oluyor, hayranlıkla ürünün peşinden koşuyor. Stokholm sendromu gibi sanki.
Firma memnun. Ürünlerinin reklamını yaptırmış satışını artırmış, ticari pirim elde etmiş oluyor. Reklamı yapan sağlık çalışanı da öyle. Yani alan razı satan razı. Herkes memnun.

(Tıpkı kök kanalı dolgusunda kortizol kullanılmasının sakıncalı olduğu bilinmesine rağmen herkesin memnun olması gibi. veya karbamit peroksitin dişi tatmin edici şekilde beyazlatmadığını herkesin biliyor olmasına rağmen kimsenin şikayetçi olmadığı gibi)

Katılımcı ve firmayı anlayışla karşılıyorum ama bu senaryoda diğer rolleri doğru bulmuyorum. Paranın, sermayenin ve ilaç kartellerinin yönettiği bilim, toplum sağlığını sıkıntıya sokabilecek pozisyonlara kapı açabilir. Hangi firma daha fazla öderse o ürünün bilimi yapılacak demektir. Bilim ve eğitim kalite kaybetmiş olabilir.
Firmalar birbirleri ile rekabet yaparken hangi hocayı (sağlık çalışanını) tutacaklarını konuşuyorlar kendi aralarında.

İşte ben bu senaryoda reklam yapan, ürün tanıtan, paralı kurs veren sağlık çalışanı rolünü red ediyorum. Güvenilirliğimi ve hekim olarak dik duruşumu korumak, sadece bilime sadakat gösterdiğimi ifade etmek, parayı yok hükmünde kabul ettiğimi ortaya koymak için kendi geliştirdiğim ve patentini tescil ettirdiğim ürünün satışından para almıyorum. Para ile bilim arasında yeterince kalın bir duvar koyduğumu ve böylece hastalarıma güven verdiğimi düşünüyorum.

Kendi geliştirdiğim gargaradan ücret almayışımın sebebi budur. Bu sağlık çalışanları ile arama mesafe koymak için, onlardan uzak olduğumu kendime ve çevreme göstermek için, onurlu durmak, paranın emrinde olmadığımı tescil etmek, omurgalı kalmak için para almıyorum. Paralı senaristlerden intikam almak için para almıyorum.

Kutu üzerinde ismimin yazıyor olması bile beni reklamcı zannettiriyor olabileceğini sonradan fark ederek firmadan kutu üzerindeki ismimin kaldırılmasını istedim. Fakat Binlerce etiketi matbaadan bastırdıklarını bu isteğimi hemen yerine getiremeyeceklerini ancak yeni etiket bastırılacağı zaman kutu üzerinden ismimi silebileceklerini söylediler. Bu gün piyasada satılmakta olan ürünlerin üzerinde bir süre daha ismimi görmek mümkün olacaktır, zamanla bu isim silinecektir.

Şimdi reçeteme Halitosil yazarken güvendeyim. Sağlamım. Dimdik duruyorum. Hiç kimse para için kendi ilacını yazıyor diyemez. Hiç kimse para için ilacını övüyor diyemez. Hiç kimse reklam yaptığımı söyleyemez. Buna rağmen sorsalar bile geliştirdiğim ürünü tek başına telafuz etmiyor diğer ağız kokusu ürünlerinin isimlerini de belirtiyor böylece demokratik, davrandığıma inanıyorum.

Halitosil gargaranın satışından ücret almadığımın sebebi budur.
Ülkemizde bir eksiği giderdiğimi düşünüyorum.
Sordunuz anlattım.

YEMEKTEN SONRA FIRÇALAMAK İÇİN GECİKMEYİN

Yemekten sonra diş fırçalamak geciktirilmemelidir. hemen diş fırçalanmalıdır

Bir hipoteze göre yemekten hemen sonra fırçalamak sakıncalıdır. Bu hurafe kaynağını şu çalışmanın yanlış anlaşılmasından almaktadır:

66 tane çekilmiş dişten elde edilen 3mm çapında silindirik dentin parçaları 11 kişinin ağızlarına ortodontik parçalar kullanarak alt azılar bölgesine monte edilmiştir. Bireyler bu parçayı yemek yerken ve bunları fırçalamak için ağızlarından çıkarmışlar bunun dışında sürekli olarak ağızlarında bekletmişlerdir. Yemek yemek için ağızlarından çıkardıklarında bu dentin parçasını %0.9 tuzlu su içerisinde muhafaza etmişlerdir. Yemekten sonra ağızlarını suyla yıkayarak yeniden takmışlardır. Bu işlem 21 gün devam etmiştir.

Yemekten sonra gecikmeden diş fırçalanmalıdır

Her sabah kahvaltıdan en az 1 saat sonra bu dentin parçasını çıkarıp 50 ml Sprite Light markalı asit (pH 2.9) olan gazozun içinde 1.5 dakika çalkalayarak bekletmişlerdir. En erken 4 saat sonra gazoz banyosunu tekrarlamışlardır. 11 kişiden farklı bireyler dentin parçalarını gazoz banyosuyla aside maruz bıraktıktan 0,10,20,30, 60 dak sonra bu dentin parçalarını diş fırçası ile fırçalamış fakat bir tanesi aside maruz kalmasına rağmen hiç fırçalanmadan ağızda muhafaza edilmiştir. Dikkat ediniz aside maruz bırakılan dentin parçaları, fırçalama zamanını beklerken ağıza tekrar takılmış ve ağızdaki salyanın içerisinde yıkanarak yüzeyindeki asidin giderilmesi sağlanmıştır. Hatta bu amaçla bir yudum (30 ml) karbonatlı meyve suyu ağıza alındıktan sonra dentin parçaları yerine monte edilmiştir. Bu deneyde fırçalama işlemi elektrikli fırça ile ve florlu macun ile yapılmıştır. Deney için ayrılan 21 gün sona erdiğinde deney tamamen sona erdirilmiş, dentin parçaları çıkarılıp profilometre ile yüzeylerindeki dentin dokusundaki kayıp incelenmiştir. (Attin T, 2004)

Asitten kaç dakika sonra fırçalandığı Dentindeki kayıp (um)
0 (hemen) 23.6
10 37.9
20 31.8
30 18.5
60 15.3
Hiç fırçalanmayan 12.6

Buraya kadar sorun yok.
Şimdi sıkı durun

Şimdi yazar bu çalışmadan çıkardığı sonucu şöyle karara bağlıyor ve diyor ki: “dışa açılmış dentini korumak için aşınmaya sebep olacak erozif bir asitli gıdadan hemen sonra dişler fırçalanmamalıdır, en az 30 dakika beklenmelidir” diyor. Hatta daha ileri giderek benzer deneyi mine parçaları ile yapmış (Attin T, 2000) ve elde ettiği sonuçlarda minenin 1 saat sonra asitin etkisinden kurtulduğunu gördüğü için dişlerin yemekten 1 saat sonra fırçalanması gerektiğini tevsiye etmektedir.

Biz neden asit ile yumuşamış dert dokunun salya içerisinde asidinden kurtulmasını bekleyelim ki ???? Ağzımızı bir bardak su ile çalkalarsak asitten kurtulmuş oluruz.
Gözümüze ait sıçrasa, deterjan sıçrasa veya istenmeyen tahriş edici bir şey gözümüze temas etse, göz yaşının akarak gözlerimizi yıkamasını mı bekliyoruz? yoksa bol su ile gözümüzü yıkıyor muyuz?

Aside maruz kalan sert doku hemen fırçalandığında yüzeyindeki asit sebebi ile elbette aşınacaktır. Elbette salya içerisinde bekledikçe asitten kurtulacak ve fırçalamaya karşı daha dirençli olacaktır. Bu çok normaldir. Ancak buradan aside maruz kalan sert dokuyu çeşme suyu ile yıkayıp asitten kurtarmak varken neden salya içerisinde bekletip vakit kaybedelim? Bu kadar süre içerisinde ortamın bazikleşip kalsiyum çökelmesi ve sert dokuyu eskisinden daha dirençli hale getirmesi mümkün olmayacağına göre neden vakit kaybedelim ?
Üstelik bu rakamlara göre hiç diş fırçalamazsak en az aşınma ortaya çıkmaktadır?

İşte bu tuhaf ve yorum hatalı makale yüzünden bu gün sayısız insan şekerli gıda yedikten sonra ağzında asit ile dolaşıp, salyanın asidi uzaklaştırmasını 1 saat bekliyorlar. Muhtemelen bu gecikme yüzünden diş sert dokularını kaybediyorlar. Halbuki hemen ağızlarını su ile yıkayıp asitten kurtulmaları gerekir. Dişler yemekten hemen sonra fırçalanmalıdır. Salyanın asidi gidermesi gibi tuhaf ve akıl dışı bir sebep ile fırçalama konusunda gecikmemelidir. Beklenmemelidir. Oyalanmamalıdır.

DİSİNFEKSİYON-DEZENFEKSİYON

Bu kelimenin dilimizde disinfeksiyon şeklinde kullanılması daha doğrudur.
Bu kelimenin orjinali “disinfection” dur ve Türkçede “disinfeksiyon” olarak okunmalıdır

Meseladisc kelimesini Türkçede desk olarak kullanmayız disk deriz.
Discipline kelimesini desiplin olarak kullanmayız. Disiplin deriz.
Display kelimesine despley demeyiz. Displey deriz.
Disposable kelimesine despozibıl demeyiz dispozibıl deriz.
Disposition kelimesine despozisyon demeyiz, dispozisyon deriz.
Dissection kelimesine deseksiyon demeyiz. Diseksiyon deriz.
Distant kelimesine destant demeyiz, distant deriz.
Distillation kelimesine destilasyon demeyiz, distilasyon deriz.
Distortion kelimesine destorsiyon demeyiz, distorsiyon deriz.
Dislokasyon, kelimesine deslokasyon demiyoruz. Dislokasyon diyoruz.

İşte bu sebeple disinfection kelimesine disinfeksiyon demeyi doğru buluyorum. Sizleri de bu şekilde kullanmaya davet ediyorum


Limfosit, inflamasyon, indikasyon, infeksiyon, injeksiyon vs benzer şekilde kelimelerdir.