Ağız Kokusu Ve Nefes Kokusu Tedavisinde Sorular Ve Cevaplar

Bütün ağız kokuları birbirinin aynisi midir? Kaç çeşit ağız kokusu vardır?
Fizyolojik olan hariç, toplam 5 tip ağız kokusu vardır. Tip 1 ağız kokusu ağız içerisinden, Tip 2 ağız kokusu burun ve çevresindeki paranasal yapılardan kaynağını alırken, Tip 3 mide kaynaklı olarak ağıza sızan, tip 4 ise kan gazlarından nefese sızan ağız kokularını ifade eder. Tip 5 ağız kokusu ise ölçülemeyen ağız kokularıdır. (Aydin M, 2014) Bu sınıflama ağız kokusunun dünya ilk etyolojik sınıflamasıdır. Ağız kokusu çeşitleri arasında en sık rastlananı Tip 1 ağız kokusudur.

Prensip olarak Tip 1 ağız kokusu nasıl meydana gelir?
Ağız kokularının ağızdan gelenleri dilin sırtından kaynağını alır. Dil papillaları arasına giren protein birikintiler bakteriler tarafından uçucu kükürtlü bileşiklere dönüştürülür. Ağız kokusu bu çirkin kokulu gazlardan ibarettir.

Ağız kokusunu oluşturan hangi gazdır?
Tek bir gaz değildir. Bakterilerin ürettikleri bazısı kükürtlü gazlardır, bazısı ise kükürtsüz uçucu yağ asitleridir. Ağız kokusu gazlarının yapısı ve listesi 3400 den fazladır. Sık rastlanan ağız kokusu gazları 3 gruptur:

  1. Kükürtlü gazlar,
  2. Organik gazlar
  3. Azotlu gazlardır

Ağızdaki hangi bakteriler ağız kokusu yapar?
Hepsi bu işi yapabilir fakat en becerikli olanlar şunlardır: Actinobacillus actinomycetemcomitans, Bacteroides forsythus, Bacteroides ovatus, Bacteroides ureaolyticus, Eubacterium brachy, Eubacterium lentum, Eubacterium limosum, Eubacterium nodatum, Eubacterium timidium, Fusobacterium nucleatum, Peptostreptococcus anaerobius, Peptostreptococcus asaccharolyticus, Peptostreptococcus indolicus, Porphyromonas asaccharolytica, Porphyromonas gingivalis, Prevotella intermedia, Selenomonas sputigena, Spiroketler, Streptococcus mutans, Streptococcus oralis, Treponema denticola, Veillonella parvum, vs…
Bazen tek bir bakteriyi ağız kokusundan sorumlu tutan yazılar yazılmaktadır. Bu yanlış bir yaklaşımdır. Sanki ağız kokusunu bir bakteri yapıyor gibi görmemek gerekir. Hiç bir bakteri tek başına ağız kokusundan sorumlu tutulamaz. Ağız kokusu gidermek için mikrop peşinde koşulması doğru değildir.

Ağız kokusu hastalarına yapılabilecek ilk müdahale nedir?
Ağızdaki bakteri kaynaklarını gideriniz, kısa süre antiseptik veriniz, dil fırçalamayı öğretiniz, kısa ve uzun süreli çinkolu ürün teklif ediniz. Buna temel tedavi ismi verilir. Her vakada mutlaka ilk önce bunlar yapılır.

Neden Çinkonun ağız kokusu tedavisinde özel bir yeri vardır?
Evet çinko ağızdaki kükürtlü gazlar ile reaksiyona girer ZnS bileşiğine dönüşür ve gazları çöktürür. Böylece koku kaybolur. Organik çinko bileşikleri daha etkilidir, çünkü organik molekülden çinko emisyonu daha kolay olur. Mesela çinkoglukonat, çinko sülfattan daha etkilidir. Diş macunu ve sakızlara çinko sitrat konulmasının sebebi mikrop öldürmek değildir, ağız kokusunu engellemektir. Çinko ayrıca koku alma ve tat alma sistemlerinin vaz geçilmez elementidir.

Bir hastada ağız kokusunun sebebini hangi tip olduğunu nasıl bulabilirim?
Anamnez teşhis için fevkalade önemlidir. Olmayana ergi metodu ile ilk önce Tip 1 ağız kokusu elimine/tedavi edilir. Sonra sırası ile Tip2,3,4,5 ağız kokusu aranır, sorgulanır, incelenir, ilgili doktor tarafından tedavi edilir. Tedavide yol haritası budur. Daha fazla detay ağız kokusu kitabında mevcuttur

Ağız kokusunun diğer sebeplerini nasıl teşhis edebilirim?
Bu amaç ile kan biyokimyası, akciğer pa, panoramik, Water’s , Caldwell veya submentovertex röntgenler, tükrük pHsı, idrar tetkiki, dışkı mikroskopisi ve sindirim testleri gerekebilir. İleri tedavi planı için bu esere baş vurunuz. https://kitabin.org

Diş fırçalamasına rağmen neden hastalarımda ağız kokusu iyileşmiyor?
Ağızda koku yayan kaynak dişler değildir. Dildir. Bu sebeple diş fırçalamanın veya diş taşı temizliğinin ağız kokusu üzerine etkisi en çok %33 civarındadır.

Sağlıklı insanların ağızları kokar mı?
Evet. Sabah uyanıldığında 1-2 saat boyunca duyulan ağız kokusu fizyolojiktir. Tedavi edilmez, çünkü tedavi edilemez. Ayrıca gün içerisinde her bireyin ağızı kokabilir (zemin kokusu).

Ağız kokusu hastasına ne ilaçlar verilebilir?
Sebebi bulunup ortadan kaldırılmadıysa aşağıdaki ilaçlar ağız kokusuna çözüm değildir ama gerçek tedavi devam ettiği süre boyunca verilebilir. Ağız kokusu için kullanılabilecek ilaç listesi

  • Çinkolu diş macunu
  • Alkolsüz gargara
  • Çinkolu sakız

Ağız kokusu için hastamıza nasıl bir gargara önerelim?

  1. Alkolsüz olmalı,
  2. Antiseptik olmalı
  3. içinde antiinflamatuvar bulunmamalıdır
    Maalesef eczanedeki pek çok gargarada alkol bulunur. Alkol ağız kokusunu artırır.

Neden bir çok antiseptik gargara ağız kokusunu azaltmıyor ?
Çünkü firmalar gargara şişesinin içerisine alkol koyuyorlar. Alkol ağız kokusunu azdırır. Piyasamızda bir kaç tane antiseptik alkolsüz gargara vardır.

Ağız kokusu için hastamıza hangi diş macununu önerelim?

İçinda bazik madde veya alkol bulunan macunlar ağız kokusunu artırır. Bütün çinko bileşikleri ağız kokusuna etkili değildir. Çinko sitrat klukonat ve kolrit en etkili olanlardır. Diğerleri (örneğin çinko sitrat ve çinko oksit) oldukça etkisizdir.

Sakız ağız kokusunu etkili mi?

Sakız salyayı artırır. Salya artarsa ağız kokusu azalır

Ağız kokusu için hastamıza nasıl bir sakız önerelim?
Çinkolu sakız önerilebilir. Piyasamızda 1-2 tane çinkolu sakız vardır. Kutunun üzerinde içerik bilgileri arasında çinko sitrat bulunduğu belirtilmiştir.

İlaç veremediğimiz yaşlı hastalara ağız kokusu için ne önerebiliriz?
Tuzlu su, yeşil çay, her türlü çerez (ceviz, fıstık vs) ağız kokusunu engeller. İçerisinde çinko bulunan her besin maddesi verilebilir.

Herbal (bitkisel) ilaçların ağız kokusundaki yeri nedir?
Nane, kekik, maydanoz, karanfil benzeri bitkisel ilaçlar ağız kokusuna zararsızdır. (Faydalı olup olmadığı belli değildir)

Ağız kokusu tedavisi devam ederken hastaya nasıl bir perhiz verilir?
Hiç bir perhiz verilmez. Hiç bir diyet ağız kokusunu iyileştirmez. Karbonhidrat diyeti, gluten diyeti, kandida diyeti,alkali diyet göz yumulan bir hurafedir.

Kandida diyeti ağız kokusuna faydalı mıdır? Bağırsak mantarı engellenebilir mi?
Kandida Candida diyeti diye bir şey yoktur. Kandida diyeti satıcıların uydurduğu bir hurafedir. Bağırsaktaki kandida cinsi mantarların besinlerin sınırlandırılması yoluyla engellenmesi mümkün değildir. Kandida mantarlarının bağırsakta bulunması lazımdır. Kandida mantarı ağız kokusu yaptığına ilişkin her hangi bir bilgi yoktur. Kandidaların ağız kokusu yapmadığına ilişkin delil vardır (Aydın M, 2023)

Ağız kokusu için beslenme ip ucu var mıdır?
Yıllar boyunca hiç ara vermeden, her gün, hep ayni besinleri yiyen insanların ağızları kokabilir (Bkz Tip 3 ağız kokusu). Böyle besinler yasaklanmaz, seyreltilir veya dönüşümlü yemesi istenebilir. Bunun dışında alkol kullanılması ömür boyu yasaklanmalıdır. Özel bir diyet kısıtlamasına gidilmez.

Ağız kokusu ne zaman tedavi edilmez.?

  • Sabah uyanır uyanmaz fizyolojik sebeplerle herkesin ağız kokar. Hastalık değildir. Tedavi etmeye çalışmayınız.
  • En az 2 aydan beri devam etmiyorsa ağız kokusunu tedavi etmeyiniz.
  • Hastanız ağızını temiz tutmayı alışkanlık haline getirinceye kadar ağız kokusunu tedavi etmeyiniz.
  • Hamilelerde, oruçlularda ağız kokusunun tedavi edilmesine gerek olmazr. Ağız kokusu bu bireylerde zaten geçicidir.

DOğal Ağız kokusu nasıl tedavi edilir?
Bu video bu soruya cevap vermek için hazırlanmıştır:

Neden gingivit ağız kokusu yapıyor fakat periodontit ağız kokusu yapmıyor?
Maalesef bu konu üzerinde pek yayın yoktur.. Muhtemelen periodontal doku hasarı başlayınca tersine bir mekanizma ile ağız kokusunun ortaya çıkması engellenmektedir. Bu konuda daha fazla çalışma yapılması gereği açıktır.

Ağzı kokan birey ağızının koktuğunu bilebilir mi?
Kimisine göre en son kendisi bilir. Bazı yazarlar kesintili dönemlerde bireyin ağız kokusunu algılayabildiğini yazarlar. Genellikle ilk şikayet hastanın kendisinden değil çevresinden gelir. Nadir bazı hastalar kendi ağız kokularının ayırımına varırlar.

Ağız kokusu tedavisinde lazerin yeri nedir?
Lazer ağız kokusu tedavisinde kullanıldığına ilişkin her hangi bir yayın bulunamamaktadır. Fakat kullanılması fevkalade isabetlidir. Tonsil yüzeyine koterizan uygulamalar yapılabildiğine göre benzer uygulamalar dilin arka bölgesinde sınırlı bir alana uygulansa bir mahzuru olmasa gerekir.

Ağız kokusu tedavisi amacı ile yutulan kapsüllerin tedavide yeri var mıdır?
Sadece Tip 3 ağız kokusunda ve geçici ağız kokularında kullanılabilir. Diğer ağız kokusu tiplerinde bu kapsüllerden verip hastayı oyalamak doğru değildir.

Bilek yalama testi nedir?
Bilek yalanıp kuruması beklenir ve koklanırsa çirkin koktuğu görülür. Salyanın içerisindeki çözünmüş kokulu maddeler normalde asla koku saçmadığı halde eğer bir yüzey üzerine bırakılıp kurutulursa elbette kokacaktır. Herkesin salyası kokar. Bilek yalama testi yapılan herkeste az veya çok miktarda çirkin koku bulunacaktır. Aslında bilek yalama testi satıcıların ürün satabilmek için kullandıkları bir testtir. Herkeste her zaman bilek yalama testi ile bir miktar koku bulunur. Çünkü kuruyan salya daima kokar.

Bilek yalama testine esas olan salyanın içinde ne kokar?
Salyanın içerisinde indole, skatole ve amonyak gazları ve hatta bir miktar kükürtlü gazlar çözünmüş olarak bulunur. Islak iken salya asla kokmaz. Eğer salya kurutulursa, örneğin bilek yalama testi yapılırsa, bu çirkin kokan maddeler algılanmaya başlanır. İyice canlandırmak için tuzlu su düşününüz. Suyun içinde çözünmüş olan tuzu göz ile görmek imkansızdır. Eğer su kurutulursa, tuz bardağın kenarında görünmeye başlar.
Salyayı santrifüj yaparsak tüpün dibine epitel hücreleri ve bakteri hücreleri çöker (sediment). Tüpün yüzeyinde (supernatant) ise salyanın sıvı kısmı bulunur, içerisinde serum proteinleri vardır. Salyayı böyle ayırdığınız zaman sediment çok zayıf kokar veya koku durur. Bunları birleştirirseniz koku yeniden başlar. Süpernatant ile sediment ağızın dışında birleşirse daha az, ağızın içinde birleşirse daha fazla koku çıkarmaktadır. Bu çok enteresandır ve ağız kokusu mekanizmasında henüz anlaşılamamış taraflar bulunduğunu gösterir.

Alkali diyet nedir? Ağız kokusuna faydalı mıdır?
Alkali diyet diye bir şey yoktur. Ağız kokusuna hiç bir etkisi de yoktur.
Alkali olan yani asitlik seviyesi (ph) 7 den büyük olan besin maddeleri yenerek organ ve dokuların pH değeri değiştirilemez. Bu konuda ciddi spekülasyonlar yapılıp ticari pirim için sahte vakalar, yanlış ve yanıltıcı bilgiler internete adeta monte edilmiştir. Sanki alkali diyet kanseri bile iyileştiriyormuş gibi sakıncalı tanıtımlar yapılmış, kitaplar yazılmış, hatta doktorların bir kısmı bu haberlere alet edilmiştir. Bir besin ne kadar alkali olursa olsun mideye girdiği dakikadan itibaren pH derecesi kontrol edilemez. Yenen besinler organ ve dokuları alkali yapamaz. Zaten yapmaması gerekir. Aksi halde insan komaya girer ve ölür. Buna rağmen alkali diyet hurafesine dur diyen kimse olmamaktadır.

Kudret narı ağız kokusuna faydalı mıdır?
Etkili değildir.

Neden benim duyduğum ağız kokusunu başkaları duymuyor?
Retronasal koku alma veya dysgeusia gibi hastalıklarda bu durum ortaya çıkabilir

Başkaları bende ağız kokusu duyduğunu ben sormadan ağzı ile telafuz ederek söylüyor, beni ağız kokusu hakkında uyarıyor, ama ben kendi ağız kokumu duymuyorum
Bu durum Tip 1 veya bazen Tip 2 ağız kokusunun en bilinen en belirgin özelliğidir. Ağız kokusu tedavisi en kolay olanlar bu grup bireylerdir.

Başkalarının bende ağız kokusu duyduğunu ve bundan rahatsız olduklarını düşünüyorum. Hiç kimse beni bu konuda uyarmıyor, bana belli etmiyorlar, benden gizliyorlar, ben gelince sırtlarını dönüyorlar, yüzlerini çeviriyorlar, burunlarına parmakları ile dokunarak bana işaret veriyorlar, ben gelince pencere açıyorlar, benimle asansöre ve arabaya binmiyorlar, ben soruyorum ama bende ağız kokusu bulunduğunu söylemiyorlar. Ama ben kendi ağız kokumu duymuyorum.
Buna psikojenik sebepli subjektif ağız kokusu adı verilir (Tip 5 Ağız kokusu). Olfaktör referans sendrom ismi de verilir. Seratonin geri alım inhibitörü ilaçlar ile kolayca tedavi edilmektedir. psikiyatrist ile görüşmek gerekir.

Oil pulling faydalı mı?
Hindistanda ortaya atılan Ayurvedik tıp isminini alan çağ dışı ve tahrip edici bir ekolun uygulamasıdır. Çağdaş tıp tarafından şarlatanlık olarak değerlendirilmektedir. Ağıza hindistan cevizi yağı veya başka yağlar alıp gargara yapmak bakterilerin üremesine katkı sağlar. Ağız kokusuna ve diğer hastalıklara iyi gelmez.

Bardağa tükürmek kandida varlığını gösterir mi?
Su dolu bir bardağa tükürünce tükrük suyun yüzeyinde kalırs veya batarsa ağızda kandida var/yok şeklinde yorum yapan şarlatan uygulamalara pirim vermemek gerekir. Suda yüzme batma ve asılı kalma kuralları bellidir. Salyanın yoğunluğuna göre tükrük batar veya yüzer bunun kandida ile birlişkisi yoktur. velev ki olsaydı bile zaten kandidalar ağız kokusu yapmaz

TEPKİYİ YÖNETMEK

Tepkiyi yönetmek

LİDER BULUNCAYA KADAR
=============
Bir şahıs, tertemiz ve toplumun en değerli kesiminden bir insanı yani bir kardiyoloji doktorunu tabancayla klinikte vurdu. Öldürdü. O tertemiz insanın pırıl pırıl beyaz önlüğündeki kan fotoğraflarda gözümün önünden gitmiyor. Allah böyle insanları ıslah etsin.
Önce vefat eden kardeşimize ve tüm sektöre baş sağlığı diliyorum. Acımız büyük. İnşallah bundan sonra böyle bir şey olmasın. Teşebbüs edenlere bile en ağır ceza layıktır.
Bu olaydan sonra bazı sağlık kurumları boykot başlattı ve halka (acil vakalar dışında) sağlık hizmeti vermeyi durdurdu. Adına protesto, grev veya boykot diyelim. Bu yazıyı bu boykota katılan meslektaşlarım için kaleme aldım:

Değerli arkadaşlar burada bir şeyi gözden kaçırmamak lazımdır.
İçimizde biriken haklı tepkiyi, nefret, hoşnutsuzluk, adaletsizliğe isyan ve insani reaksiyonu doğru hedefe yöneltmeliyiz. Bu tür (doktora, kadına, çocuğa, avukata şiddet) olaylarına gereken önlemleri almayan yöneticilere verilen sağlık hizmetlerini durdurmak lazımdır. Mazlum Türk halkının sağlık hizmetini durdurunca öfkemizi doğru hedefe yönlendirmiş olmuyoruz. Katillere veya güvenliğimizi sağlaması beklenen kurumların uygulama ve yöneticilerine kızıyor, halkı dövüyoruz.


Güvenliği sağlayan bu yöneticiler kimden sağlık hizmeti alıyor bilmiyorum. Benden almıyorlar. Eğer onlara hizmet veren kurumlar 3 gün boyunca verdikleri hizmeti askıya alabilirse o zaman doğru tepkiyi doğru hedefe vermiş oluruz. Ancak o zaman bu tepkiler doğru tetiği çeker, ancak o zaman ne oluyor bu doktorlara diyecekler ve kendilerine soracaklardır, ancak o durumda sesimizi duyacaklardır. Şu anda yapılmakta olan boykot, iş bırakma, iş yavaşlatma tarzı tepkilerden doktorun güvenliğini sağlayacak olan insanlar ve kurumlar hiç etkilenmemektedir. Haberleri bile belki yoktur. Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.

Leyla teyzenin kuronunu simante etmeyi 24 saat geciktirmekle veya Ahmet beyin MOD dolgusunu ertesi güne bırakmakla tepki değil eziyet vermiş oluyoruz. Türk halkı daha zaten yeterince eziyet görüyorken bir de bizler halkımıza eziyet etmesek iyi olur. Emin olun halk şimdi tedavisini erteledik diye bize destek olmuyor, bize bileniyor olmalı.
Biliyoruz ki, boykot sırasında sağlık kurumuna müracaat eden acil vakalara bakılıyor fakat acil olmasa da bazı vakalar tedavisiz olarak geri çevrildiği zaman halkta bir hayal kırıklığı ortaya çıkmaktadır. Boykot yaparak halkın tedavisini geciktirince, halk bizi neden desteklesin ki??, tam tersine doktora düşmanlaşma eğilimi gelişmesine sebep olabiliriz.

Gittiğiniz ticari kurum boykot yaptığı sebebi ile sizi kapıdan geri çevirse siz o kuruma sempati duyar mısınız? Destekler misiniz? Kendinizin olmayan bir savaşın yenik ve kızgın tarafına dahil mi olursunuz?
Muhtemelen kiminle problemin varsa git onunla çöz, benden ne istiyorsun, bana neden eziyet ediyorsun dersiniz. Benden intikam alacağına git seni üzenden intikam al dersiniz.

Bütün bu anlattıklarım lidersiz toplumlarda ortaya çıkan rastlantısal dağınık kötü oryente olmuş, organize edilmemiş, tepkilerdir. Aslında toplumdaki dip dalgasının yüzeydeki izdüşümüdür. Bir lider olsa ve bu tepkiyi organize etse, ortak karar alınsa ve eşgüdüm ile uygulanan bir eylem yapılsa ve doktorun güvenliğini sağlayan kurum görevlilerinin sağlık hizmetini 3 gün durdurduk diyebilse, işte o zaman vurduğu yerden ses getirir, amacına ulaşır. İşte o zaman halk da bizi destekler. Düşmanımız bile saygı duymaya başlar. Bir lider buluncaya kadar bu kıvamda zaman-zaman köpükleneceğiz. Öyle görünüyor.

TURKEY-TÜRKİYE

Turkey değil, Türkiye

TÜRKİYE’NİN TÜRKÇELEŞTİRİLMESİ

Hindi anlamına gelen Turkey kelimesinden kurtulmamızın zamanı gelmişti. Yurt dışında yolladığım makalelerime utana çekine Turkey yazarken neden ülkem bu kadar talihsiz bir isme sahip , neden hayvan ismi ile anılıyorum diye üzüldüğüm sıktır. Hatta makaleme adres yazarken Türkiye yazdığım ve yabancı dergi editörünü Türkiye kelimesini kullanmaya zorladığımı bile hatırlıyorum. Editör sistemde Türkiye diye bir ülke bulunmuyor. Sizi Turkey olarak kayıt ettik demişti.

Olayı Türkçe kelimelerle bir düşünsenize…
İçinde bulunduğunuz bir topluluğa sıra ile soruluyor. Sen neredensin? Almanya, sen neredensin? Libya? Sen neredensin Hindi.!
Muhtemelen yurt dışındaki Türk çocukları ile hindi diye dalga geçiyor olabilirler. Veya dalga geçilmeye müsait bir durum içindeler.
Biz olayı İngilizce düşünmediğimiz için yeterince farkına varamayabiliriz. Türkçe düşünelim. Mesela müracaat formu doldururken adresinizi yazıyorsunuz. İkametgahınız olarak Hindi yazıyorsunuz. Bir düşünün. Kabul edersiniz ki şık olmuyor.

Türkiye bir özel isimdir.
Özel isimler olduğu gibi kullanılır.
Mesela Mustafa ismini kafanıza göre değiştiremezsiniz. William ismini değiştiremezsiniz. Çünkü özel isimdir ve bir şahısı işaret eder. Japan kelimesini değiştiremezsiniz. Bunun gibi Türkiye kelimesi de özel isimdir ve Türkiye olarak kullanılmalıdır. Yıllardan beri süre gelen bir hatadan dönmek iyi oldu.

Fakat bir tehlike var.
Turkey kelimesini Türkiye şeklinde özelleştirip geliştirirken, özgün ve onurlu yaparken, Türk kelimesine dokunmamak gerekir. Türk kelimesini Türkiye şeklinde değiştirmek, Türkiye’de Türk olmayan birilerinin sahipliğini kurumsallaştırmış ve tescil etmek şeklinde algılanabilir.

BEYİN GÖÇÜ PROPAGANDASI YAPMAK

Beyin göçü

Ekonomisi geliştiği için midir nedir, batılı ülkeler gelişmekte olan ülkelerdeki kalifiye elemanları, yetişmiş beyinleri, okumuş insanları, gelecek vaad eden meslek grubundan insanları kendi ülkesine çeker ve kullanır. Buna beyin göçü diyoruz. Zayıf ülkenin koşulları zayıfladıkça aç kalan yetişmiş insanlar ülkelerinden kaçmaya başlar. Medeniyet, teknoloji, para, adalet, insan hakları ve sosyal gelişmişlik onları haklı olarak cezbeder. Ülkelerini terk edip yurt dışına çıkarlar.

Günümüzde Türkiye’de yaşanmakta olan budur. Doktorlar başta olmak üzere bir çok yetişmiş insan batı tarafından davet edilmektedir. Batılı ülkeler Türk hekimlerinin ülkesini terk etmesini kolaylaştırmak amacı ile propagandalar yapmaktadır. Sizin ülkenizde bir şeyler yolunda gitmiyor ama Amerika’ya gelirseniz size rahat imkanlar sağlarız mesajı verecek toplantılar, seminerler, açık oturumlar ve gogıl reklamları görmeye başladık. hemen her hekim internete girer girmez yurt dışında iş imkanı başlıklı reklamlar görmüştür. hekimler ve okumuş beyinler elimizden alınmakta adeta ülkemizin beyni boşaltılmaktadır.

Batılı ülkeler bunu kasıtlı ve isteyerek programlı ve sistematik şekilde yapar. İran’dan nükleer fizikçileri ve mühendisleri yüksek ücret teklifleri ile çekip almaya çalışması ülkenin bu alanda zayıflaması içindir. Ancak bu gün bizim ülkemizden doktorları planlı şekilde aldığını zannetmiyorum. Hazır yetişmiş olgunlaşmış elmalar dalında çürümesin yere dökülmesin diye doktorlarımızı elma toplar gibi alıp götürüyorlar. Çünkü ülkemizde hekimler ağır şartlar altında düşük ücrete çalışmaktadır. Üstelik darp hatta cinayete kurban gitmektedir. Darp edenler ertesi gün serbest kalmaktadır.

Doktor başta olmak üzere yetişmiş beyinlerin kaçırılmasına seyirci kalmak bile mümkün değilken bazı hekimler ve kurumlar, yurt dışına doktor çıkarılmasını artıracak şekilde konuşmalar yapmaktadır. Yurt dışında doktor götüren kuruluşlara ve bu yönde yapılan reklamlara sponsor olmaktadır. Bir Türk doktor veya profesör veya bir Türk hoca instagramda veya gogıl reklamlarında yurt dışına nasıl çıkılacağını anlatıyorsa, denklik şartlarını açıklıyorsa, örnekler vererek ballandıra ballandıra ücretlendirmeyi anlatıyorsa, yurt dışına gidişi cesaretlendiriyorsa, teşvik ediyor ve özendiriyorsa bunu, cehalet ile ihanet arasında bir yere koymak gerekir. Bilerek yapıyorsa ekmek yediği vatanına ihanet, bilmeden iyi bir şey yaptığını zannederek yapıyorsa cehalet olarak değerlendiriyorum. İnşallah cehaletinden yapıyordur.

DOKTORA ŞİDDET

Artan doktora şiddet olaylarının arkasındaki psikoloji nedir?

Son 10 yıla kadar biz doktora şiddet değil saygı gösterirdik. Doktor saygın ve özel bir yer tutardı. Şimdilerde reçeteyi beğenmeyen hasta doktorun kafasına sandalye geçiriyor. Ne oldu? neden böyle oldu?

Doktora şiddet uygulayan şahısın içerisinde bulunduğu durumu şöyle rafine ediyorum:
– Aşağılık kompleksi
– Geçmişte kapısında beklediği doktor imajından intikam almak
– Doktor şikayet hattı kurulmuş olması ve şikayetlerin ciddiye alınıp abartılması
– Doktorun çalışma koşullarının daraltılması hizmet skalasının genişletilmesi
– Tıp Fakültesi ve Hekim sayısının artmaya zorlanması
– Cahil bırakılan kesimde ilkel reaksiyonların kışkırtılması ve cezasız bırakılması

DİYAFRAM NEFESİ DİYE BİR ŞEY YOKTUR

Nefes alış verişi tek yodlandır

Bir çift akciğerimiz ve bir tane trakeamız vardır. Hava 1 (bir) delikten girer ve aynı delikten çıkar. Burun ile alınan hava trakeadan geçerek akciğere ulaşır, işi bitince aynı delikten çıkar. Bazı insanlar diyafram nefesi başlığında bir nefes tanımlar. Nedir bu diye sorulduğunda veya bu konuda yazılan yazıları çekilen videolar izlenildiğinde doğru dürüst, elle tutulan bilim destekli bir tanımı bulunmadığı görülür.

Diyafram nefesi nedir?
Diyafram nefesi ile normal nefes arasında ne fark vardır?
Neden diyafram nefesi özeldir?
Nesi özeldir?
Ne fark ile ortaya çıkmaktadır
Normal nefeste diyafram kası kullanılmamakta mıdır?
Bunların tarifi yapılamayacak kadar belirsiz ve silik bırakılmıştır. Kafa karıştırıp ortalığı bulandırır, gözlerimizin önünde bizi aldatmaya çalışırlar. Sözüm ona havanın akciğere giriş yeri başkaymış gibi göstermekte, sanki başka delikten giriyor veya sanki normal nefesten farklıymış gibi tanıtılmaktadır. Bir terim kargaşası yaratılmış, sonra terimin içi doldurulamamıştır. Hiç kimse ortaya atılan bu terimin ne olduğunu tam olarak anlamamıştır çünkü diyafram nefesi zaten bildiğimiz nefesten ibarettir. Yeni bir şey yoktur. Terim özel ve özgün bir şeyi ifade etmemektedir. Sadece bir şeyler satabilmek, tıklanabilmek, prestij ve pirim elde edebilmek amacı ile ortaya atılmış boş bir terimdir.
Bu bulanık terimlendirme, netliğin giderilerek kafa karışıklığı yaratılması ile bazı kişi ve kurumların halka metot, ilaç, yöntem, ürün satmaya çalışmakta, tıklanmak ve sükse yapmaya çalışmaktadırlar. Ağız kokusunun da dahil olduğu pek çok hastalığı diyafram nefesi ile iyileştirdiklerini öne sürmektedirler.

Bu konuda çekilen videolar izlendiğinde diyafram nefesini tarif eden bireyler, eliyle karnını gösterip işte burdan nefes alacaksın diye burnundan ve ağzından derin nefes alırlar. Sanki özel ve önemli bir şey yapıyorlarmış gibi halkı yanlış yönlendirmeye çalışırlar. Ancak yaptıkları şey elleri ile karınlarını gösterip nefes almaktır.
Eee?
Ne oldu şimdi?
Hani diyafram nefesi özeldi?
İşte şimdi burnundan nefes aldı yani normal nefes aldı? Hani diyafram ?
Normali, buysa diyafram nefesi nedir? ve Diyafram nefesi buysa normali nedir?
Hava aynı delikten giriyor aynı delikten çıkıyorsa özel olan nedir?

Zekamıza hakaret edilmesine üzücüdür. Hiç kimse anüsünden veya kulak deliğinden nefes almaz ki?. Herkes aynı delikten nefes alır herkes mecburen ve kesinlikle diyaframını kullanır. Bunun tersi mümkün değildir. Korkarım aldatılıyoruz.

Diyafram nefesi diye özel bir nefes yoktur. Bütün nefesler diyafram nefesidir. Transformal nefes diye tabir edilen nefes alıp verme şekli de buna benzer bir hatadır.

SAVRULMALAR SÜRÜKLENMELER

savrulmalar sürüklenmeler

20 yaşındaki bir fotoğrafını sosyal medyada yayınlama modası çıkmış

– Kafasından aşağı buz dökerek bir diğerine meydan okuma modası
– Kırmızı giyerek kalp hastalığına dikkat çekme modası
– Bilmemne yaparak MS hastalığına dikkat çekme modası
– 20 yaş fotoğrafı yayınlama modası
– Yırtık pantolon modası
– Gömleğin yarısını pantolondan içeri sokma, yarısını dıoşarı salma modası

Savrulmalar sürüklenmeler … trend adını veriyorlar.

Kim olduğunu bilmediğimiz birilerinin oyuncağı olduğumuzu hissediyorum. Bu modayı çıkaranların modanın arkasındaki amaçlarının ne olduğunu göremiyorum. Boş şeylerle gençliği meşgul ediyorlar. Sadece bizimle eğleniyorlarsa sorun yok. Ancak bizim kolayca akım yaratıp boyun eymemizin onları cesaretlendirdiğini de biliyorum. Bize daha neler yaptırabileceklerini düşündükçe tırsıyorum, ürküyorum.