Fareli Köyün Mavalcısı

Fareli köyün kavalcısı isimli masalda güzel bir melodi ile fareleri ve sonra çocukları hipnotize ederek peşine takıp sürükleyen bir kavalcı anlatılır. Kavalcıya sorgusuz sualsiz inanan, ayakta uyuyan, hipnotize olarak sürüklenen bir kitlenin tasviri yapılmaktadır. Tıpkı bu gün internete veya ekrana çıkıp güzel bir senaryo anlatarak halkı peşine takıp yanlış yere sürükleyen bazı sağlık mensupları gibi. Ben bunlara fareli köyün mavalcıları adını verdim. Tıpkı fareli köyün mavalcılarının peşine takılan kitle gibi.

            Goethe’nin eserinde bahsettiği masalın (The Pied Piper of Hamelin) detayları şöyledir:
            1284 yılında Almanya’nın Hamelin köyünü fareler basar. Halk rahatsız olur yiyecekleri tükenir ve hastalanırlar. Köye bir adam gelir ve bir kese altın karşılığında köyü farelerden kurtarabileceğini söyler. Muhtar kabul eder ve halktan altınları toplar.
Adam kavalı ile güzel bir melodi çalar ve fareleri peşine takarak köyden uzaklaştırır. Melodiyi duyan fareler hipnotize olmuş gibi dona kalırlar ve adamı takip etmeye başlarlar. Melodiden çok etkilenirler adeta donup kalırlar ve adama kesin itaat ile peşinden gitmeye başlarlar.
            Adam fareleri nehire döker. Bütün fareler ölür. Adam köye dönerek muhtardan parasını ister ancak muhtar parayı ödemek istemez.
            Bunun üzerine Adam köyden intikam almak için kavalı ile güzel bir melodi çalar. Bu defa köyün bütün çocukları bu melodi ile adeta büyülenirler ve hipnotize olmuş gibi kavalcının peşine takılırlar. Adam köyün çocuklarını alıp götürür. Hiç bir çocuk nereye gittiğine ayıkmaz, neden kavalcının dekiklerini uyguladığını bilmez, hiç birisi soru sormaz.

            Hikayenin bundan sonraki kısmında çeşitli rivayetler vardır. Kimisine göre çocuklar köye döner, adam altınlarını alır, kimisine göre dönmezler. Hikayenin buraya kadar olan kısmı bize yeterlidir.

            Bu OrtaÇağ hikayesinde cahil, kolay kandırılabilen, ne söylenirse hemen inanan, olayların mekanizmasını analiz edemeyen, yalana kolay kapılan, herkes ne derse ona hemen boyun eğen, kandırıldığını bile fark edemeyecek kadar uykuda olan bir kitleden bahsedilmektedir. Bu kitleye yabancı olmayabiliriz. Bu tasviri günümüze uyarlamakta hiç sıkıntı çekilmeyebilir.

            İlkönce fareli köyün mavacılarını inceleyelim:
            Bunlar zeki insanlardır. Kendilerinden bekleneni söylerler ama buna inanmayabilirler. 3 amaçları vardır: 1) bir şey satıyor olabilirler 2) bir şey satılsın istiyor olabilirler 3) tıklanmak prestij kazanmış olmak istiyorlardır. Nihayetinde çıkarlar zinciri ilaç firmalarına büyük ilaç kartellerine uzanır. Onların doymak bilmez iştahları ile D vitamini, probiyotik, prebiyotik, sülük, magnezyum, kollajen, hyalüronik asit ve daha sayısız ürünü sattılar ve satmaya devam ediyorlar. Ancak bunlar hop deyince satılmıyor. Halkı peşinden sürükleyecek en az 1 tane mavalcı lazımdır. Bir hekimi, eczacıyı, hemşire bulamazlarsa başından hastalık geçmiş birilerini internete, youtube, instagram veya tv ekranlarına çıkarıyorlar, bu mavalcı kavalını üflerken peşine takabildiği sayıda masum saf halkı sürüklüyor. Halktan hiç kimse bunlara sormuyor, iddiaların bilimdeki karşılığını aramıyor, öne sürülen iddiları mantık süzgecinden geçirmiyor, hipnotize olmuş gibi alkali diyet, kandida diyeti peşinde koşuyor, B vitamini yutunca hafızasının geri geleceğini zannediyor, vücüduna kan emen solucan (sülük) yapıştırıyor, diş macunu tüpündeki imalat boyasını toksik işareti zannediyor. Fareli köyün mavacısı peşindeki halkı flor’a düşman edip florsuz macun sattırıyor, hatta halkın bağırsağını beyin olduğuna inandırıyor, böylece probiyotik sattırıyor, kandidaların uykusuzluk ve el titremesi yaptığına inandırıyor. Satamadıkları bir şey olursa fareli köyün mavalcıları derhal yeni bir melodi başlatıyor. Bağırsağında disbiyoz bulunduğuna inandırıyor.           

Şimdi mavalcıların peşine sürüklenen halkı inceleyelim:
            Halkın içinde obsesif kompülsif kişilikler varsa bunlar sürüklenmenin öncüleri olur. Hemen arkasından hipokondriyaklar gelir. Bir sonraki sırada mükemmeliyetçileri görüyoruz. Bu grup insanlar her şeyinin en mükemmel olmasını hedef alır. Mesela santimetrekarede 1000 tane saç kılı olsa bile saçları dökülmesin diye saç çıkaran şampuan arar. Saçları en mükemmel olmalıdır. Veya Kalbi sağlam olsa bile ritm düzenleyen otlardan çaylar satın alır. Kalbi en mükemmel olmalıdır. İşte bunlar fareli köyün mavalcılarının en erken müritleri olur. Sonraki sırada ise başkaları yapıyor diye yapanlar yer alıyor. Teyzesinin kızının kanında ALT yüksek çıktığı sebebi ile kan verip ALT baktırmak için sabah 07:00 de kuyruğa girerler. Karpuz yeyince basurunun geçtiğini, gazoz içince kulağının kaşındığını, katı yağdan yerse burnu aktığını zanneden tayfa bu aşamada fareli köyün mavalcısının peşine takılır.  Onların hemen yanında gogıl tıklamayı araştırma yapmak zanneden bir başka cahil kitle vardır. Gogıl’da arattırınca karşısına çıkan ilk sitede yazanları kur’an ayeti gibi kabul edip ona iman edenler bu sırada yer alır. Halbuki çoğunlukla bu siteleri de ilaç kartelleri veya onların müritleri hazırlamış oluyor. kendisini araştırmacı ve çok zeki zanneder. Gogıl’dan 5 tane site okuyunca profesör olur ve öğretmeye çalışırlar. Bunlar da fareli köyün mavalcısının sadık takipcisi olur hemen. Aynı kuşak içerisinde fitoterapi, homeopati, aromaterapi, hidroterapi, diyafram nefesçileri, kupa çekenler ve diğer okus pokus kullanıcılarını görmek mümkündür. Çünkü onlar zaten sağlık konusunda bir savrulma yaşamaktadır. Onların fareli köyün kavalcılarının peşine takılması artık yeni bir savrulma sayılmaz. Sadece savruldukları yörünge değişmiş olur.
            Benim asıl üzüldüğüm doktor sınıfıdır. Bazı doktor ve hatta akademik seviyede diplomalı ve rütbeli ve saygın hekimlerin de fareli köyün mavalcısına takıldığına üzülerek tanık oluyoruz. Hatta bunlar fareli köyün mavalcısı oluyor zaman ile. Bu talihsiz durumun sebebi fakültelerimizdeki eğitim eksiğimizdir. Diş fırçalamasını öğrenmeden mezun olan diş hekimi, stetoskop ile göğüs dinlemeden mezun olan doktor, ilaçları tanımadan mezun olan eczacılar bu aşamada aklıma gelen sıradışı bazı örneklerdir. Hakkıyla eğitilip mezun olan meslektaşları tenzih ederek, eksik mezun olanların varlığını kabullenmek gerekir.

Rütbesi, eğitimi, kariyeri, ismi, saygınlığı, tanınmışlığı bir kenara bırakarak, rahmetli babamın deyimiyle söylemek gerekirse objeyi detaydan arındırarak iddiayı ve bize sunulan önermeyi dikkatli bir şekilde incelemeliyiz. Önce akıl süzgecinden geçirmeliyiz. Örneğin iyot (lugol) içince miyop düzelmeyeceğini orta zeka birey bile ayırt edebilir. Buna benzer basit aldatmacaları filtre etmeliyiz. Sonra bu iddiayı öne sürenin ne sattığına ve nasıl bir çıkarı olduğuna bakmalıyız. Bazen maddi çıkar yoktur, onun yerine tıklanmak ve prestij sağlamak isterler. İlgiyi üzerine çekmek, popüle rolmak, daha fazla beğeni ve tık almak peşinde olabilirler. Bir temenni hipotezi veya bir abartıyı bize sunmuş olabileceğini göz önünde bulundurmalıyız. Sonra söylenen hipotezi PubMed benzeri tıp kütüphanelerinden doğrulamalıyız. Kirli bilgi çöplüğü olan Gogıl’dan doğrulama gayretlerinden vaz geçmeliyiz. Sonra hiç bir çıkarı olmayan deneyimli meslek erbabına danışmalıyız. Ondan sonra söylenenlere inanmayı düşünebiliriz.

Dijital hekimlik

Şöyle yazılımların peşinde görüyorum yeni nesil meslektaşlarımı:
Soğuk ağrısı var mı? evet/hayır
Sıcak ağrısı var mı? evet/hayır
Gece ağrısı var mı evet/hayır
Perküsyonda ağrı var mı? evet/hayır
Çürük var mı? Evet /hayır
Teşhis= pulpitis prulenta / akut periodontit / akut apse / vs
İşte bu akış diyagramı, hekimlik sağ duyusunu bay pas eder. Metalik ve işporta hekimliğe geçiş yapar. Halbuki, hasta kapıdan girerken muayene başlar. Ve bu dijital analojiye dahil edilemeyecek parametrelere indekslidir. Dijital hekimlik doktorculuk oynamaktır

Hastanın ağrıyı tarif etmeyi dijitale çeviremezsiniz. Utanmayı, üzülmeyi, zannetmeyi, tahmin etmeyi dijitale çeviremezsiniz. Bunlar insani algılardır. Eğer bu algıları hastadan dijitalize etmesini isterseniz ve bu algıları evet/hayır/belki kalıplarına dönüştürmeyi veya 0-5 arası skalada işaretlemesini isterseniz hasta zihnindeki sadece iterasyon datalarını alır ve değerli olsa bile bazı bilgileri yansıtamaz. Bir algı ifadesinin şıklarla kategorize edilebilecek cevaplara zorlanması daima data kaybına sebep olur. Evet /hayır ile ifade edilemeyecek çok değerli klinik belirtiler vardır. Hastanın ağzından çıkan nice evet’ler vardır, hayır gibi söylenir.

Hasta kapıdan girdiği anda muayene başlar. Yürüyüşü dengesi, kararlı olup olmadığı, yakın-uzak koltuğa oturduğu kelime seçimi, konuşurken el hareketleri veya yüz mimikleri, ses tonu, şikayetlerini sıralarken tonlaması, anamnezde geç cevapladığı sorular, refakatçısından gelen ifadeler hekimde bir kanaat oluşturur. Bu kanaat teşhisin neredeyse yarısı kadar değerlidir. Makinelerin böyle bir yeteneği bulunmaz.

Sadece hastalığın epidemiyolojik ve sık rastlanan klinik verilerini bir data banktan karşılaştırma yaparak teşhis öneren bir yazılım doktorculuk oynamaktan ibarettir. Tıbbi mastürbasyon olarak değerlendirmek mümkündür. Böyle bir uygulamaya hastanın erişebildiği durumda hasta zarar görür. Kendisinde bulunmayan hastalıkları var gibi görmeye başlayarak hipokondriyak ataklar geliştirebilir. Sanal doktorculuk uygulamaları sınırlandırılmalı sadece profesyonellerin fikir danışabilecekleri ve olası tanı spektrumunu genişletmek amacı ile baş vurabilecekleri şekilde kullanılmalıdır

Ağız kokusunun bugünü

Bu gün, biz sağlık çalışanları, ağız kokusu konusunda ya tek bir noktaya fazla derin takılıyoruz, o noktada fazla girdaplanıyoruz veya büyük fotoğrafta görmemiz gerekenleri kaçırıyoruz. Tedavideki başarı eksiğimizin sebebi budur.

Günümüz ağız kokusunun durumu konusunda bazı başlıkları şöyle özetlemek isterim:
Örneğin hastayı muayene öncesi hazırlarken yemek yemesini ve içmesini uzun süre yasaklıyoruz. Ama biz biliyoruz ki açlık, ağız kokusu yapar. Böylece hem ağız kokusunu oluşturuyoruz, meydana getiriyoruz, yaratıyoruz ondan sonra da “sizde ağız kokusu var” diyoruz.
Bunu gidermek amacı ile ben hastalara sadece bir kaç saat için yemek ve içmeyi yasaklıyorum.

Koklayarak ağız kokusu ölçmenin eksik ve hatalı olduğunu anlatan sayfalar dolusu makale yayınladım. Bir insanın diğerinin ağız kokusunu koklayarak teşhis etmesi makul değildir. Daima halitometre kullanılmalıdır. Konunun detaylarını tıklayabilirsiniz.

Bir hastada ağız içerisinde ağız kokusu kaynağı bulunduğu zaman başka kaynak yoktur zannediliyor. Eğer biyolojik sebep bulunamazsa hasta, halitofobi veya obsesyon olarak teşhis ediliyor. Halbuki bir hastada birden fazla ağız kokusu aynı anda bulunuyor olabilir. Örneğin bir hastada hem ağız kokusu hem nefes kokusu ve hem de obsesyon aynı anda bulunuyor olabilir.

Halitometre ölçümlerinde keskin bir sınır yoktur. Belirli bir matematik sınırın üzerinde H2S gazı ölçünce bu birey hastadır diyemeyiz. Veya, belirli bir matematik sınırın altında H2S gazı ölçünce bu bireyde ağız kokusu yoktur diyemeyiz. Manevralı ölçümler gerekir. Çünkü ağız kokusu gün içinde geniş bir aralıkla değişim gösterir. Ölçüm yapıldığı saniyede okunan değer, o bireyin ağız kokusunun son 10 senesinin ortalaması değildir. Cystein test, ZnCl2 test, buz test, vanilin test olfaktometrik test olmadan teşhis konulmamalıdır.

Başka bir problem ağız kokusuna sebep olan tek gaz h2s değildir. Azotlu gazlar veya organik gazlar da ağız kokusu yapar. H2S seviyesi düşük ama amonyak veya organik gaz seviyesi yüksek olan sayısız ağız kokusu hastası gördüm. Popüler halitometreler bu kokuları tespit edemezler. Bu sebeple kendi ağız kokusu ölçen cihazımı yaptım Halitor 3

Ağız kokusu hakkında bilinmeyen çok sayıda nokta vardır. Örneğin bakterilerin rolü bilinmemektedir. Ağız içerisindekine benzer bakterilerin bulunduğu burun içerisinde sistein yüklemesi kokuya sebep olmadığı halde ağız içerisinde az bir sistein yüklemesi bile şiddetli koku yapmaktadır. O halde ağzın içinde mikroplardan farklı bir koku üreten mekanizma bulunuyor olmalıdır.

Ağız kokusu arenasında, hem hastaya yaklaşım hem muayene metotları hem teşhis kriterleri ve hem de tedavi yöntemlerinin radikal bir şekilde değişmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ağız Kokusunu Gidermek İçin İlk Yapılacaklar

Ağız kokusu çeken bireylerin evde yapabilecekleri basit bazı müdahaleler ve uyulması gereken tavsiyeler vardır. Ağız kokusu hastaları hangi doktora gitmelidir.

Ağız kuruluğu ağız kokusu sebebidir

  • Yumuşak fırçayı terk etmek gerekir. Yumuşak fırçalar yetersiz temizlik yaparlar ve diş etinde kanamalar ortaya çıkmasına sebep olurlar. Daima orta sert diş fırçası kullanılmalıdır. Kanamasına rağmen ısrarlı bir şekilde diş fırçalanamaya devam edilirse diş eti kanaması duracaktır. Buna rağmen diş eti kanaması durmuyorsa diş hekiminizin diş taşı ve plak temizliği yapması gerekebilir. Ağız kokusu şikayeti olan insanların önemli bir kısmı yumuşak diş fırçası kurbanı olmaktadır. Maalesef popüler pahalı ithal tanınmış markalı diş fırçaları yumuşatır ve ağız kokusu şikayeti olan bireyler için makul değildir.
  • Elektrikli diş fırçasını terk etmek gerekir. Engelli bireyler için üretilen elektrikli diş fırçaları hedef kitlesi genişletilerek sağlıklıbireyleri de içerisine alacak şekilde pazarlanmaktadır. Kolu kırık hastalar, hareket edemeyen yaşlılar, koopere olamayan zihinzel engelliler için uygundur ama normal bireyler için eksiktir. Bir çok yayın el ile yapılan diş fırçalamadan daha eksik temizlik yaptığını ortaya loymuştur. (Bunun tersini söyleyen firma ytarafından finanse edilmiş yayınlar da mevcuttur.)
  • Nasıl diş fırçalanacağına buradan bakınız. Ben bunları biliyorum dememek gerekir. Bildiğimizi zannediyoruz. Çok sayıda insan yanlış fırçalıyor ve bildiğini zannediyor. Bazıları kibir ve inat ile sayfada yazanları okumuyor, düşünerek ve içselleştirerek uygualmıyor. Sonra da ağız kokusundan yakınıp iyileşmiyor diye sızlanıyor. Siz onlardan olmayınız. Nasıl fırçalanacağı burada anlatılmıştır.
  • Ağızda altı kapalı yapılmış köprü varsa, koku yapabilir. Eğer ağızda koku yaptığından şüphe duyulan köprü varsa diş hekiminize müracaat edip köprü gövdesinin altını açmasını isteyiniz. Sayısız ağız kokusu vakası sadece ağızdaki köprüler sökülünce kaybolmaktadır. Daha fazla bilgi burada anlatılmıştır.
  • Gündüz ağız açık kalıyorsa, burundan nefes alınamıyorsa, ağız kuruluğu olabilir ve ağız kokusu sebebidir. Kulak burun boğaz hekiminin (varsa) burun pasajındaki darlığı gidermesini isteyiniz.
  • Ağız kuruluğu ağız kokusu yapabilir. Bu amaçla çok su içilmesinin faydası olmaz. Çok su içilirse idrar oluşur. Salya oluşmaz.
  • Dil fırçalamaya mutlaka başlamak gerekir. Dil fırçalamanın ağız kokusu üzerine etkisi %88 lere kadar çıkar.
  • İki kişi ağız kokusundan iyileşmeyi hak etmez. Birincisi alkol kullanan, ikincisi dilini fırçalamayan.
  • Dil kazıyıcı terk edilmelidir. Dil kazınmaz. Dil kazıyıcılar kullanılmamalıdır. Dil kazımak sakıncalıdır.
  • Alkol terk edilmelidir.
  • Az bile olsa alkol almak ağız kokusu yapar ve alkol terk edilse bile bir yıla yakın bir süre daha nefes kokusu devam eder. Alkol alan birisi ağız kokusundan iyileşmeyi hak etmez.
  • Çinkolu macun, gargara, sakız, vs.. kullanılabilir. Bunların listesini burada bulacaksınız
  • Antiseptik içeren gargaralara ihtiyaç yoktur
  • Alkol içeren gargaralar ağız kokusu yapar.
  • Ne kadar acıdır ki piyasamızdaki bir gargaranın üzerinde ağız kokusu için olduğu yazmakta ve içerisinde alkol bulunmaktadır. Ağız kokusu hastasına suikast gibidir. Üstelik biz bunu dolar ile yurt dışından ithal ediyoruz.
  • Alkol koku yapar. Maalesef eczanedeki 10 gargaradan 9 tanesinde alkol vardır. Ağız kokusundan kurtulmak isteyen hastalarımız televizyon reklamlarına kapılıp alkollü gargara satın alarak, daha fazla ağız kokusuna sahip olmaktadır. Alkolsüzdür yazan gargaralarda bile etanol dışında çok sayıda alkol bulunmaktadır.
Dişler nasıl fırçalanmalıdır
Dil nasıl fırçalanmalıdır
Ağız kokusu diş macunları

Her 4 kişiden 3 tanesinin ağız kokusu şikayeti vardır. Fakat ülkemizde ağız kokusu yok farz edilmektedir.
Peki o halde bu gün ülkemizde ve dünyada durum nedir?

Ağız ve Nefes Kokusu Nasıl Muayene Edilmektedir?

Dr. Murat Aydın Kimdir?

Subjektif Ağız Kokusu, Tip 5 Ağız Kokusu

Bireyin kendisinden başka hiç kimsenin hissetmediği ağız kokusuna Tip 5(subjektif ağız kokusu) adı verilir. Bu insanlar, çok duygulu, içe dönük, hassas, asosyal, narin, takıntı yapmaya meğilli kişilerdir. Eksik yaşamak zorunda kalmıştır. (evlenememek, iş bulamamak, terk edilmek vs..). Genellikle içe dönük, hekime kızgındır, paramedikal uygulamalarda çare ararlar. Çünkü doğru teşhis edilemezler.

Subjektif Nörojenik ağız kokusu
Psikolojik ağız kokusu

1- Nörojenik Sebepler

Şahıs tat alma ile koku almayı birbirine karıştırabilir. Bu duruma genel ifadeyle kemosensor disfonksiyon denir. Şahıs aslında tat almaktadır fakat bunu koku zannetmektedir (Dysgeusia). Bu iki algı birbirine karığtırılmaya çok müsaittir.

Ayrıca self halitosis olarak tanımlanan 3 tane nörojenik ağızkokusu sebebi daha ayırt edilir:

Birincisi, koku alabilen almaçlar (olfaktör sensor) ile donatılmış epitel hücre adacıkları nasofarinksin ve oronasal mukozanın muhtelif yerlerine saçılmış olabilir. Böyle şahıs genzinden koku almaktadır (retronasal olfaksiyon). Bu vakalar aslında Tip 2 ağız kokusudur fakat Tip 5 ağız kokusu kılığında karşımıza çıkarlar. Özel ölçme yöntemleri ve dikkatli bir anamnez ile yakalanmazsa psikojenik zannedilir. Sayısız insan bu şekildedir. İkincisi, kana geçen bir kimyasal madde kan dolaşımı ile olfaktör reseptöre hematojen yolla ulaşmaktadır. (Blood borne olfacttion). Bir çok hastalık bunu yapabilir, hepsinde ortak mekanizma, kokulu maddenin kana geçmesi ve kan yolu ile buruna gelmesidir. Üçüncüsü, koku halüsinasyonlarıdır. Yüksek ateş, kafa içi tümörü, trafik kazaları, büyük ameliyatlar, kafa çarpışmaları, zehirlenmelerden sonra şahız mevcut olmayan kokuları duyabilir. Sürekli kullanılan bazı ilaçlar (öksürük ğurubu, hipertansiyon ve diyabet ilaçları vs) beyindeki koku merkezini etkileyip kakozmi (olmayan çirkin kokuları algılamak), sebep olabilir. Hipotiroidizm, anemi, mineral içeriğindeki bozulmalar ve 200 den fazla hastalık buna sebep olabilir. Phantosmia , (fantom koku) olarak isimlendirilebilir.

2- Psikojenik Sebepler

Bu şahıslarda yukarıda anlatılan nörojenik sebepler bulunmadığı halde ağızlarının (veya vücutlarının) koktuğuna inanırlar. Aslında bunları 3 grupta toplamak gerekir:

Ağız kokusu anskiyetesi (halitofobi): “Aslında bende ağız koksu yok fakat ya varsa? ve başkaları benden gizliyorsa?” diye tedirgin olarak doktora giderler. Psikojenik ağız kokusu formlarının en hafif cinsidir, en kolay ve hızlı şekilde tedavi olurlar. tedavisini psikiyatristler yapar. Diğer iki hastalık formu imajiner halitosis adını alır ve şöyle belirlenir:
Olfaktör obsesyon (obsesif kompülsif rahatsızlık): sık sık ağızları koklarlar ve başkasına ağızlarını koklatmak isterler. Hekimin kendisinin ağzını koklasın ister. Koklamazsa bunu talep eder Sık sık diş fırçalar ve gargara yaparlar, daima şeker yer ve sakız çiğnerler. Aslında ağız kokuları yokur veya fizyolojik ağız kokusunu abartırlar.
Delüsyonel halitosis (olfaktör referans sendrom, monosemptomatik hipokondriyal psikoz, olfaktör paranoid sendrom): Referans olarak başka birilerini gösterirler. Birisi bana bakarak parmağını burnuna koydu demekki bana ağız kokum sebebiyle ip ucu verdi, odaya girince birisi pencereyi açtı, otobüste yanıma oturmadılar, beni görünce arkasını döndü gibiifadeler ile başka insanları refere ederler. Aslında ağız kokuları yokur veya fizyolojik ağız kokusunu abartırlar. Başkalarında hiç ağız kokusu bulunmadığına inanır. Ne zamandan beri ağzı koktuğu sorulduğunda çocukluğundan beri veya kendini bildiğinden beri koktuğunu söyler. Ağız kokusunda kesinti olup olmadığı sorulduğunda 50 senelik ömründe 1 saat bile kesilmediğini söyler. Belli ki fizyolojik (normal) kokudan bahsetmektedir.

Bu hastalıklarun en kalıcı ve en doğru tedavisini psikiyatristler yapar. Fakat bazen hipnoz, akupuntur veya buna benzer uygulamalar da denenebilir.

Bu bir kuraldır: Her ağız kokusu, tedavi edilmeyip yeteri kadar beklerse sonunda Tip5 ağız kokusu da üzerine eklenecektir.

Kaynaklar:

  • Aydın M. , Harvey-Woodworth CN. Halitosis: a new definition and classification. British Dental Journal, 2014; 217: E1 doi 10.1038/sj.bdj.2014.552
  • Aydın M. , Bollen CML, Özen ME. Diagnostic value of halitosis examination methods. Compendium of Continuing Education in Dentistry, 2016, in press.
  • Aydin M, Ağız kokusu, 2008 Nobel Kitabevi, İstanbul
  • Aydin M, Bollen CM, Özen ME. Diagnostic Value of Halitosis Examination Methods. Compend Contin Educ Dent. 2016 37(3):174-178
  • Özen ME, Aydin M. Subjective halitosis: definition and classification. J N J Dent Assoc, 2015; 86(4):20 -24.
  • Aydın M. , Özen ME. Kirbiyik U, Evlice B, Ferguson M, Uzel I. A new measurement protocol to differentiate sources of halitosis. Acta Odontol Scand. 2016 in press
  • Ferguson M, Aydin M, Mickel J. Halitosis and the Tonsils A Review of Management. Otolaryngol Head Neck Surg 2014, 151(2):567-574 0194599814544881

MUAYENE ÖNCESİ HAZIRLIKLAR NELERDİR?

Ağız kokusu muayenem ne kadar sürecek?
Önceden neler yapmam lazım?
Kaç lira ödeyeceğim?
Bu işin garantisi var mı?
Tam olarak adres nedir? Halitorium klinik nerede? Telefonu adresi nedir?
Halitorium kliniğin içinden fotoğraflar görmek istiyorum
Beni kim muayene edecek? Odada hemşire olacak mı?
Bana ne gibi sorular sorulacak?
Nasıl muayene olacağım? Başkasının muayenesini video olarak izlemek istiyorum

Bunların hepsini Halitorium klinik sayfasında bulacaksınız. Tıklayın:
Hlitorium

Ağız Kokusunu Önlemek Gidermek ve Tedavi Etmek İçin Çinkolu Sakız, Gargara, Diş Macunu Hakkında

Ağız kokusunun birinci basamak tedavisi için diş hekimi ağız sağlığını temin eder. Yapılacak bütün diş ve diş eti tedavileri tamamlanır. Orta sert (yumuşak değil) diş fırçası ile dil ve dişler burada anlatıldığı şekilde düzenli fırçalanmaya başlanır.Ağız kokusunda ağız bakımı burada anlatıldığı şekilde yapılır.

Aşağıdaki çinkolu ürünler sadece Tip 1 ağız kokusuna etkilidir. Probiyotik yoğurt ise sadece Tip 3 ağız kokusu için etkilidir. Ağız kokusunun çeşitleri için buraya bakabilirsiniz.

Ağız kokusu ürünlerinde aşağıdaki çinko bileşiklerinin bulunması istenir
Çinko klorid (ZnCl2 )
Çinko laktat
Çinko asetat
Çinko glukonat
Diğer çinko bileşikleri ya etkisizdir veya pek az etkilidir.

Alkolsüz olması istenir fakat piyasamızda üzerinde “alkolsüzdür” yazan pek çok gargara alkollüdür.

Ağız kokusu için kullanılabilecek bazı ürünler şunlardır (13.Kasım.2017 tarihinde hazırlanmıştır. Bu tarihten sonra içerikleri değişen ürünler listede bulunuyor olabilir.)

Çinkolu diş macunları (alfabetiktir):
Colgate
sensetif çok yönlü koruma
İpana expert 7 diş eti koruma
SPLAT Special GINGER Diş macunu
Signal integral
Signal Nutriaktif

Alkolsuz, antiseptik ve çinkolu gargara
HALİTOSİL
Pharmol ZN
Oderol

Çinkolu sakız
Vivident karbonatlı

Probiyotik Yoğurt
Yovita probiyotikli yoğurt

https://youtube.com/watch?v=FBUP9KrXeuI
AĞIZ KOKUSU GARGARASI NASIL OLMALIDIR
https://youtube.com/watch?v=1KySB2kZw9U
AĞIZ KOKUSU İÇİN DİŞ MACUNLARI NASIL OLMALIDIR