KENDİNİ MESLEKTAŞINA BEĞENDİRMEK

Kendini meslektaşına beğendirmek?

Bilimsel bir sektörde etkin ve yetkin olabilmek için hakemli dergi(ler)de yayın(lar) yapmak gerekir.  Makale yazarsınız, dergiye yollarsınız, en az 2 tane hakem adı verilen kimliğini bilmediğiniz meslektaşınız sizin makalenizi okur. beğenirse makaleniz basılır. Böylece siz sektörde manevi bir rütbe alırsınız. Sistem böyle çalışır.

Problem şudur:
1- hakem olan meslektaşınız yetkilendirilmiş cahil olabilir. Sizi gömebilir. Hatta bunu ister.
2- meslektaşlar birbirlerini eleştirmeye, beğenmemeye, red etmeye, kabul etmeyip sektörden uzaklaştırmaya meyillidir.
3- Neden siz bilime katkıda bulunmak için fikrinizi başkasına kabul ettirmek zorunda olasınız ?? <- bu çok önemli !
4- Dünya tepside öküzün boynuzunda duruyor zannedildiği tarihte siz “dünya yuvarlaktır” diye makale yazsaydınız hakemler kabul ederler miydi? iki meslektaşınız onaylamazsa siz yalan mı söylemiş olacaksınız?
5- Bu sistemde egemen yanlışlar doğru kabul edilmiş olmaktadır
6- Hakemlerin tekrarladıkları yanlışı kendilerine asla doğrultamazsınız.
7- En üsttekinin tepede durduğu ve en alttakilerin üzerinde yükseldiği bir piramit sistemin parçası oluverirsiniz. Çalışan, bilen, becerikli olan değil, tepede duranın hegemonyasına veya ipoteğine girersiniz.
8- Bu sistemde yükselince halinizden, durumunuzdan şikayet etmezsiniz. Çünkü artık siz de birilerinin sırtına basıyor olursunuz. Eğer piramit sistemi düzeltmeye kalkarsınız kendinizi düşürmüş olursunuz.
9- yeni fikirler gelişemiyor, yeni isimler yeni atılımlar ve bütün yenilikler eskilerin ipoteğinde kalıyor, gelişemiyor, ortaya çıkamıyorlar.

10- Eskiler dinazorlaşıyor,  kendini imparatorlaştırıyor, yolu kapatıyor, “en” oluyor, tek’leşiyor, sektörde Allah’tan rol çalmaya başlıyor.

BİLİMİN ÖNCEKİLERDEN BAĞIMSIZ YAYILABİLECEĞİ BİR ORTAM OLUŞTURULMALIDIR

 

 

MAĞDURİYETİN REDDİ KURAMI

Mağdur bireyler içerisinde bulundukları eksikli durumu değilleyebilmek için eksik taraflarının üzerine giderler. Böylece kendilerine ve çevrelerine mağdur olmadıkları mesajını vermiş olduklarını düşünürler.

Dizinden ameliyat olan birey dans etmek ister.

Kalbinden ameliyat olan birey ağır spor yapmaya meyillidir.

Diş taktıran birey yeni takılan dişinin üzerinde ağır manevralar yapmak ister.

Sigara tiryakisi birey merdivenleri 2 şer çıkıp nefes alabilirliğini tescil eder.

Önceki karısı aldatmış erkek, yeni karısını denetlemediğini duyurmak ister.

Fıtık ameliyatlı birey ıkınmaktan kaçınmaz

-O-

Bu refleks tavır eşyalar için de geçerlidir. Ön düzeni tamir gören arabayı çukura sokmak sadece denemek için değil, iyileşmenin tescil ve ilanı için yapılır.

İnsan ilişkilerinde de benzer bir refleks vardır.
Yeni barışan bir insan küslüğün giderildiğinin ilanı için samimiyetin sınırlarını zorlar.

 

 

TÜRKİYE SAKAL BIRAKIYOR

Sokağa çıkıp etrafıma baktığınızda kılları uzayabilen neredeyse her erkeğin sakal bıraktığını görüyorum üzülüyorum. Sahabe zamanında bile muhtemelen bu kadar sakallı yoktur. Gelişmiş batı toplumlarında sakal bıyık görmüyoruz.
Eğitimin zayıflaması, cehaletin yaygınlaşması, yeni yetişen neslin önceliklerini değiştirdi. Bir şeyler değişiyor fakat olumlu değil.  Tedirginim. Rahatsızım, endişeliyim.
Ağız çevresindeki kıllar sağlık bakımından olumsuz değerlendirilir. Kıl iliğine giren bakteri ve mantarlar ağız ve buruna girer sağlığı bozar. Bu sebeple ağız burun ve yüz çevresinde kıl bulundurmak mikrobiyolojik bir sakınca oluşturur. Esasen prensip olarak kıl, mikroplara konaklık edebilen bir oluşumdur. Kontrollu uzatılmalı ve ağız çevresi kılsız olmalıdır.

HAK ETMEYENİ YÜKSELTMEYİN

HAK ETMEYENİ YÜKSELTMEYİN

Çalışmayan tembel öğrenciyi, hak etmediği halde iyi çocuk deriz sınıf geçiririz. Büyüyünce polis olur, bu ne biçim polis deriz.
Sesi güzel olmayan şarkıcıyı alkışlarız, meşhur ederiz, sonra bu ne biçim sanatçı deriz. Örneğin Ajdar gibi.
Okumayı sevmeyen, hurafe saplantıları olan, doktoru üniversiteye alırız, profesör olunca bu ne biçim profesör deriz.
Gösteri yapmak için sahneye çıkan kabiliyetsizi alkışlarız. Turnuvalara kaldığı zaman bu adam nasıl bu aşamaya geldi deriz.
Aptal bir konu üzerine tez yazan doktoru ayıp olmasın diye destekleriz. Çocuk hastalıkları profesörü olduğu zaman bu nasıl profesör oldu deriz.
Yoksul numarası yapan dilenciye para veriririz sonra bu dilenciler ne kadar çoğaldı deriz.
Çok başarılı olamayacağı açıkça belli olan isime oy veririz, milletvekili yaparız, sonra meclistekiler orada olmayı hak etmiyor deriz.

———
Ulusal bir merhamet damarımız var. Merhamet ederek kendi kanserimizi yaratıyor sonra çözüm bulamıyoruz.

Hak etmeyen öğrenciyi sınıf geçirmeyelim
Hak etmeyeni alkışlamayalım
Hak etmeyeni akademisyen yapmayalım
Hak etmeyene oy vermeyelim
Yoksul olduğuna emin değilsek yardım etmeyelim
Bu kurallar gaddarlık değil seçiciliktir.

2016, Ocak, Adana

 

 

DİŞ MACUNU KUTULARINA RESİMLİ PROSPEKTÜS KONULMALIDIR

Diş macunu

Halkımızın nasıl diş fırçalayacağını öğrenecek hiçbir kaynağı yoktur. Eğer diş macunu kutularının içerisine diş fırçalamasını öğreten küçük bir resimli prospektüs konulsaydı, halkımızın ağız sağlığı daha iyi durumda olacaktı. Klozet kapağı bile prospektüs ile satılırken diş macunları prospektüssüz satılmaktadır. 

Bu gün diş macununun özellikleri yeterince duyurulmamaktadır. Çoğu birbirinin aynısı olan sayısız macun satılmaktadır.

  • Bazı diş macunlarının içerisinde kum tanesi gibi aşındırıcılar vardır. (Diş macununu çiğnediğinizde çıtırdama sesi duyulur). Böyle diş macunları, minesi ince olan dişlere zarar verir, kamaşmalar ortaya çıkmasına sebep olur. Hassas dişleri olan bir insanın böyle macunları kullanması durumunda aşınmalar kaçınılmazdır. Aşınmaların tedavisi pahalıdır ve her yıl diş tedavisi için çok büyük paralar harcanmaktadır. İnsanların dişini beyazlatsın diye satın aldığı diş macunu, kamaşmaya sebep olabilmektedir, fakat kutunun üzerinde hiçbir uyarı yoktur.  Üstelik bu diş macununun üzerinde “hassas dişler için” olduğu yazmaktadır. Prospektüs hazırlanmalı ve içerisine uyarı yazılmalıdır.
  • Bazı diş macunlarının içerisinde ağır metaller (stronsiyum) veya potasyum nitrat vardır. Her diş macunu eser miktarda bile olsa yutulmaktadır, fakat kutu üzerinde hiçbir uyarı yoktur. Bu özellik prospektüse yazılmalıdır, insanlar uyarılmalıdır.
  • Çinko sitrat içeren diş macunları ağız kokusunu kısmen engellediği halde prospektüsünde bu güzel özelliği yazılmamıştır. Ağız kokusunu engelleyen macunlar sanki halktan gizlenmiş gibidir. Bu özellikler kullanıcılara prospektüs içerisinde duyurulmalıdır.

NELER YAPTIM:
Üzerime vazife olmadığı halde ülkemizde diş macunu üreten 3 firmaya (Colgate, Unilever ve P&G) defalarca mektup ve eposta ile müracaat ettim. Kolgeyt hariç geri dönen olmadı. Kolgeyt ise prospektüs koymadı. 19.12.2012 ‘de Sağlık Bakanlığına (Sn Recep Akdağ), 20.5.2013 ve 4. 2.2013 te Sağlık bakanlığına (Sn Mehmet Müezzinoğlu) 9.6.2012 tarihinde diş hekimleri birliğine mektup yazarak durumu anlattım. Daha eski mektuplarım da var. Zamanın başbakanı Sn Ahmet Davudoğlu’na 4.1.2016 tarihinde bir mektup yazdım. Olumsuz cevap alınca zamanın cumhur başkanı 29.1.2016’da Sn Erdoğan’a 54674231-622.02-4432 sayılı başvuru mektubu yazdım. Yıllardır bu işin peşindeyim fakat sesimi duyuramıyorum. Diş macununa prospektüs koyduramadım.

En yetkili makamlara diş macunu kutularına küçük resimli bir prospektüs konulması gerektiğini anlattım. Halkın diş fırçalamayı öğrenecek kaynağı bulunmadığını yazdım. Bu prospektüs halkın yegane bilgilenme kaynağı olacaktır. Toplumun ağız sağlığına olumlu etkileri olacaktır diye açıklama yazdım. 29.2.2016 da talebimin ilgili birimlere aktarıldığını yazan halkla ilişkiler mektubu aldım. Ama değişen bir şey olmadı.

İnşallah gelecekte sesimi duyan bir sağlık bakanı diş macunlarına prospektüs koyacaktır.

ADANA KEBABI ve RAKI FESTİVALİ ÜZERİNE

Adana’nın rakı festivali yoktur, hiç olmamıştır.

Gelenekselleştirmeye çalışılan sözüm ona rakı festivali aslında bazı alkol seven bireylerin amacını aşan girişimleridir. Desteklenmemelidir.

Rakı-kebap festivali bir özenmeye sebep olmaktadır. Rakı içmeye özenen bir gençlik oluşmaktadır. Sanki faydalı bir şeymiş gibi rakı içmeyi gelenekselleştirmeye çalışmak geleceğimizi sıkıntıya sokabilir. Lale festivali, bahar festivali, çiçek festivali bir kutlama gerektirebilir ancak her içildiğinde beyin hücrelerini öldürüp bireyi asosyal yapan, direksiyon başında kaza yapmasına sebep olan, aileleri dağıtan, insanı uyuşturan, karaciğer sirozu ve kanserine yol açan, sağlığa aykırı bir içeceğin festivalini yapmak, onu gelecek nesillere taşımak, ve normalleşmesini sağlamak demektir. Toplumu ve gençlerimizi alkolden uzak tutmalıyız. Ancak bu şekilde geleceğimizi açık ve aydınlık beyinlere teslim edebiliriz.

Mevlana ve Şeb-i Arus Kutlamalarına alternatif gibi ayni tarihte Adana’da kebap-Rakı festivali düzenlenmesi, sanki tutucu kesime meydan okuma anlamı da içermektedir. Bu kılıç çekme teşebbüsü toplumda önceden kestirilemeyen dip dalgalarına ve sosyal reflekslerin tetiklenmesine sebep olabilir. Bu açıdan bakıldığında rakı karşıtlarının tepkisi daha radikal, agresif ve daha haklı olmaya başlayacaktır. Şimdilik böyle bir sosyal bulanıklığa ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum.

Öte yandan sağlığa aykırı bir materyale festival düzenlemek akılcı ve doğru değildir. Sigara festivali, amfetamin festivali, esrar festivali ne kadar anlamsız ve zararlı ise rakı festivali de o kadar zararlıdır. Engellenmelidir.

7/24 YANLIŞTIR. DOĞRUSU 24/7 dir

7/24 YANLIŞTIR. DOĞRUSU 24/7 dir

7/24 terimi haftanın yedi gününde 24 saatı işaret eder. Ancak yazılış sırası doğru değildir. Kapsayıcı olan üstten kavrayan sayı kesirin paydasında yer almalıdır. Doğru olan 24/7 dir.

Bir elmayı 4 e bölsek 1 praçasını işaret edecek olsak dörtte biri (1/4) deriz. Kapsayan geneli ifade eden, bütünü paydaya yazarız. kesirin paydası bütünün kaça bölündüğünü gösterir. Pay ise içerisinden kaç parasının alındığını gösterir.

Haftanın 7 gününün 24 saatlerini ifade etmek istiyorsak geniş kavramı paydaya yazmalıyız.

7/24 yanlıştır.

24/7 doğrudur