MİDEYE DOKUNAN İLACIN YANINDA MİDE KORUYUCUSU YAZMAK

MİDEYE DOKUNAN İLAÇ YAZIP YANINA MİDE KORUYUCUSU YAZMAK

Son 10 yıllarda giderek artan bir şekilde mideye zarar veren hatta önceden mide hasarı bulunan bireylerde mide bağırsak delinme ve kanamasına sebep olabilen nonsterod antiinflamatuar NSAİ ilaçların yazılmasında ısrar edilmektedir. Sözüm ona mide koruyucu ile birlikte vermektedirler. Bu doğru bir uygulama değildir. Onun yerine az etkili bile olsa mideye zarar vermeyen ilaçlar verilmelidir.
Dar ayakkabı giyince ayağını acıtacağını bilip , acıyı kesmek için ayağına merhem sürüp ısrarla dar ayakkabı giyen, sonra da, ayağım hiç acımadı diyerek sahte bir zaferi kutlayan bir insan akıllı davranmış sayılmaz.

Alerji yapacağını bildiği bir ilacı alıp üstüne anti histaminik alan birisi, ilacın alerjisinden korunduğunu söylerken haklı değildir.

Elini yakacağını bildiği sıcak cismi parmakları ile tutmadan önce eline ağrı kesici merhem sürüp sonra kızgın metali avuçlayan ve canım acımadı diyen birisi çok akıllı davranmış olmaz.

Biraz sonra duvara çarpacağını bilerek önce çarpışmadan korunmak için kucağına yastık alan sonra arabayı hızla duvara sürmekte ısrar eden ve çarptıktan sonra hayatta kalmasını zafer zanneden birisi mantık hatası yapıyor olmalıdır.

Önce kuduz veya tetanus aşısı olup sonra elini kuduz veya tetanus şüpheli sıvıya daldırmak ve sonra ne mutlu bana hasta olmadım diye sevinmek ve bunu rutin bir protokol olarak benimsemek en iyimser ifadesi ile gereksizdir.

Mideye zarar vereceğini bilerek, mide koruyucu ilaçla mideyi koruyup ısrarla mideyi tahrip eden ilacı bilerek veren bir hekim bir yerlerde bir mantık hatası yapıyor olabilir.

Hekim mideye zarar vermeyen ilaçları tercih etmeli, mide koruyucusuna gerek duymamalıdır.

 

DİŞ GICIRDATMANIN SEBEPLERİ

Diş gıcırdatmanın (BRUKSİZM)  sebepleri 3 farklı grupta incelenir

Birincisi psikolojik sebeplerdir. Ben böylesine “psikosomatik bruksizm” adını veriyorum. Kardeş kıskançlığı, oidipal veya elektral kompleksler, fallik dönem veya sevgisizlik sebebi ile ortaya çıkabilir. Ya çocuğa ilgi göstermek veya profesyonel yardım almak gerekir.

Nörojenik sebepler
gastrointestinal kanalın ağız-appendiks arasındaki herhangi bir noktadan uyarılması, sindirim kanalının tamamında kasılma ve fonksiyon artışına sebep olur. Yani elimize bir kürdan alıp duodenumda her hangi bir noktaya batırmak mümkün olsaydı, ağzı çevreleyen salya bezi ve çiğneme kaslarından tutunuz, terminal ilyuma kadar her noktada fonksiyon başlatılırdı. İşte bu sebeple dolu mide ile yatmak, kabız kalmak, sindirim kanalını işgal ve meşgul eden iritanların yenmesi, parazitik tahrişler her birisi çiğneme kaslarının kasılmasına ve salya artmasına sebep olur. mekanizması Nervus Vagus’un uyarılmasını esas alır.  Antiparazitik ilaçlar, disiplinli beslenme uygulanır.

Enzimatik sebepler
Otonom sinir sisteminin parasempatik bölümü salgılamadan sorumludur. Yani parasempatik sinir sistemini uyardığımız zaman sinirin uğradığı her yerde salgı birden artmaya başlar. Salgıların hepsi salyanın salgılanması da parasempatik emirler ile mümkündür. Parasempatik sinirler vazoaktif aminler ile dürtüklenebilir.
Ağızda histamin veya seratonin gibi bir vazoaktif amin salınması meydana geliyorsa, bu enzim, lokal olarak parasempatik uyarıya yani salgı artmasına sebep olur. Ayni zamanda çiğneme kaslarının da kasılmasını sağlar. Sürmekte olan bir diş, her türlü infalamasyon bu enzimlerin salınmasını ve parasempatik uyarının başlamasını sağlar. (Zaten bu sebeple diş çıkaran çocukta göz yaşı-burun salgısı-salya artışı görülür.) Oral infalamasyon giderilir, hijyen sağlanır, süren dişler için antihistaminik şurup verilir.

Bruksizm ne değildir:

► Genetik değildir
► Konjenital değildir
► Ağır ve ileri hasar yoksa alt çenedeki eklem hastalıkları burksizm için yeterli bir sebep değildir.
► Herhangi bir vitamin, enzim, hormon veya Magnezyum ile ilişkilendirilmemiştir.
► Diş sıkma ve gıcırdatma arasında etyoloji ve prognoz farklı değildir. Bu ikisini klinik anlamda sinonim gibi düşünebiliriz.
► Abartmamak lazımdır. Bu hastalığın (bruksizmin) uzmanlığı yoktur. Fakülteye veya özgün isimlere veya özgün branşlara gerek yoktur. Her diş hekiminin kolayca müdahale edebileceği basit bir rahatsızlıktır. Olayı servikal vertebralara kadar genişletip abartmaya gerek yoktur.

Tedavi:

● Botoks uygulamak kısa bir süre için kısmi çözüm getirebilir fakat, abonelik gerektirir, sürdürülemez ve travmatiktir, önermiyorum.
● Hipnoz, akupunktur, fitoterapi, homeopati, biyorezonans, diyafram nefesi, bilmemne diyeti, kalsiyum, magnezyum, çinko, hyalüronik asit, glukan, muska, mıknatıs koymak zararsız oyalanmalardır.
● Islak sıcak pansuman (sıcak suya batırılmış havlu) şakaklara 10 dk yaslamak (Öneriyorum)
● Kas gevşetici ilaç kullanmak. Gerekli bulmuyorum.
● Düşük yastık aç karnına uyumak noktürnal bruksizmi azaltır. (öneriyorum).
● Varsa kapanış bozuklukları ortodontik tedavi ile düzeltilmelidir. Kaplama veya dolgu ile değil.
● Alt çenedeki dişlerin üzerine sert plaktan yapılmış basit bir ısırma plağı 2 ay 20 saat/gün kullanılabilir. Birkaç senede bir defa veya gerek duyuldukça aynı plak tekrar 1-2 ay kadar kullanılır. (Makul tedavi budur. Bunu öneriyorum.)
● Sık yapılan hata yumuşak plak yapmaktır. Gördüğüm kadarı ile sayısız meslektaşım bu hatayı yapıyorlar. Yumuşak plak sakız refleksi yaratır ve bruksizmi artırır.

SORMAK YETKİLENDİRMEK DEMEKTİR

Soru sormak

BİRİSİNE SORDUĞUNUZ ZAMAN ONU YETKİLENDİRMİŞ OLURSUNUZ

Çoğunlukla bilmeden birilerine kendimiz ile ilişkili sorular sorarız. İşte bu sorma işlemi aslında karşınızdakine yetki verir. Sizin üzerimnizde yönetme ve hüküm verme ehliyeti verir, başkasının sizin işinize müdahale etmesi ve karışmasına ruhsat verir, cesaret verir, başkasını davet eder. Eğer bunu istemiyorsak başkalarına kendimiz hakkında soru sormaya kısıtlama getirmekte fayda vardır

Odanın havalandırması iyi mi? Dediğiniz zaman odayı soğutup ısıtacağınız karşınızdakinin 2 dudağının arasında demektir. Oda fazla sıcak derse soğutmaya, fazla soğuk derse ısıtmaya hazır olmalısınız. kendinizi muhatabınızın inisiyatifine emanet ettiniz demektir. Benim saçlarım yeterince düz mü? diye sorarsanız saçlarınızın akibetini muhatabınızın kararına indekslediniz demektir. Çok düz olmuş derse dalgalandırmak, çok dalgalı olmuş derse daha düzleştirmek için örtülü biçimde taahhütte bulunmuş olursunuz.

Yemek yemeli miyiz derseniz yemeğe oturup oturmayacağınız hatta ne yiyeceğinizi ipotek etmişsiniz demektir.

Bir ağız kokusu hastası  “ağzım kokuyor mu” diye sorarsa muhatabı onu yönetmek isteyebilir. Evet kokuyor deyip esir alabilir. Bunu bir silah olarak kullanabilir. kendisine mahkum edebilir. Psikolojisini olumsuz yönde etkileyebilir.

Sorduğunuz her soruda karşınızdakini size müdahale etmeye biraz daha cesaretlendirirsiniz. Siz sorunca kendi hayatınıza ve kararlarınıza ortak ettiniz ve kararınızı muhatabınızın vicdanına emanet ettiniz demektir.

Her soru herkese sorulmamalıdır

DİŞ HEKİMLERİNE TIBBİ ATIK ZULMÜ

DİŞ HEKİMLERİNİN TIBBİ ATIKLARI PARA İLE TOPLANIR OLDU.

Bütün şehir kanlı pamuklarını keskin ve sivri parçalı atıklarını, kimyasal maddeleri ve mikrop taşıyabilen çöplerini serbestçe belediyeye veriyor iken yetkililer yakaladıklarını öpüyor, diş hekimlerinin atıklarını para ile topluyor. Bu adil, uygulanabilir, sürdürülebilir, makul değildir.

Floresan ampulun içinde civa vardır. Her gün şehir bazında yüzlerce bozuk floresan ampul çöpe atılıyor ama nedense diş hekimlerinin civası para karşılığı toplanıyor

Şehirde binlerce onbinlerce milyonlarca kadın yaşıyor, hepsinin her gün kanlı petleri çöpe atılıyor ama nedense diş hekimlerinin kanlı pamuğu para ile toplanıyor

Camcılar fevkalade keskin ve sivri cam parçalarını çöpe atıyor. Bir tek parçaya bile dokunsanız elinizi parçalar, sivri ve keskin cam kırıkları çöpe atılıyor. Ama nedense sadece diş hekimlerinin ampul kırığı para ile toplanıyor.

Ayakkabıcılar, inşaatcılar, marangozlar, döşemeciler her gün çivi ve zımba tellerini çöpe atıyor. Ama sadece diş hekimlerinin injektörleri problem oluyor.

Her gün boyacılar, kaportacılar onlarca kilo boya artığını çöpe atıyor. Sadece diş hekimlerinin kimyasal atıkları para ile toplanıyor.

Marketlerden atılan bozuk etler, kokmuş balıklar akıl almaz şiddette infeksiyon kaynağıdır, bulaşıcı hastalık yayabilir. Onlar problem olmuyor, otoklavlanmıyor da 0.5 cm3 kist mi problem oluyor? Marketin mantarlar ile kokuşmuş gıdası çöpe gidiyor sadece diş hekimlerinin çekilmiş dişleri para ile toplanıyor.

2017 yılına kadar kaç kişi diş hekimi çöplerinden zehirlenmiş ki, bundan sonra diş hekiminin kimyasal atıkları problem olmuş. ?

Bize gelinceye kadar oto kaportacılarına, camcılara, klimacılara gitsinler. Bu haksızlığa olur veren, bu zulüme sessiz kalmayı başaran kurumsal yapılarımıza da şaşıyorum yani. Tabelanın yarı çapı gündem oluyor da buna neden itiraz edilmiyor ?

Yetkilendirilmiş cahiller yakaladığını öpüyor, biz de yanağımızı uzatıyoruz, öp beni der gibi.

ONLAYN KÜTÜPHANELER

ONLİNE KÜTÜPHANELER

 Aşağıda internet ile ulaşabileceğiniz çok faydalı kütüphanelerin

listesini bulacaksınız

3- Yazma Eserler Kurumu’nun transkripsiyon, tıpkıbasım ve yayınları http://www.ekitap.yek.gov.tr/
4- Tebriz’den (İran) Hasan Bey Hadi’nin Turuz sitesinde taranmış halde binlerce kitap var. Özellikle dil ve etimoloji alanında kolleksiyon çok zengin.. Sitede İran’da basılmış Türkçe kitaplar da yer alıyor. Dil/etimoloji meraklıları için özellikle tavsiye: www.turuz.com
5- Paha biçilmez bir fotoğraf arşivi: Hollandalı tarihçi ve mimari uzmanı Machiel Kiel Balkanları dolaşıp Osmanlı eserlerini tek tek fotoğraflamış (50-60’lar). Bu eserlerin bir kısmı bugün ya yok olmuş; ya da yok olmak üzere: http://www.nit-istanbul.org/kielarchive/index.php
6- Şu linkte hat sanatına ait kıymetli epey eser var (binden fazla): Meraklısı için çok kıymetli bir arşiv
7- Rusya’da Cedit hareketi kurucusu Gaspıralı İsmail Bey’in ünlü Tercüman gazetesinin tam koleksiyonu şu linkte:
8- Dünyanın en büyük harita kolleksiyonu: Modern dönem haritalarına ilaveten; son 5 asra ait 67.000 civarında tarihî harita şu linkte: https://www.davidrumsey.com/
9- ABD Kongre Kütüphanesi II. Abdülhamid’in fotoğraf arşivini dijital olarak yayınlamış. 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başlarındaki Osmanlı coğrafyasından toplam 1823 fotoğraf/baskı şu linkte: http://www.loc.gov/pictures/search/?st=grid&co=ahii
10- Osmanlı coğrafyasına ait fotoğrafların da yer aldığı çok kıymetli bir görsel kolleksiyon. Gertrude Bell arşivi: NewCastle Üniversitesi kütüphanesindeki bu arşivde 19. yüzyıl sonu ila 20. yüzyıl başında çekilmiş binlerce fotoğraf yer alıyor. http://gertrudebell.ncl.ac.uk/photos..php
11- Koç Üniversitesi kütüphanesinde bulunan 200’den fazla yazma eserin taranmış-dijital nüshası şu linkte: http://digitalcollections.library.ku.edu.tr/cdm/search/col
12- Berlin Devlet Üniversitesi’nin Orient Dijital projesi kapsamında taranmış 3441 Türkçe yazma şu linkte: http://orient-digital.staatsbibliothek-berlin.de/content/index.xml
13- Venedik devlet arşivlerinde bulunan toplam 2.022 #Osmanlı belgesinin tamamına internet üzerinden ulaşmak mümkün: http://www.archiviodistatovenezia.it/divenire/collezione.htm?idColl=24121
14- Meraklısı için önemli bir dijital fotoğraf arşivi: İstanbul’daki Bizans yapıları: http://digitalcollections.library.ku.edu.tr/cdm/landingpage/collection/BYGA
15- 2 milyondan çok fotoğrafın yer aldığı, konu, başlık ve bölgelere göre tarama yapılabilen çok önemli bir fotoğraf kolleksiyonu: (Türkiye’yle de ilgili binlerce fotoğraf var) https://www.europeana..eu/portal/en/collections/photography
16- Prof. Mükrimin Halil Yinanç’ın kütüphanesi vârisleri tarafından Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’ne bağışlanmış (memleketi: Maraş’ın Elbistan kazası). Mükrimin Halil Yinanç Kütüphanesi’ndeki taranmış kitaplara şu linkten online erişebilirsiniz: http://kutuphane.ksu.edu.tr/yinanc..htm
17- Osmanlı devleti Brüksel elçiliği evrakı (1849-1914 dönemi).  Yaklaşık 5000 belge taranmış, online erişime açık: http://dighum.uantwerpen.be/ottomandiplomats/
18- Münih’teki Bayerische StaatsBibliothek adlı çok büyük kütüphane taranmış binlerce eseri online paylaşıma açmış.
19. asır öncesinde basılmış Türkiye/Osmanlı ile ilgili kitapların çoğu bu kütüphanede var, erişim şu linkte: Konulara göre tarama imkânı mevcut https://www.bsb-muenchen.de/en/
20- Duke Üniversitesi Kütüphanesi’ndeki Osmanlıca 216 kitabı online okumak/incelemek ve indirmek mümkün: https://archive.org/details/dulturk?&sort=-downloads&page=3
21- Kültür Bakanlığı’na bağlı toplam 100 halk kütüphanesindeki kitapların taranmış olanları online erişime açıldı:
Bu linkteki katalog üzerinden tarama yapmak mümkün. http://koha.ekutuphane.gov.tr/cgi-bin/koha/opac-main.pl?deger=1
22- Project Gutenberg, dünyadaki en büyük ücretsiz online-kütüphanelerden biri: Sol taraftaki menüden konulara ve yazarlara göre tarama yapılabiliyor. Bu site üzerinden şu an itibariyle taranmış 54.000 civarında kitaba bedelsiz erişim mümkün. http://www..gutenberg.org/
23- Yakup Kadri ve arkadaşlarının 1930’larda çıkardığı Kadro dergisinin bütün sayıları taranmış olarak şu linkte:
(“Kadro” dergisi, Kemalizm’in sol yorumu açısından önemli bir ekoldü.)
24- İstanbul Belediyesi’ne bağlı olan Taksim Atatürk Kütüphanesi Türkiye’nin önemli kütüphanelerinden birisi.
Üye olmak şartıyla (ücretsiz) kütüphanenin sitesinden 40.000 kadar kitabı okumak/indirmek mümkün: http://ataturkkitapligi.ibb.gov.tr/ataturkkitapligi/index.php
25- Martin Luther Üniversitesi (Almanya) kütüphanesinden dijital erişime açık olan Türkiye’yle ilgili kitaplar şu linkte:
26- IRCICA’nın dijital Farabi kütüphanesinin sitesinden Osmanlı salnâmelerinin tamamına ücretsiz erişim mümkün: http://e-library.ircica.org/
27- Hemen her konuda tarama yapabileceğiniz, her dilden binlerce yayının yer aldığı online kütüphane: http://gen.lib.rus.ec/
28- İspanya Milli Kütüphanesi dijital koleksiyonunda 350 kadar Türkçe/Farsça/Arapça yazma varmış.
29 Princeton Üniversitesi’nin İslami Yazmalar Dijital Kütüphanesi: http://library.princeton.edu/projects/islamic/
Şu linkten konulara ve başlıklara göre tarama yapılıyor: https://catalog..princeton.edu/cgi-bin/Pwebrecon.cgi?DB=local&PAGE=First
Sayın İzzet Akyol’un (@izakyol) Twitter’da yapmış olduğu paylaşımdan alıntıdır. Daha fazla detay için https://twitter.com/izakyol/status/937217427242438656 ] 
 
İzzet Akyol’a teşekkür ediyoruz.

DÖVME SAĞLIĞA ZARARLIDIR

Dövme tıbbi ve sosyal bakımdan mahzurludur. Dövme yapılmamalıdır.
Özenti, moda, sükse yapmak veya başkaları beğensin diye vücudun çeşitli yerlerine mavi, kırmızı, siyah, mor gibi çeşitli renklerde karikatür, amblem, marka, resimleri yapılır, imza atılır veya çeşitli yazılar yazılır. Bunlara dövme adı verilir. İğneler batırılarak kimyasal maddeler deri altına verilir. Bu görsel lekeler doğal yollarla asla uzaklaşmaz.

Örneğin Ahmet isimli sevgilisinin ismini omuzuna dövme olarak yazdıran bir kadın, ömrünün sonuna kadar omuzunda bu yazıyı taşımaya kendisini mahkum etmiş demektir. Kısa, kısır, zayıf ve dar bir bakış açısıdır. Kendisine pranga vurmuş, kendisini mecbur etmiştir. Ahmet’ten ayrılacak olsa bu yazıyı sildirmesi çok zordur. Hayatının ilerleyen döneminde bu lekelerden kurtulmaya karar verirse laser ile kısmen silinebildiği söylenmektedir. Kişi toprağa verilirken bile vücudunda bu lekeler kalır. Dövme yaptıran kişi,bir anlık, dönemlik, mevsimlik veya bir sezonluk bir fikir ve heves uğruna bedeninde kalıcı bir kirlilik yaratmış olur.

Dövme yaptırmak sağlıksız bir olaydır. Sayısız hastalık dövme yapımı sırasında bulaşabilir. AIDS başta gelir. hepatit ve diğer kan hastalıkları listede alt sıralarda yer alır. Dövmeler mahalle arasında, sağlıksız, eğitimsiz kişiler tarafından pislik koşullar altında yapıldığı gibi, sosyetik kesime hitap etsin diye sözüm ona bakımlı steril koşullarda da yapıldığına tanık olmak mümkündür. Sağlık konusunda sıfır eğitimli dövmeciler her arzu edilen yere dövme yapmaktadır.

Dövme yapılırken santimatrekareye yaklaşık 9 mg boya verilir. Mavi boya olarak copper phthalocyanine isimli toksik bir madde kullanılır. Dövmeciler buna pigment B15:3 boyası adını verir. Veya Cobalt aluminate boyası kullanılır

Güneş ışığı ile temas edince zehirli maddeler olan 1,2-benzene dicarbonitrile, benzonitrile, benzene, ve çok zehirli olan hydrogen cyanide (HCN) açığa çıkar. Dövmeden kurtulmak amacı ile bu boyanın ruby (yakut) laser ile giderilmesi sırasında yine ayni zehirli maddeler ortaya çıkar. Dövmede kullanılan diğer boyalarda zehirli maddeler ortaya çıkarma özelliğine sahiptir.

Dövme boyaları metal içerir. Demir, Alüminyum, Krom, Kadmiyum, Cva, Manganez, Çinko, Titanyum, Kadmiyum, Bakır, Kobalt.

Kahverengi boya :Ferric oxide
Yeşil boya: Chromium oxide
Kırmızı boya: Cadmium sulfate ve Mercury sulphate
Mor boya: manganese
Beyaz boya: titanium dixide ve Zinc diokside
Sarı boya:: Cadmium sulfide

Sağlık, sosyal, dini, etik, ve mental bakımdan dövmeye ihtiyacımız olduğunu sanmıyorum.

(Kaynak:  Schreiver I, Hutzler C, Laux P, Berlien HP, Luch A. Formation of highly toxic hydrogen cyanide upon ruby laser irradiation of the tattoo pigment phthalocyanine blue. Sci Rep. 2015 Aug 5;5:12915. doi: 10.1038/srep12915.)

TÜRK DİŞ HEKİMLİĞİ NASIL KURTULUR

Diş hekimliği mesleğindeki düşüş
Giderek artan diş hekimliği fakülteleri eğitim verecek eleman sıkıntısı çekmekte, neredeyse yeni mezun sayılacak kadar genç ve tecrübesiz kardeşlerimiz hoca olup diş hekimi yetiştirmektedir.

TÜRK DİŞ HEKİMLİĞİ KİBİR KISKANÇLIK TESİRİNDE GİDEREK KÜÇÜLMEKTEDİR

Diş hekimliği eğitiminin kalitesi azalmakta, daha az bilgili öğrenciler mezun olmakta, bilim seviyemiz giderek azalmakta, eksik eğitimin getirdiği eksik hizmet ve eksik/yanlış tedaviler giderek artmaktadır.

 

 

Diş hekimleri basitmi basit, kolaymı kolay vakaları dahiliyeciye, hastahaneye sevk ediyor. yetersiz ve eksik eğitildiği için. Örneğin hamile veya süt veren kadına reçete yazmak, periodontal apse veya aft sebebiyle dahiliye doktoruna yollamak gibi.

Akademisyenler bürokratik yük altında kalıp bilim yapamıyor bu sebeple kendisi yapamadığı bilimi öğrenciye de öğretemiyor. Okulda öğretilenlerin neredeyse (en iyimser ihtimal ile) %60 ı teorik gereksiz yükten ibaret olup pek azı gelecekte muayenehanede kullanılabilecek uygulamalara bilim zemini oluşturacak şekilde düzenlenmiş derslerden oluşmaktadır.

İlgisiz ve uzak konular öğretilmeye zorlandıkça, diş hekimliği öğrencileri derslerde öğretilenleri gelecekte kullanmak için değil sınıf geçmek için derse giriyorlar, ezberliyorlar, sınavdan günler sonra unutuyorlar. Mezun olunca hayatın acı gerçekleri ile yüzleşiyor ve bu yük ağır geldiği için paramedikal uygulamalara sapıyor, eksik ve kusurlu hekimlik yapıyorlar.

Hastalara para hedefli indikasyonlar konuluyor. En fazla para getiren hangi müdahale ise diş şikayeti olan halkın ağzına gereksiz müdahale ve tedaviler yapılıyor. Örneğin kanal tedavisi yerine implant, ortodonti yerine lamineyt yapmak gibi.

Diş hekimliğinde başıboşluk hüküm sürüyor. Bilim sahibi olan ve para hedefli çalışmayan , mesleğini hakkı ile yapan meslektaşlarımı tenzih ediyorum. Ancak deneyimli bir diş hekimi olarak bu yazıyı kaleme almayı hak ettiğimi zannediyorum.

Bu meslek şöyle kurtulur. Yüce önder Atatürk’ün kendisini emanet ettiği hekimler böyle yetişir::

1- Akademisyenler (ki bu yazıda bilim adamlarını temsil ediyorlar) bürokratik yükten uzaklaştırılmalıdır. Bilimi öğrenmeli öğretmelidir. Bunu yaparken etik kurallara uymalıdır.

2- İki sene arka-arkaya bilim yayını yapmamış bütün akademisyenler görevden alınmalı, aşağıdan gelen genç beyinlerin önündeki pıhtı uzaklaştırılmalıdır. Üreten öncelikli olmalıdır.

4- Öğrencilerin gelecekte kendi kliniklerinde kullanacağı pratik bilgiler öğretmeli, hiç bir kullanım alanı olmayan örümcekli bilgileri öğretmekten vaz geçilmelidir, bundan şiddetle kaçınılmalıdır.

5- Akademisyenlerin bazı bilgileri paralı kurslarda öğretmek üzere kasıtla derslerde gizlememelidir. Akademisyenlerin eğitimde inandırıcı ve ikna edici olmaları için, prestijli ve saygın olmaları için, sevilip sayılmaları için, firmaların şemsiyesi altına girmekten uzak durmaları gerekir.

6- Diş hekimliği fakülteleri 6 seneye çıkarılmalı, dr ünvanı verilmeli/hak edilmelidir. Bu gün ne doktoruz ne de değiliz. Arafta bekleyen ruhlar gibi bedensiz ve kimliksiziz. Devlet bile diş hekimi istihdam ederken bordroya ne yazacağını bilememektedir.

7- Öğrenciler gelecek bilinciyle disiplinli çalışmalı, ve gayret etmelidir. Devamsızlık, boşvermişlik, kaytarma, değersizleştirme, siyaset, (mesleki bile olsa) her türlü örgüt faaliyetleri, ve buna benzer zararlı oyalanmalardan uzak durmalıdır.

8- Hayata atılmış hekimler fakülte ile dirsek temasını kaybetmemelidir. Daima okumalıdır, internet grupları, email ortamları, dost sohbetleri gibi birlikte olunan her fırsatta bilimsel varlıklarını ve deneyimlerini meslektaşlarına çıkar gözetmeden açmalıdır

9- Bu kurtuluş reçetesinde kurumsal örgütlerin görevi, yeri, katkısı olmadığı açıktır. Bunların çözüm üretmek adına yapacağı her teşebbüs mesleğimizin geleceğini daha fazla sıkıntıya sokabileceğinden, ülke genelinde zorlayıcı kararlar alması sona ermelidir. Meslekteki rol ve varlıkları yeniden değerlendirilmeli ve azaltılmalıdır. Diş hekimlerine meslek örgütünden istifa edebilme özgürlüğü getirilmelidir. “Bu örgüt beni temsil etmiyor” diyebilmeli ve maruz kaldığı yaptırım ve zorlamalarından muafiyet özgürlüğü tanınmalıdır. Hiç kimse kendisini temsil etmeyen bir kuruma üye olmaya mecbur tutulamamalıdır.

10- Firmalar sattıkları ürünün Türk malı olanlarına öncelik tanımalı, kendi ülkemizde yabancı ürünlerin benzerlerini üretmeli ve buna cesaretlendirilmelidir. Sattıkları her ürünün Türkçe yazılmış prospektüsünü bulundurmalıdır. Bire-yüz kar oranı ile 2 tane satmak yerine daha makul bir kar oranı ile daha çok sayıda satış yapmayı hedefleyen bir politika izlemelidir. Bu uygulama diş tedavi fiyatlarının azalmasını ve hizmetin halkın kılcallarına ulaşmasına katkı verecektir.

11- Hiç bir diş hekiminin mesai saatlerine, tabela boyutlarına ve tabela yazı formatına veya içeriğine karışılmamalıdır. Zorlayıcı hiçbir kanun veya tüzük bulunmamalıdır. Her diş hekimi eğer arzu ediyorsa tabelasına vesikalık fotoğrafını bile koyabilmelidir. Tabelasına canının istediği her yazıyı yazdırabilmeli, istediği her fiyatta çalışabilmeli, istediği her içeriği veb sitesinde yayınlayabilmelidir. Buna engel olmaya çalışmak mutlak ve kesin bir kıskançlık ve kibirdir. Türk diş hekimliğine en çok zarar veren şey kibir, sükse ve kıskançlık olmuştur.

12- Diş hekimliği ülke siyaset ve politikalarından uzak tutulmalıdır. Meslek örgütleri siyasi parti faaliyeti yapmamalı, hükümet veya siyasi konulardan en uzak yerde adreslenmelidir. Siyasete meraklı meslektaşlarımız meslek örgütlerinden ayıklanmalı, meclise girmek üzere uygun görecekleri bir partiye üye olmaya davet edilmelidir.

13- Fakülteler mezun ettikleri öğrencilere (ve isteyen her diş hekimine) belirli bir ücret karşılığında kurslar vermelidir. Örneğin diş hekimleri implant uygulamasını avuç dolusu para ödeyerek implant firmasının lise mezunu görevlisinden değil, daha makul bir ücret ödeyerek fakülte çatısı altında bir akademisyenden öğrenmelidir. Mezun olmuş hekimlerin bilgilerini canlı tutmak meslek örgütlerine terk edilemeyecek kadar ciddi bir görevdir.

Bir gün düzeleceğimizi umuyorum Allah’ın izniyle.