DİŞ MACUNU KUTULARINA RESİMLİ PROSPEKTÜS KONULMALIDIR

Diş macunu

Halkımızın nasıl diş fırçalayacağını öğrenecek hiçbir kaynağı yoktur. Eğer diş macunu kutularının içerisine diş fırçalamasını öğreten küçük bir resimli prospektüs konulsaydı, halkımızın ağız sağlığı daha iyi durumda olacaktı. Klozet kapağı bile prospektüs ile satılırken diş macunları prospektüssüz satılmaktadır. 

Bu gün diş macununun özellikleri yeterince duyurulmamaktadır. Çoğu birbirinin aynısı olan sayısız macun satılmaktadır.

  • Bazı diş macunlarının içerisinde kum tanesi gibi aşındırıcılar vardır. (Diş macununu çiğnediğinizde çıtırdama sesi duyulur). Böyle diş macunları, minesi ince olan dişlere zarar verir, kamaşmalar ortaya çıkmasına sebep olur. Hassas dişleri olan bir insanın böyle macunları kullanması durumunda aşınmalar kaçınılmazdır. Aşınmaların tedavisi pahalıdır ve her yıl diş tedavisi için çok büyük paralar harcanmaktadır. İnsanların dişini beyazlatsın diye satın aldığı diş macunu, kamaşmaya sebep olabilmektedir, fakat kutunun üzerinde hiçbir uyarı yoktur.  Üstelik bu diş macununun üzerinde “hassas dişler için” olduğu yazmaktadır. Prospektüs hazırlanmalı ve içerisine uyarı yazılmalıdır.
  • Bazı diş macunlarının içerisinde ağır metaller (stronsiyum) veya potasyum nitrat vardır. Her diş macunu eser miktarda bile olsa yutulmaktadır, fakat kutu üzerinde hiçbir uyarı yoktur. Bu özellik prospektüse yazılmalıdır, insanlar uyarılmalıdır.
  • Çinko sitrat içeren diş macunları ağız kokusunu kısmen engellediği halde prospektüsünde bu güzel özelliği yazılmamıştır. Ağız kokusunu engelleyen macunlar sanki halktan gizlenmiş gibidir. Bu özellikler kullanıcılara prospektüs içerisinde duyurulmalıdır.

NELER YAPTIM:
Üzerime vazife olmadığı halde ülkemizde diş macunu üreten 3 firmaya (Colgate, Unilever ve P&G) defalarca mektup ve eposta ile müracaat ettim. Kolgeyt hariç geri dönen olmadı. Kolgeyt ise prospektüs koymadı. 19.12.2012 ‘de Sağlık Bakanlığına (Sn Recep Akdağ), 20.5.2013 ve 4. 2.2013 te Sağlık bakanlığına (Sn Mehmet Müezzinoğlu) 9.6.2012 tarihinde diş hekimleri birliğine mektup yazarak durumu anlattım. Daha eski mektuplarım da var. Zamanın başbakanı Sn Ahmet Davudoğlu’na 4.1.2016 tarihinde bir mektup yazdım. Olumsuz cevap alınca zamanın cumhur başkanı 29.1.2016’da Sn Erdoğan’a 54674231-622.02-4432 sayılı başvuru mektubu yazdım. Yıllardır bu işin peşindeyim fakat sesimi duyuramıyorum. Diş macununa prospektüs koyduramadım.

En yetkili makamlara diş macunu kutularına küçük resimli bir prospektüs konulması gerektiğini anlattım. Halkın diş fırçalamayı öğrenecek kaynağı bulunmadığını yazdım. Bu prospektüs halkın yegane bilgilenme kaynağı olacaktır. Toplumun ağız sağlığına olumlu etkileri olacaktır diye açıklama yazdım. 29.2.2016 da talebimin ilgili birimlere aktarıldığını yazan halkla ilişkiler mektubu aldım. Ama değişen bir şey olmadı.

İnşallah gelecekte sesimi duyan bir sağlık bakanı diş macunlarına prospektüs koyacaktır.

ADANA KEBABI ve RAKI FESTİVALİ ÜZERİNE

Adana’nın rakı festivali yoktur, hiç olmamıştır.

Gelenekselleştirmeye çalışılan sözüm ona rakı festivali aslında bazı alkol seven bireylerin amacını aşan girişimleridir. Desteklenmemelidir.

Rakı-kebap festivali bir özenmeye sebep olmaktadır. Rakı içmeye özenen bir gençlik oluşmaktadır. Sanki faydalı bir şeymiş gibi rakı içmeyi gelenekselleştirmeye çalışmak geleceğimizi sıkıntıya sokabilir. Lale festivali, bahar festivali, çiçek festivali bir kutlama gerektirebilir ancak her içildiğinde beyin hücrelerini öldürüp bireyi asosyal yapan, direksiyon başında kaza yapmasına sebep olan, aileleri dağıtan, insanı uyuşturan, karaciğer sirozu ve kanserine yol açan, sağlığa aykırı bir içeceğin festivalini yapmak, onu gelecek nesillere taşımak, ve normalleşmesini sağlamak demektir. Toplumu ve gençlerimizi alkolden uzak tutmalıyız. Ancak bu şekilde geleceğimizi açık ve aydınlık beyinlere teslim edebiliriz.

Mevlana ve Şeb-i Arus Kutlamalarına alternatif gibi ayni tarihte Adana’da kebap-Rakı festivali düzenlenmesi, sanki tutucu kesime meydan okuma anlamı da içermektedir. Bu kılıç çekme teşebbüsü toplumda önceden kestirilemeyen dip dalgalarına ve sosyal reflekslerin tetiklenmesine sebep olabilir. Bu açıdan bakıldığında rakı karşıtlarının tepkisi daha radikal, agresif ve daha haklı olmaya başlayacaktır. Şimdilik böyle bir sosyal bulanıklığa ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum.

Öte yandan sağlığa aykırı bir materyale festival düzenlemek akılcı ve doğru değildir. Sigara festivali, amfetamin festivali, esrar festivali ne kadar anlamsız ve zararlı ise rakı festivali de o kadar zararlıdır. Engellenmelidir.

7/24 YANLIŞTIR. DOĞRUSU 24/7 dir

7/24 YANLIŞTIR. DOĞRUSU 24/7 dir

7/24 terimi haftanın yedi gününde 24 saatı işaret eder. Ancak yazılış sırası doğru değildir. Kapsayıcı olan üstten kavrayan sayı kesirin paydasında yer almalıdır. Doğru olan 24/7 dir.

Bir elmayı 4 e bölsek 1 praçasını işaret edecek olsak dörtte biri (1/4) deriz. Kapsayan geneli ifade eden, bütünü paydaya yazarız. kesirin paydası bütünün kaça bölündüğünü gösterir. Pay ise içerisinden kaç parasının alındığını gösterir.

Haftanın 7 gününün 24 saatlerini ifade etmek istiyorsak geniş kavramı paydaya yazmalıyız.

7/24 yanlıştır.

24/7 doğrudur

 

HIZ ALANI YOKTUR, KOTA VARDIR

Hız alanı diye bir terim yoktur, tanımlı değildir, anlamlı değildir, tamamen akıl dışı bir terimdir. Çünkü hızın yüzeyi veya alanı olmaz.

İsmi TÜRK-sel olmasına rağmen Türksel tarafından güzel Türkçemiz yanlış kullanılmaktadır. Her fırsatta (eposta, telefon, web müracaatı ve yazılı dilekçe ile) Türksel’e müracaat edildiği halde hiç bir düzeltme yapılmamıştır. Reklam, duyuru, web sitesi, yazışmalarda “hız alanı” terimini kullanmaya ısrarla devam etmektedir. Yapılan uyarıları duymazdan gelmektedir.

Bu kelime ile kast edilen KOTA dır. Türkçede kota kelimesi ile ifade edilmesi gerekir.Hız alanı yerine kota terimi kullanılmalı, yanlıştan dönülmelidir.

 

 

TARLA YAKMAK ENGELLENMELİDİR

TARLA (anız) YAKILMASININ ENGELLENMESİ 

Çiftçiler şehrin dışındaki tarlaları yakarak Adana’nın sis ve dumana gömülmesine sebep olmaktadır. Her gün öğleden sonra şehrin üzerine toksik gaz bulutları çökmektedir. Benim ölçümlerime göre bu dilekçeyi hazırladığımdan bir gün önce Adana vali evinin önünde 1.2 ppm zehirli kükürt dioksit -SO2 gazı vardı.

Neredeyse her sene (en az son 3 yıldan beri) her ağustos veya eylül ayında Adana valiliğine dilekçe verip en yetkili mülki amir olarak valimizin dikkatinizi bu konuya çekmeye çalışıyorum.

Her sene valilik benim dilekçemi iki kopya halinde il Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne ve Çevre ve şehricilik il müdürlüğüne havale eder. Onlardan bir tanesi bana kanun maddelerini fotokopi çekip yollar. Diğer makam ise anız yakanı görürseniz  Polis 155’e veya 2350717 numaralı telefona şikayet ederseniz ceza uygulanır şeklinde yanıt verir. Buna alıştım.

Bu sene de valimizin dikkatinizi bu konuya çekmek istiyorum.

Anız yakılması ile toprağın fiziksel kimyasal yapısı bozulmaktadır, canlılar telef olmaktadır, toprak verimsiz olmaktadır, su ve rüzgar erozyonu artmaktadır, verim düşmektedir, ekoloji bozulmaktadır, her öğleden sonra kalp damar hastaları ve solunum yolu hastaları tıkanmaktadır, Adana duman ve sis bulutları altında kalmaktadır, akşamüzeri çukur semtlerde görüş mesafesi azalmaktadır, toksik gazlar şehri kaplamıştır. Bunu görmek ve yanan tarlayı bulup önlem almak için birisinin telefon ile bir yerleri arayıp şikayet etmesi mi gereklidir? kendisine şikayet edilmesi

Konuya kamuoyunun ilgisini çekerim

7.9.2015

CADDELER KİMSENİN OTOPARK ALANI OLMAMALIDIR

CADDELER KİMSENİN OTOPARK ALANI OLMAMALIDIR

Adana Valiliğine dilekçem:

Cadde ve sokakların belediyeler tarafından ücretli otopark ilan edilerek kiraya verilmesini doğru bulmuyor ve uygulamanın kaldırılmasını talep ediyorum.

Esnaf kendi arabasını kendi dükkanının önüne koysa, halk hastasını hastahaneye getirmek için arabasını caddeye bıraksa para ödetilerek adeta cezalandırılmaktadır. Bu bir zulümdür.

Emsal durum olarak, Burdur Tüketicileri Koruma Derneği bu uygulamayı yargıya taşımıştır. Danıştay, “yolların amacına uygun olarak kullanılmasını olumsuz yönde etkileyeceği” gerekçesiyle caddelerden park ücreti alınması düzenlemesini iptal etmiştir.  Zaten Ankara’da caddelerde park ücreti alınması yürülükten kaldırılmıştır.

Danıştay’ın emsal niteliğindeki kararı göz önüne alınarak Adana’da kendi cadde sokağımızda park ettiğimiz için belediyeye, park mafiasına ve Deynekçilere ücret ödenmesini haksızlık olarak görüyorum.

Adana’da da cadde ve sokaklar belirli bazı kurumlara park alanı olarak tahsis edilmekten vaz geçilmelidir. Kaldırım ve cepleri halkındır.

Arz ederim. 7.9.2015

Murat Aydın

 

 

 

 

 

 

TÜRKİYE KELİMESİ TÜRKİYE OLARAK YAZILIR

TURKEY YAZMAYIN TÜRKİYE YAZIN

Türkiye özel isimdir. Türkiye olarak yazılır.

Ahmet, Mehmet, Hasan gibi bir özel isimdir.  Özel isimler hiç bir dilde farklı yazılamaz, harfleri bile değiştirilemez. İngilizce’de Hasan kelimesi hasan olarak okunsun diye hussun olarak yazılmaz. Özel isim olduğu için daima Hasan olarak yazılır. Rus’cada, Almanca’da Mehmet kelimesi değişmez, Mehmet olarak yazılır. Japonca’daki Nirayama ismini Türkçe’de yazarken değiştiremeyiz. Rus ismi olan Nikolay kelimesini Türkçe yazarken değiştiremeyiz. Buna benzer şekilde Türkiye kelimesi yazarken her dilde Türkiye olarak yazılmalıdır.

Turkey hindi anlamına gelir, bir hayvandır. Benim ülkem bir hayvanla özdeşleştirilemez. Ulusal kimliğin ve milli dik duruşun gereği olarak kendi ülkemizin adını doğru yazmalıyız