HASTA REFAKATÇISI ve DOKTORUN RUH HALİ

Hasta refakatçısı ve hekimin ruh hali
Hasta refakatçısı genellikle ulvi, değerli, yüksek ve faydalı amaçlarla muayene odasına girmez.

Hasta refakatçılarının muayene odasına birikmeleri hem hasta hem hekim için duygusal bir sorundur. Bıraksanız ameliyathaneye de girip yakınının böbreğinin ameliyatını seyretmek ister. Bu teklife hayır diyecek hatsa refakatçısı azdır.

Bir hekim olarak hasta refakatçılarından hep rahatsız olmuşumdur. Eskiden dışarı çıkaramazdım ama artık sadece 1 refakatçı kabul ettiğimi diğelerinin dışarı çıkmasını söylüyorum. Bunu hastanın iyiliği için yapıyorum.

 

Şöyle tespitlerim var. Dile getirmek isterim

Hasta refakatçıları muayene odasına neden girmek ister?

  • Eksik kalmış çocukluğundan beri doyurulamamış doktorculuk oynama talebine kısmi bir doyum aramak
  • Gelecekte karşılaşacağı başka hekimlerin tavırlarını yorumlamak, eleştirmek ve dedikodulaştırabilmek için bizden malzeme toplamak, zihninde referans fotoğraflar çekmek
  • Bizde zayıf, eksik, arızalı, noksan, kusurlu bir şey görüp daha sonra gündeme getirebilirmiyim diyerek inceleme yapmak,
  • Zihnindeki doktor imajı ile bizi örtüştürmek. Gördüğü ile umduğu arasındaki örtüşmezlikleri gerek eleştirel gerekse tavsiye niteliğinde zihninde depolamak. Gerekirse şimdi veya sonraki kavgalı patlamalarda yakıt olarak kullanmak.
  • Muayene odasında gördüklerini daha sonra hastanın kendisine ballandıra dallandıra anlatmak.
  • “O’na kötü şeyler oluyor ama bana olmuyor” önermesine görsel destek ve delil toplamak. Böylece egosunu beslemek. “Bak o yakınım şu anda hasta ve canı yanıyor ama ben sağlıklıyım ve canım yanmıyor” düşüncesini geviş getirip kendi egosunu okşamak. (Siper sendromu)
  • Refakatçıların çok azı bir yardımım olur mu diye muayene odasına girer. Zaten genellikle yardımına ihtiyaç olmaz. Çünkü hiç bir sağlık hizmeti refakatçı katılımı ile verilmek üzere tasarlanmamıştır.

Peki ayni esnada doktor cephesinde neler olur, neler düşünülür, doktor ne düşünür?

  • Doktor eleştirel bakışlardan rahatsız olacaktır
  • Acele edip bu hastayı bir an önce başından atmak isteyecektir
  • Gözler üzerinde iken detaylı ve itinalı yaptığı işleri bile eksik ve kabaca yapacaktır
  • Hasta yakını ile mücadele etmektense çabuk bitirip göndermek isteyecektir.

Yani siz siz olun, yakınınız muayene olurken hasta muayene odasında kalabalık etmeyin !

 

PAMUKLU KUMAŞ GİYMEK SAĞLIĞA EN UYGUN OLANDIR

Pamuklu kumaş en sağlıklı olandır. Naylon kumaşlar bakteri üremesini destekler.
Pamuk doğadan elde edilen en sağlıklı kumaştır.
Bu tablo şu kaynaktan alınmıştır: Callewaert, et al. doi: 10.1128/AEM.01422-14

PAMUK DOĞADAN GELEN EN

SAĞLIKLI GİYSİ HAM MADDESİDİR

Naylon veya petrol esaslı sayısız bileşeni olan kumaşlar üretilmektedir ve tekstil piyasamızda bolca satılmaktadır. Bunların bir kısmı alerjiktir, bir kısmı ise mikrop tutar. Pamuklu kumaşlar ise diğer kumaş çeşitlerine göre, kolayca mikrop tutmaz ve daha az mikrop artışına sebep olur.

Yapılan bir incelemede 1 saat spor yaptırılan 26 tane sağlıklı bireyin tişörtleri mikrobiyolojik olarak incelenmiştir. Kırmızı hücreler bakteri sayısını en fazla artıran viscose kumaşı ve sayısı en fazla artan Staphylococcus epidermitis, Corynebacterium jeikeum ve Micrococcus luteus isimli bakteriler olduğunu göstermektedir.

 

 

AĞIZ KURULUĞU

Ağızdaki salya debisi dakikada 0.5 ml den az ise ağız kuruluğu kabul edilir.  Parasempatik sinir aktivasyonundaki azalma, bezin atrofisi, ağzın açık kalması ve bazı hastalık ve ilaçlar buna sebep olur. Tedavisi su içmek değildir, çok su içmek idrar yapar salya yapmaz.

Ağız kuruluğunun mekanizması

Ağız kuruluğu toplumda rastlanma sıklığı hem bölgesel değişiklikler gösterir hem de toplumun beslenme alışkanlıkları ve genel sağlığına indekslidir. En sık rastlanan sebepleri aşağıda sıralanmıştır. Yutkunma zorluğu, sindirim eksikliği, ağız kokusu, farinjit, fonasyon bozukluğu gibi sonuçları vardır.
Mekanizmalar:
1- Bez atrofiye uğramıştır. Artık kolinerjik sinir uyarısı gelse bile bezin kendisi salya üretememektedir. Yaşlılık, radyoterapi ve Sjögren sendromu örnek verilebilir.
2- Kolinerjik stimülasyon yoktur. Bez çalışabilmektedir fakat parasempatik sinir aktivasyonu yoktur. Heyecanlı ve adrenalinli yaşantısı olan bireylerde, uykusuzluk, uzun seyahat, sınav heyecanı, gibi durumlarda ortaya çıkar.
3- Ağız açık kalıyor olabilir. Salya bezi çalışıyordur, sinir aktivasyonu da mevcuttur, salya yeteri kadar geliyordur fakat ağız kapanmadığı için mevcut salya hızla kurumaktadır.

Şimdi bunları masaya yatıralım:

1- Bez atrofisi

Parotis dahil diğer büyük tükrük bezleri, ve hatta submuköz bezler yaş ile birlikte giderek küçülür. Alkol ve sigaranın bez atrofisine katkısı olabilir. Ayrıca kötü ağız hijyeni tükrük bezi atrofisini hızlandırır.
Radyoterapi gören şahısların iyonize edici ışınlar sebebi ile bez parenkiminde hasar oluşur ve hücre rejenerasyonu durduğu için iyileşme görülmez.
Sjögren sendromunda ise otoimmün bir mekanizma ile B limfositleri IL-6 ve IL-10 aracılıklı olarak bez lümenindeki asiner hücrelere karşı antikor üretmeye başlar, bez lümeninde hasar meydana getirir ve bezin salya üretme yeteneği kaybolur. Orta yaş kadınlarda erkeklere kıyasla 9 kat fazla görülür. Hastalık ilerlediğinde Th1 ve Th17 hücreleri dokuya toplanarak hasarı artırır.
Antihistaminik başta olmak üzere bir çok ilaç tükrük salgısını ya otonom sinir sistemi seviyesinde veya bez parankiminde reseptör seviyesinde bloke edebilir. Antihipertansifler, antitussif, antidiyaretik, antiasmatik ilaçlar, bronkospazm yapıcılar, antikolinerjik ilaçlar kuvvetli biçimde salya kısıtlaması yapabilir.
Bez atrofisi ile seyreden ağız kuruluklarında fazla bir tedavi seçeneği yoktur. Replasman yoluna gidilir.

2- Parasempatik aktivasyon

Otonom sinir sisteminin profili
Parasempatik ve sempatik sinir liflerinin hakimiyet bölgeleri

Nervus vagus, kafa tabanından çıkar, ince bağırsağın bitip kalın bağırsağın başladığı apandisit adı verilen bölgeye (Processsus vermiformis‘e) kadar bütün bağırsağı inerve eder, ayni zamanda glossopharyngeal pleksustan parotis ve dil altı salya bezlerine iplikler taşır.  Salyanın tetiklenmesinden sorumludur. Bu sinirin parasempatik uyarımları salya bezinde salya salgılanmasını sağlar. Bu kural bütün vücut salgıları için geçerlidir. Parasempatik sinir iplikleri uyarılınca organda salgı artışı olur. ter, göz yaşı, salya ve solunum salgıları bu şekilde salınır. Sinir lifinin parasempatik uyarısı durduğunda organdaki salgı durur. Örneğin burun salgısı kaybolur ve burun kurur, göz yaşı kuruyabilir veya salya kuruyabilir. Eğer organa giden sinir lifi parasempatik uyarıyı yeniden kazanırsa organda salgı yeniden normale döner. Bu tür ağız kuruluğu hyposalivaton (salyanın azalması) dır.

Çocuklarda diş çıkarma sırasında göz yaşarması ve salya artışı görülmesinin sebebi çıkmakta olan dişin deldiği diş etinden etrafa yayılan histamin isimli maddenin  gözyaşı  ve tükrük bezlerine giden parasempatik sinir liflerini uyarmasıdır. Bu sebeple otonom sinir sisteminin parasempatik parçasının aktive edilmesi, dürtüklenmesi, uyanık tutulması, stimüle edilmesi salyayı artırır ve/ya salyanın artmasına katkı sağlar.

Eğer sindirim kanalının bir ucunu, köşesini, veya herhangi bir parçasını besin maddeleri ile meşgul edersek, uyarmış oluruz, böylece N. vagus‘un geçtiği yol üzerinde uyarı elde eder veya salgı için gerekli uyarıyı elde etmiş oluruz. Bu durum sindirim kanalı dolu ve meşgul ise/iken salyanın artmasına sebep olur. Bu sebeple ağız kuruluğu şikayet olanlara sindirim kanalını meşgul edecek, kolay sindirilmeyecek, saatlerce sindirim kanalında kalacak besinler önerilebilir. 

Sindirim kanalı dolu iken diş gıcırdatmanın 
Gece dolu mide ile uyuyanların yastığına salya akmasının
Diş çıkarma sırasında salya artmasının 
Kabız bireylerin aşırı ve kolay terlemesinin sebebi parasempatik aktivasyonun amacını aşacak kadar artmış olmasıdır. Yani ağız kuruluğunun tersine döndüğü rahatsızlıklardır.

3- Ağzın açık kalması

Bazı insanlarda istirahat konumunda dudaklar ağzı ve dişleri kapatmaz. Eğer böyle bir durum varsa aralık kalan dudaklar arasından geçen hava ağzın ve boğazın kurumasına sebep olacaktır. Dikkat ediniz: bu durumda salya eksik değildir, salya üretimi sınırlı değildir, sadece üretilen salya dışarı akmakta veya kuruduğu için ağızda kuruluk meydana gelmektedir. Bu türlü ağız kuruluğuna xerostomia denir. Bu bir hyposalivaton değildir.
Bu konuda bir terminoloji kaosu vardır. Xerostomia (serostomi okunur) bireyin ağzını kuru hissetmesi anlamına gelir. Hiposalivasyon terimine sinonim olarak xerestomia terimi kullanılmaktadır. Ancak xerostomia terimi Dysgeusia (disguzi okunur) hastalıklarını da içine alır . Disguzi tat alma hissinde değişim demektir. Yani bireyin ağzı kurumasa ve tükrük kalitesi değişip ağzını kuru hissediyorsa bile xerostomia olarak isimlendirmek gerekir. Fakat biz ağızdaki salyanın ölçülerek 0.5ml/dakika dan küçük olduğu durumlara “ağız kuruluğu” adını veriyoruz.

Ağız kuruluğunun teşhisi

Bireyin ağzım kuruyor, dilim damağıma yapışıyor demesi en belirgin şikayettir.
Bireyin eline bir kap verilir ve 1 dakika boyunca sürekli tükürmesi söylenir. Elde edilen salyanın hacmi ölçülür. Salya 0.5 ml/dk debisinin altına düştüğünde ilk kuruyan damak kubbesinin en derin yeridir. Bu sebeple bireyin kafasını geriye yatırıp damak kubbesinin derin noktasına göz ile bakıldığında bu bölgenin kuru olduğu görülür. Bu amaç ile üretilmiş salya kalınlığını ölçen elektronik aletler de piyasada bulunmaktadır ancak bunlara ihtiyacımız olduğu kesin değildir.
Bireyin tam kan tablosu istenir. Kan tablosunda iyonlar, ALT, AST, LDH, RF, ASO ve hemogram değerlendirilip normal dışına çıkan bir değer varsa ilgili hekim ile temas edilir. Ancak kan tablosundaki değişimler olası bir sistemik hastalık düşündürür.
Dudak veya yanak içinden biyopsi yapılarak Sjögren sendromu bakımından patoloji laboratuarında incelenmesi gerekir.

Ağız kuruluğunun tedavisi

Bez atrofisi ile meydana gelen ağız kuruluklarının maalesef etkin ve başarılı bir tedavisi yoktur. Yapılan hiç bir tedavi yeterince tatmin edici ve kalıcı değildir. Bu sebeple ancak rahatlatıcı ve replasman yapıcı önlemler alınabilmektedir.
Hijyen sağlanmalıdır. Vitamin mineral desteği zararlı değildir, faydası bulunduğu da gösterilmemiştir.
Parasempatik aktivasyonun artırılması amacı ile uzun uyku dingin (koşturmasız) bir hayat tarzı gereklidir. Bu durum parasempatik aktivasyonu sağlayabilir veya destekleyebilir.
Kardiyolog izin verirse parasempatomimetik ilaçlar verilebilir. Bu ilaçlar kalbi yavaşlatıp tansiyonu düşürdüğü için aile hekiminin bilgisi dahilinde kullanılmalıdır.
Pilokarpin içeren göz damlası dil altına günde 5-6 damla uygulanabilir. Kolinerjik etki oluşturup eğer atrofiye olmadıysa bezi salya üretimine sürükleyecektir. (Motamed B, 2022)
Acılı, biberli, turşu, limon, baharatlı beslenme tercih edilmelidir. Bu tatlar salyayı artırır.
Ancak bu ilaç astım, spastik kolon, bradikardi, hipotansiyon, hipertiroidi, epilepsi, Parkinson, myasteina gravis hastalarına verilmez.


Posalı beslenmelidir.
Laktoperoksidaz ve müsin içeren suni salya gibi davranan bazı sprey ve gargaralar bulunmaktadır. Bunlar kullanıldığı saatler için hafif bir rahatlama sağlar.
Ortodontist ve kulak burun boğaz hekimi işbirliği ile istirahat konumunda dudakların kapalı kalması sağlanmalıdır. Gerekirse burun pasajında varsa tıkanıklık veya darlık giderilmeli, burun pasajından hava trafiği artırılmalıdır. Bu durumda ağız içindeki hava trafiği kaybolur.

Kaynaklar:
– Motamed B, Alaee A, Azizi A, Jahandar H, Fard MJK, Jafari A. Comparison of the 1 and 2% pilocarpine mouthwash in a xerostomic population: a randomized clinical trial. BMC Oral Health. 2022 Dec 1;22(1):548. doi: 10.1186/s12903-022-02576-6. PMID: 36457091; PMCID: PMC9713117.
– Gorsky M, Epstein JB, Parry J, Epstein MS, Le ND, Silverman S Jr. The efficacy of pilocarpine and bethanechol upon saliva production in cancer patients with hyposalivation following radiation therapy. Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral Radiol Endod. 2004 Feb;97(2):190-5. doi: 10.1016/j.tripleo.2003.08.031. PMID: 14970777.

KAN TETKİKLERİ İÇİN PÜF NOKTALARI

Kan testleri yapılırken gelişi güzel saatte ve gelişi güzel kan alınmaz. Her test için bilinmesinde fayda olan bazı kurallar vardır. Değerli meslektaşlarıma hatırlatmak amacı ile bunlardan bazılarını listeledim

Bir çok test 12 saat açlık gerektirir, sonuncu öğünde hafif bir yemek yenmiş olmalıdır. Dolu mide ile geç saatte yatıldıktan sonra, 12 sat dolmadan ertesi sabah kan verildiğinde bir çok değer şaşacaktır.
Ayakta duran insandan kan alındığında total protein, albümin, kalsiyum, hemoglobin, hematokrit, renin, katekolamin, alkalin fosfataz, kolesterol, alanin aminotransferaz (ALT), ve demir seviyeleri yüksek bulunur.
Yatarak uzanan bireyde serum interstisyel sıvılara kaçar. En uygun kan verme pozisyonu oturmaktır.
Kan vermeden önce hormon ve doğum kontrol hapı dahil bütün ilaçlar terk edilmiş olmalıdır. Ölçülecek kimyasal maddeyi doğrudan etkilemediği biliniyor olsa bile bir çok ilaç karmaşık, zincirleme ve önceden kestirilemeyen reaksiyonlar zinciri ile bir çok biyokimyasal reaksiyonu değiştirebilir.
Turnike bağlayarak damarı sıkmak ve veni kan ile şişirmek amacı ile hastanın yumruğunu sıkıp açmasını sağlamak derhal kandaki sodyum ve laktat seviyesini yükseltir. En doğru teknik turnikesiz kan almaktır. Bu mümkün olmuyorsa kol, turnike ile boğulur, damara girilir, turnike açılır ve uzun bir süre beklenir.


Sirkadyan ritm gözetilmelidir.
– Büyüme hormonu, asit fosfataz, aldosteron saat 06 dan 15 e kadar yüksektir.
– Transferrin 16:00 – 20:00 arasında maksimumdur.
– ACTH, serum demiri ve kretainini 19:00’da , sabah 07:00 deki değerinin %130 una yükselir.
– Eozinofiller öğleden sonra düşüktür,
– lenfositler sabah maksimumdur,
– lökositler sabahları maksimumdur.
– Urobilinojen öğleden sonra maksimumdur.
– Parat hormon sabah 08:00 de en düşüktür.
– Kortizol uyku sırasında yükselmeye başlar.
– Fosfat, BUN, hematokrit ve trigliserit öğleden sonra yüksektir.
– Histamin sabah 11:00 de en düşük, gece 03:00 te maksimumdur.
– Gebeliğin sonundaki alkalin fosfataz ve kortizol seviyesi gebeliğin başlangıcındakinin 3 katıdır.


Bazı maddeler gün içerisinde bir veya iki dalga şeklinde iniş ve çıkış salınımları gösterebileceği gibi bazı kimyasalların serum seviyeleri kare dalga şeklinde keskin salınımlar da gösterebilir veya puls katarları şeklinde paketler halinde salınabilir.
Alkol alanlarda uzun bir süre boyunca kanda ürik asit, laktat, gamma glutamyl transferase, trigliserit, aspartat aminotransferaz(AST), biluribin, alkalin fosfataz ve daha bir çok kimyasal maddeyi yükseltir veya azaltır.
Şişmanlarda CRP biraz yüksektir.
Alkol muayenesi amacı ile kan alınırken ön kol derisi alkol ile silinmemelidir. Alkol içermeyen bir antiseptik ile silinmelidir

Kaynak:
Norbert W. Tietz (Ed) Clinical Guide to laboratory tests 3rd edition. W.B. Saunders Company Pennsylvania, 1995

Jacobs DS, DeMott WR, Oxley DK. Laboratory test handbook. 2nd ed. Lexicomp 2002 Cleveland

CAHİL TAKLİT EDER, ALİM TETKİK EDER

Çünkü cahil taklit eder, alim tahkik eder.
Cahil taklit eder, alim tahkik eder.

Dikkat ettiniz mi?
Cahile ne söylersen onu nakarat eder. Üstelik zam yapar. üzerine koydukça koyar. Artırdıkça artırır. Abartır abartır abartır abartır abartır ..!

Kim ki bir şeyi abartıyor, onu ballandıra, dallandıra dillendiriyor, coşkuyla ve ısrarla hayatın merkezine çekiyor, olduğundan büyük ve önemli gösteriyor, bilin ki, o bu konuda cahildir. Başkasının söylediklerini naklediyordur ve bu konuda hiç bir özgün fikri bulunmamaktadır.

Çünkü cahil taklit eder, alim tahkik eder.

 

DOLANDIRICININ AKLINI KARIŞTIRMAK

Dolandırıcıyı sorgulamak

Son yıllarda sayısız dolandırıcı kendisine polis süsü verip ev soydu, telefon sahtekarlığı yapmaya başladı. Onlardan bir tanesi ben dolandırmayı denedi. Aşağıda bu görüşmeyi paylaşıyorum:

Adam telefonda “Emniyetten arıyorum kiminle görüşüyorum?” dedi.
“Benim kiminle konuştuğuma bağlı” diye cevap verdim.
Dolandırıcının aklı karıştı. 🙂
“Ben polisim emniyetten arıyorum” dedi.
“Bunu biliyorum. Sizin adınız nedir?” dedim.
Bir isim söyledi. Şimdi anımsamıyorum
“Hangi karakoldasınız veya binadasınız şu anda ?” dedim.
“Burası emniyet müdürlüğü sizi alacağız, soruşturma kapsamınzda adınız geçiyor” dedi.
“Benim adım nedir?” dedim. (hahahaaaa:-)) adamla dans ediyoruz 
🙂
“Cep telefonunuzu verin sizi cebinizden arayacağım 155 kamu hattını ekranda göreceksiniz” dedi.
“Siz bana cep telefonunuzu verim ben sizi arayayım numaramı görün dedim. Veya madem 155 dediniz, ayrılmayın öbür telefondan 155 i çeviriyorum, sizin adınız neydi?” dedim.
Adam öyle bir küfür etti ki, 95 yaşındaki annemle nerden tanıştıklarını bilmiyorum ama cinsel açlığı varmış heralde bu kardeşimizin 
🙂
Kapattı telefonu. Ne güzel akıl oyunları oynuyorduk, yarım kaldı. Darısı bir sonrakine.

Bundan 2-3 yıl kadar önce 2 tane dolandırıcı beni benzer şekilde aramıştı. Dolandırıcıların cep telefonu numaralarını şikayet dilekçesi ile savcılığa bilridmiştim. Suç duyurusunda bulunmuştum. Her iki müracaatım için bana gelen cevap şuydu: “Suç teşekkül etmediği için dosyanın takibine gerek yoktur”

Şu noktaya dikkat ediniz dostlar: eğer kazıklama, sahtekarlık ve dolandırıcılık başarısız ise suç değildir.

CEP TELEFONU ESİRLERİ ve ASOSYAL MEDYA

Cep telefonları üzerinden kurulan arkadaşlıklar, olmayan dostlar, sanal bir ortam, muhatabından gizlenen bireylerin alabildiğine özgürleştiği sahte medya. Buna “asosyal medya” diyorum ben.

Asosyal medya esirleri
Asosyal medya, iletişimsizliktir.

Sevgililer kafeteryada ayni masaya oturup cep telefonu kurcalıyor. Baba oğul birbiriyle konuşmuyor, mesajlaşıyor. Anne kız, karı koca konuşmuyorlar. Olmayan bir alemde sahte bir sosyal hayat yaşıyorlar. İşin garibi mutlular. Ve çöküşteler.

Kimisi ağzı koktuğunu, kimisi yüzündeki kırışıklığı, kimisi saçının döküldüğünü , aklaştığını, kimisi ayağının koktuğunu, kimisi vakitsizliğini, yüzündeki benleri, bacağının eğriliğini, kimisi kekemeliğini ve kolundaki kılları gizler, kimisi kaçak ilişki peşindedir. babasından, kocasından karısından , kızından gizlenmesi en kolay yerdir asosyal medya.

Üzülüyorum.