Halitosilin hikayesi

Ülkemizde ve hatta dünyada alkolsüz çinkolu bir ağız kokusu gargarasının bulunmayışı çok tuhaf. Bu eksiği görüp bir formül geliştirip ürettirmeyi hayal etmiştim. Bu rüyanın nasıl gerçekleştiğini kalema aldım. (Ağız ve nefes kokusu isimli eserimin birinci bölümünden aynen kopyalayarak yayınlıyorum:)

2008 yılı incelemesine göre eczanelerimizde 211 tane parasetamol içeren tablet bulunmasına rağmen yeterli kalitede ağız kokusu gargarası yoktur. Çinko içeren alkolsüz ve katkısız ağız kokusu gargara sayısı birkaç tanedir (HalitosilZn, Oderol gibi) ve eczanelerimizde yaygın olarak bulunmamaktadır.

Başta etil alkol olmak üzere alkollerin ağız kokusu (ve ağız kanserlerine eğilim) yapıyor olduğu bilinmesine rağmen, alkol içeren meşhur ve ithal gargaralar eczanelerimizde bolca satılmaktadır. Üstelik bunların kutularının üzerinde “alkolsüzdür” diye yazmasına rağmen içeriğinde (etil olmayan) alkoller bulunmaktadır. Bu alkoller ağız kokusu yapabilmektedir. Ağız kokusu hastaları bunları satın almak zorunda bırakılmakta, iyileşeceği yere kötü koku şikâyetleri daha da artmaktadır. Diş hekimleri ve diğer hekimler konudan uzak oldukları ve yeterli eğitilmedikleri sebebi ile bu alkollü gargaraları yazmakta ve hastalara önererek problemi derinleştirmektedir. Bu gargaraların üzerinde alkolsüz olduğu beyan edilip içine (etil olmayan) alkoller ilave edilmiş olması tuzak gibidir. Suikasttir.
Piyasamızda plastik dil kazıyıcılar (dil fırçası adı ile) halka satılmaktadır. Bunlar sağlığa zararlıdır ve piyasadan toplatılmalıdır. (Bkz. Bölüm 46)

HalitosilZn ağız kokusu gargarası nasıl doğdu?
Ülkemizde ağız kokusu ürünü bulunmadığını görünce, böyle bir ürünün eczanelerimizde bulunmasının şart olduğunu düşündüm. (Problemi görebiliyorsan düzeltecek olan sensin kuralı). Alkolsüz, çinkolu, tatlandırıcısız, kokusuz, sodyum kloritli ve asit borikli güzel bir koku giderici formül hazırlayıp patentini aldım.

Zorluklar başlıyor:
Gargara haline getirilmesi ve üretilmesi amacı ile çeşitli ilaç firmalarına müracaat ettim. Firmalar ülkemizde yürürlükte bulunan anlamsız ve aşılaması zor bürokrasi sebebi ile bu gargarayı üretmek istemediler. Yasaları ve bürokratik kuralları inceledim. İlaç eczacılık dairesine gargara üretimine dosya açmak için gerekli olan imkansıza yakın belgeleri ve harç paralarını duyunca firmalara hak verdim. Durumu incelediğimde o günün parası ile bir binek arabası satın almak için gerekli olan paranın yarısı kadar bir dosya ücreti ödenmesi gerektiğini üzülerek gördüm. Dosyaya konulması istenen belgeler ise üreticiye ceza olarak yeterliydi. Bu belgeleri tamamlamak yıllarca sürebilirdi. Şu anda nelerin istendiğinin listesini veremem ama ilaç üretmek için gereken şartları okuyunca şaşkınlık içinde kalmıştım. İlaç firmalarına hak verdim ve gargara üretmekten bir süre vazgeçtim. Bir devlet üretim yapmak isteyen vatandaşını neden bu kadar zora sokar acaba?

Firmalar, bu ilacı Bulgaristan veya Çekoslavakya’da merdiven altı üretip ülkeye ithal edersek daha kârlı olacağımızı söylediler. Bu yolun daha kolay, avantajlı ve sükseli olduğunu ifade ettiler. Çünkü Avrupa malıdır dediğiniz zaman özendirilerek yetiştirilmiş toplumumuza bir ilacı daha kolay kabul ettirebileceğimizi öne sürdüler. Aslında haksız değiller. Ülkemizde mevcut yasalar ve kurallar bir yandan üreteni cezalandırıyormuş, diğer yandan ithalatı cesaretlendiriliyormuş. O sıra öğrendim bunu. Düşünsenize kendi geliştirdiğim formülü bürokratik engeller sebebi ile Bulgaristan’da ürettireceğiz ve ülkemize ithal edeceğiz? Bu bana yakışmazdı.

Diğer ürünler:
O tarihlerde veya sonraki yıllarda başka Türk müteşebbisler de benimle temas edip bazı ağız kokusu ürünlerini yurt dışından satın alıp ülkemize ithal etmek istediklerini ve hatta ülke çapında dağıtıcılık (distribütörlük) yapmak istediklerini anlattılar. Bu konuda benim fikrimi sordular ve desteğimi istediler. Bir tanesi Oxyfresh diğeri CB12 idi. Kendi formülümüz dururken paramızı yurt dışına çıkmasını doğru bulmadım. Bu ürünleri desteklemeyi reddettim. Yerli çözümlerde ısrar ettim. Buna rağmen hiç gerekli olmamasına rağmen ve ülkemizin hiç ihtiyacı bulunmuyor olmasına rağmen iki gargara da ülkemize girdi. Bu iki gargaranın ağız kokusuna etkisini karşılaştırmalı inceledim ve faydalı bulmadım. Popüler markalardan Listerin’i de faydalı bulmadım. (Bkz. Bölüm 49) Avuç dolusu dövizimiz yurt dışına akıyor. Çok üzülüyorum. Bunların ağız kokusu üzerine yeterince etkin olmadıklarını bir bilim çalışması ile gösterdim ve uluslarası hakemli dergide yayınladım. (Aydın M, 2020)

O günlerde ismi Çözüm İlaç olan firmanın sahibi Sn. İlhami Kotan ile tanıştım. Benim ağız kokusu engelleyen formülümü üretmek istediğini, ilaç eczacılık dairesinin ve sağlık bakanlığının önüne çıkardığı bürokratik engelleri aşmak için efor sarfedeceğini memnuniyetle öğrendim. Fakat formül için bana ödeyecek parası olmadığını söyledi. Kendisinden formül karşılığı ücret istemedim ve bundan sonra da ücret talep etmeyeceğimi noter belgesi ile kendisine bildirim. Böylece ticari emniyet ortamı verdim kendisine.

İlk üretim:
Ben formülden veya herhangi bir şeyden ücret almayınca bu kahraman şahıs Türkiye’nin ilk ağız kokusu gargarasını PharmolZn ismi ile piyasaya sürdü. İlhami bey benim ücret istemeyişimin karşılığında ismimi gargara kutusunun üzerine basarak bana teşekkür etmiş oldu. Formülü ücretsiz teslim ettim. Yeter ki ülkemizde sayısız insan mağdur kalmasın ve paramız yurt dışına çıkmasın diye düşündüm. Üretim başladı. Rüyam gerçek oldu

Daha sonra gargaranın formülüne NaClO2 ilave ederek etkisini güçlendirdim. Bu gün HalitosilZn ismi ile eczane ve sanal marketlerde satılmaktadır. Ülkemizin en başarılı ağız kokusu gargarasıdır. Hala her eczaneye dağıtımı mümkün olmamaktadır. Çünkü Listerin, Colgate Plax gibi firmalar 5 (veya 10) tane gargara satarsa eczacıya eşantiyon bir adet gargara veriyormuş. Bu sebeple eczacıların bir kısmı (hepsi değil) HalitosilZn soran hastalara “piyasada yok size bunu verelim” diyerek kendilerine bedava ürün veren gargaraları satıyorlarmış. Bizler reçeteye HalitosilZn yazsak bile hastanın elinde başka ürün görüyoruz. Bazı eczacılar ticari sebeplerle ilaç değiştiriyorlarmış. Bu sebeple yıllardan beri HalitosilZn bulmak zor oluyor. Başka sebepler de var: Eczanelere ilaç temin eden depolar için de benzer şeyler söylenebilir. Piyasaya yeni çıkan ürünlere kolaylık sağlamıyorlar, stok ve dağıtım için ilave ücret talep ediyorlar. Bu uygulamalar Halitosil’in eczanelere yaygınca dağıtılmasına engel oluyor.

Marketlerde de durum farklı değildir. Bir süpermakete gargaranızı koymak ve rafta satmak isterseniz bir servet ödemeniz gerekir. Bu durumda ya HalitosilZn’yi iki katı fiyata satmak veya markette satmaktan vazgeçmek gerekir.

Halka duyurmak için gazeteye gargara reklamı vermek ülkemizde yasaktır. Televizyonda ise çok pahalıdır. Bu sebeple HalitosilZn halka yeterince duyurulamadı. Ama artık bir veb sitesi var

Umarım avuç dolusu döviz ile ülkemize giren az faydalı ağız kokusu ürünleri yerine Halitosil hak ettiği yeri alacaktır.

Ağız kokusu mideden gelmez

Ağız kokusu hastalarının önemli bir bölümü midelerinden koku gelme ihtimali bulunmadığı halde endoskopi oluyorlar.

Hint tıbbından başlayıp Arap yarımadasına kadar ve daha sonra Ortaçağ Avrupasına kadar tıp tarihi yazıtlarında mideden ağız kokusu gelebileceği öne sürülmüştür. Ancak günümüz çağdaş tıp biliminde bunu söylemek için elimizde yeterli delil yoktur. Wu’nun bir kaç yayınında dispepsi ve ağız florası arasında ilişki iddia edilmiş olsa bile veya antral gastrit ile mide öz suyu kromatografisi arasında koku şüpheli bir ilişki tarif edilmiş olsa bile, midesi tedavi edilip ağız kokusu iyileşen hiç kimse rapor edilmemiştir.

Bir çok ağız kokusu hastası gereksiz yere mide ve bağırsak sisteminden Midenin kokabilmesi için ağır bir hastalığın şiddetli bir şekilde vücudu sarmış olması gerekir. Örneğin mide kanseri, geçirilmiş ağır mide ameliyatları, kanlı kusmalar, durdurulamayan ishal, kanlı dışkılama, şiddetli karın ağrıları ile seyreden ağır hastalıklar, yoğun bakımda yatalak olan hastalar vesaire. Ancak bu kişilerin mide kaynaklı (Tip 3) ağız kokuları bulunabilir. Bu hastalar ise bize ağız kokusu için gelmezler.

Bu sebeple sedye ile getirilmediyse, kendisi ayakları üzerinde durarak ve yürüyerek gelen bir ağız kokusu hastamızda mide problemi aramamıza gerek yoktur.
.
Bazı agiz kokusu veya nefes kokusu hastalarımın elinde bir hatta bazen bir kaç endoskopi raporu görüyorum. Buna hiç gerek yoktur. Umut, para, mesai kaybına sebep olmaktadır. Midenin ağız kokusuna sebep olmadığı gösterilmiştir. (Winkel E, 2012)

Ortaçağ tıbbının eksik bilgisi ve yetersiz uygulamalarının bu güne uzantısı olarak midenin koktuğunu zannetmek maalesef günümüz dünyasında yer bulmaktadır. Ağız kokusunu tedavi edemeyen her kurum hastanın midesinden endoskopi istemekte, gereksiz para ve umut kaybına sebep olmaktadır. Hele ki, ağız kokusunu ölçüp mide bağırsak sistemini işaret eden tanı koymak oldukça isabetsizdir.

Bu konuda Helicobacter pylori isimli bakteri hedef yatası olmuştur. Mideye yerleşip gastrite sebep olabilen bu bakterinin nefeste nitrat emisyonu yaptığı doğrudur ancak bu miktar kokusunu alabileceğimiz seviyelerin çok altındadır.

Bana gelen hastaların şikayetlerini dinleyip ölçümler yaptığımda ve ellerinde daha önce yaptırmış oldukları tetkikleri incelediğimde görüyorum ki insanlar gereksiz yere sancılı tetkikler yaptırmış oluyorlar. Üzülüyorum
.
Bu sebeple ulaşabildiğim insanları uyarmak istedim.

Ağız kokusu varsa önce dilinizi temizleyin.

Ağız kokusu hakkında herşey buradadır.

Kendi ağız kokusuna alışmak

Her ağız kokusu hastası kendi ağız kokusuna alışır ve kendi kokusunu duymaz olur diye söylenir.

Ağız kokusu konusunda endişelenen bireyler, kendi ağız kokularını halitometre ile ölçüp bulduğumuz değerden daha yüksek olarak değerlendirirler. Veya tarafsız bir bireyin bulduğundan daha yüksek bir seviyede ağız kokusu bulunduğunu söylerler. Eğer bir adaptasyon gerçekleşmiş olsaydı, yani eğer bireyler kendi kokularını duymuyor olsaydı, bireyin gerçek değerden daha az şiddette ağız ve nefes kokusu bulunduğunu beyan etmesi beklenirdi.

Acaba koku adaptasyonu diye bir şey mi yok? Yoksa psikolojik bir algı bozulması mı var?

Eğer hastalar kendi ağız kokularına alışmış olsalardı “koku yok” derlerdi. Hastaların bu önyargılı varsayımları, obsesyon-zorlantı, depresyon, kaygı, fobik kaygı ve paranoid düşünce gibi psikopatolojik göstergelerle önemli ölçüde ilişkilidir.

Ayrıca, bu önyargılı kavramlar inatçıdır, derinlere yerleşir ve iddialıdır. Ancak psikiyatrist tarafından tedavi edilebilir.

Dişeti kanaması ağız kokusu yapar

Ağız kokusunun en sadık belirtisi nedir diye sorarsanız diş eti kanaması olduğunu söylerim

Eğer bir insanın dişlerini fırçalarken diş eti kanıyorsa biliniz ki çok büyük bir ihtimal ile tip 1 ağız kokusu mevcuttur. Bu şahısın iyileştiğini diş etindeki kanamanın kaybolmasından izlemek mümkündür.

fırçalarken meydana gelen diş eti kanamasının en sık rastlanan sebebi: yumuşak fırça, yumuşak fırçalamak, çabuk yumuşayan pahalı diş fırçaları kullanmak, eksik fırçalamak, yanlış fırçalamak veya hiç fırçalamamaktır.

Fırçalasam bile kanıyor diyenler yumuşak veya çabuk yumuşayan diş fırçası kullanıyorlardır veya çok kısa diş fırçalıyor olabilirler. Aşağuıda anlatılan şekilde diş fırçalandığında diş eti kanamaları duracaktır. Eğer durmuyorsa diş hekiminize gidip diş taşı ve plak temizlği yaptırma zamanınız gelmiş demektir.

Dişeti kanıyorsa yumuşak diş fırçasını terk etmek gerekir.

Peki o halde nasıl diş fırçalayacağız? bu işin doğrusu masıl dediğinizi duyar gibiyim. Bu sitede yazan açıklamaları okuduysanız https://drmurataydin.com/dis-nasil-fircalanir.html

şimdi bu videoyu izleyebilirsiniz:

Dil kaplaması ağız kokusu yapar

Bu dünyada rastlanan ağız kokularının %80 den fazlası ve hatta belkide %90 dan fazlası dil sırtındaki kirlilikten meydana gelir. Bu krililiğe dil kaplaması denir. Dil kaplaması bilenen en kuvvetli ağız kokusu sebebidir.

Dil kaplaması, ölü bakteriler, ölü epitel hücreleri, yemek artıkları, salya proteinleri, canlı bakteri kolonilerinden meydana gelir. Dil fırçalandığında temizlenir ve ağız kokusu kaybolur.

Oruç, nefes kokusu yapar

Nefes kokusu sadece ağız kokusunu artırmakla kalmaz, aynı zamanda bireyde yoğun bir nefes kokusuna da sebep olur. Yani oruç ve açlık durumu sadece tip 1 değil aynı zamanda tip 4 ağız kokusu için de yeterli bir sebeptir. Açlıkta beslenme sıkıntısı çeken bakteriler salyamızda bulunan proteinleri sindirip kokulu gazlara dönüştürürken, organizmamızda da benzer metabolik değişimler gerçekleşir. Organizmamızdaki azalan enerji sebebi ile yedek enerji depoları devreye girerek beta hidroksi butirat başta olmak üzere bazı kokulu maddelerin nefes geçtiği görülür. Bu sebeple oruçlunun ağız kokusu engellenemez.

diş20 yaş dişlerinden ağız kokusu meydana gelebilmesi için dişin bir kısmının dışarı çıkmış diğer kısmının henüz çıkamamış olması gerekir. Bir yirmi yaş dişi tamamen gömülü ise veya tamamen ağıza çıkmış ise ağız kokusu yapmaz.

Psikolojik ağız kokuları herkeste olabilir. Bir doktorda psikolojik aız kokusu bulunabilir mi diye soruluyor. Bu sorunun cevabı evet’tir.